Merhaba...

1997 yılında kurmuş olduğumuz KERKÜK VAKFI inandığımız davanın hizmetinde ilkelerimizin kurumsallaştığı bir yuva olarak düşünülmüştür. Bu Vakıf, her zaman insana dönük faaliyetlerin yapılacağı ve kalıcı hizmetlerin programlanacağı bir dava ve kültür ocağı kimliğiyle bir platform görevini üstlenmektedir.
Biz herkese ve her kesime eşit mesafede olup doğruların savunucusu olarak yolumuza devam edeceğiz. Bu doğrultuda da Irak Türkmenlerinin davası ve geleceği için çalışma kulvarında öncü olup herkesi kucaklayan bir konumda olacağız.
Yıllardır yayınladığımız KARDAŞLIK dergisinin yanında üç lisanda onlarca esere imza atan bu kuruluş herkesi hizmete çağırıyor. Yolumuzdan şaşmadan ve ilkelerimizden taviz vermeden bu yolun yolcusuyuz ve öyle de kalacağız.
Herkese merhaba.

   Erşat Hürmüzlü
Kerkük Vakfı Başkanı
 


KARDAŞLIK 87

Türkmeneli’nden Türk’ün dilinden Uğruna Ölünen Toprak Vatandır Mahir NAKİP mnakip@yahoo.com Tarih ne diyor? Kabil ile Habil’in çekişmesinden beri yeryüzünde bir keşmekeş var. Bu mücadeleye rağmen yerküre hiç büyümezken dünya nüfusu 2 kişiden 7,5 milyara ulaşmıştır. Demek ki savaşlar berdevam ve her şey bir karış yer için olmuştur. Bu savaşların kimler arasında olduğu önemli değil, önemli olan savaşın sebebi topraktır. Onun için toprağın altındaki ve üstündeki kıymetlere bakmaksızın değerli olduğunu söylemek mümkündür. Çünkü nüfus artarken yerküre büyümüyor. İşte bir millet için uğruna kan dökülen toprağın adı vatandır. Merhum Cemal Kuntay’ın şiiri bunu en veciz biçimde ifade ediyor: Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır Bugün dünyada eski şehirlerin çoğu defalarca el değiştirmiştir. Bu el değiştirme sırasında şehirlerin demografik yapısı da değişmiş ya da değiştirilmiştir. Fetihler, işgaller, istilalar ve doğal âfetler bu değişmenin sebeplerinden birkaçıdır. Osmanlı tarihinden birkaç örnek verebiliriz. Osmanlı Ordusu binlerce şehit vererek Balkanları vatan edinmek istemiş ve hatta Anadolu’dan çok, oraları imar etmeye çalışmıştır. Bu bir Kızılelma idi Osmanlı için. Selanik ve Üsküp bu coğrafyanın önemli iki şehridir. Bir zamanlar bu şehirlerde Türk-Osmanlı kültürü basınıyla, mimarisiyle, musikisiyle, şiiriyle ve folkloruyla zirvede idi. Ama bugün özellikle Selanik’te TürkOsmanlı’dan sadece birkaç bina hatıra kalmıştır. Neden mi? Göç önemli sebep olmakla beraber, Osmanlının zayıflaması ve güçsüz düşmesi esas sebebi oluşturmuştur. Demek ki direnmeyen bir şehir el değiştirmeye mahkumdur. Osmanlı Coğrafyasında Türk Olmak Ortadoğu’nun en güçlü üç milleti Araplar, Farslar ve Türklerdir. En son bu coğrafyaya gelip yerleşen, devletler kuran, ciddi sosyal ve kültürel iz bırakan millet, Türklerdir. Osmanlı zayıflayınca özellikle emperyalist Avrupa devletlerinin ana amaçlarından birisi, Türklerin Ortadoğu’dan izlerini silmek ve onları anavatanları Orta Asya’ya sürmekti. Mustafa Kemal önderliğinde yürütülen Kurtuluş Savaşı neticesinde Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması, Avrupa’nın bu ütopyasını ve emelini boşa çıkarmıştır. Ancak Avrupa emperyalizmi bir ölçüde başarılı olmuştur denilebilir. Nitekim, Türkiye dışında kalan Balkanların ve Ortadoğu’nun birçok ülkesinde ciddi bir nüfus kütlesi olan Türklerin sayısı giderek azalmıştır. Romanya, eski Yugoslavya (yedi ufak ülkeye bölündü), Bulgaristan ve Yunanistan Balkanlarda; Irak, Suriye, Lübnan ve Filistin Orta Doğu’da Türk barındıran eski Osmanlı coğrafyasıdır. Yirminci Asırdan Yirmi Birinci Asra intikal ederken, bu ülkelerde yaşayan Türklerin ortak üç temel problemi olmuştur: Yönetimleri tarafından asimile olmak Toprak kaybetmek (Başta Türkiye olmak üzere) başka ülkelere göç etmek. Osmanlı’nın mirasçısı olarak Türkiye

Kerkük Vakfından Bir Çağr

Kerkük Vakfından Bir Çağr
Kerkük Vakfından Bir Çağrı
Irak’ta Mustafa Kazimi hükümetinin kuruluşu sırasında bazı mihrakların Türkmen halkına karşı olan plan ve yönelişleri açıkça belli olmuş, Irak Türkmenlerinin siyasî karar mekanizmasından dışlanması emelleri açığa vurulmuştur. Irak Millet Meclisinin kararları ve Irak Anayasası’nın, açıkça üçüncü kurucu unsur olduklarını açıklayan kabullere rağmen bu haksız tutumlar kabul edilemez.
Irak’ta Mustafa Kazimi hükümetinin kuruluşu sırasında bazı mihrakların Türkmen halkına karşı olan plan ve yönelişleri açıkça belli olmuş, Irak Türkmenlerinin siyasî karar mekanizmasından dışlanması emelleri açığa vurulmuştur. Irak Millet Meclisinin kararları ve Irak Anayasası’nın, açıkça üçüncü kurucu unsur olduklarını açıklayan kabullere rağmen bu haksız tutumlar kabul edilemez.

İzzettin Kerkük Ağabeyimizi Anıyoruz

İzzettin Kerkük Ağabeyimizi Anıyoruz

3 Mayıs 2014 tarihinde hakka yürüyen Vakfımızın Kurucu Başkanı, Türk sevdalısı, Kerkük ve Türkmeneli hayranı, büyüğümüz, ağabeyimiz ve ülküdaşımız İzzettin Kerkük’ü vefatının altıncı yıl dönümünde rahmetle anıyoruz.

Erşat Hürmüzlü
Kerkük Vakfı Başkanı

Kerkük Vakfı Genel Sekreteri Prof. Dr. Suphi Saatçı Kerkükte Türkmen Oçağında seminer verdi

Kerkük Vakfı Genel Sekreteri Prof. Dr. Suphi Saatçı Kerkükte Türkmen Oçağında seminer verdi

KERKÜK VAKFININ BAŞKANI ERŞAT HÜRMÜZLÜ KERKÜK'TE TÜRKMEN KARDAŞLIK OÇAĞINI ZİYERET ETTİ

31-12-2019 salı Kerkük vakfı başkanı değerli abimiz ERŞAT HÜRMÜZLÜ Kerkük Türkmen Kardaşlık Ocağı nı zieyaret ederek bizleri onurlandırdı . ERŞAT HÜRMÜZLÜ ABİMİZE SONSUZ TEŞEKKÜRLER 2019 yılının son aylarında KERKÜK TÜRKMEN KARDAŞLIK OCAĞI KÜTÜPHANESİNE DEVR EDİLEN ŞEHİT DOÇ.DR.NECDET KOÇAK KİTAPLARINI İNCELEDİ ,BU KARARIN ÇOK İSABETLİ OLDUĞUNU BELİRTEREK EMEĞİ GEÇEN HERKESE TEŞEKKÜRLERİNİ SUNDU

KERKÜK VAKFININ BAŞKANI ERŞAT HÜRMÜZLÜ KEKÜKTE IRAK TÜRÜKMEN CEPHESİNİ ZİYARET ETTİ

MAVİ URBALILAR

MAVİ URBALILAR

Yazar: 
Erşat HÜRMÜZLÜ
Fiyat: 
10.00 TL

Editör’den Türkmeneli Coğrafyasının Bekçileri Türkmen Gençleridir Suphi SAATÇİ

Editör’den Türkmeneli Coğrafyasının Bekçileri Türkmen Gençleridir Suphi SAATÇİ Geçtiğimiz ayın başlarında (31 Ocak7 Şubat 2020) Türkmeneli bölgesine yaptığımız ziyarette yaşadığımız toprakların kokusunu bir kez daha içimize sindirerek dolaştık. Atalarımızın bu topraklara gelişi ve yerleşmesi elbette ki kolay olmamıştır. Geçmişimizin gençlerimiz tarafından bilinmesi ve bu konuda Irak’taki Türkmen varlığımızın hikmeti ve gerekçelerinin iyice anlaşılması büyük önem taşımaktadır. Zira yaşadığımız Türkmeneli coğrafyasının, bazıları tarafından göz ardı edilmesine karşılık, yetişen Türkmen gençlerimizin ayak bastıkları toprakların gerçek sahipleri olduklarını bilmeleri gerekir. Unutulmamalıdır ki geçmişini bilmeyen toplumlar geleceklerini de inşa edemezler. Selçukluların İslam Dünyasına Hizmetleri Oğuzların Kınık boyuna mensup olan Selçuklu hanedanı, 1071 yılındaki Malazgirt Zaferinden önce, Sultan Alparslan’ın amcası Selçuklu Sultanı Tuğrul Beğ’in parlak ve güçlü devlet yönetimi sayesinde İslam dünyası Selçuklu Devletinin himayesine alınmıştı. Selçukluların 23 Mayıs 1040 tarihinde kazandıkları Dandanakan Zaferi’nin ardından, Merv’de topladıkları kurultayda alınan karar gereği, Tuğrul Bey’in imzası ile Bağdat’a Halife Kaim bi-Emrillah’a hitaben bir fetihnâme gönderilmişti. Selçuklu elçisi ile gönderilen bu fetihnâmede, bundan sonra adaletin geçerli olacağından söz edilmiş, Selçukluların eskiden beri halifeye duydukları saygı ve bağlılıkları bildirilmiştir. Tuğrul Bey’in mektubu hilafet merkezine ulaşınca

Bize Göre Dekart mı... Türk Hars ve Medeniyeti mi? Erşat HÜRMÜZLÜ

Bize Göre Dekart mı... Türk Hars ve Medeniyeti mi? Erşat HÜRMÜZLÜ Rene Descartes (Rene Dekart) Fransız bir filozoftu. 1696 yılında vefat eden bu filozofun ismi batı dünyasında bir sıfat halini aldı. Dekartizm dediğinizde bu dünyada açıklık, şeffaflık, aklı hakim kılmak, hurafelerden arınma ve basit ailelerdeki insanları etkisi altına alan, nesilden nesile hiç sorgulanmadan miras kalan destanlardan kurtulma demek oluyor. Doğrusu Dekart’da çok zulüm gördü. Kapalı akıllar ve cehalete gömülmüş olan yetkililerin dayatmasına dayanamadığı için başka âkil adamlar gibi Hollanda’ya kaçtı. Bir zaman sonra bu düşünür, fikirleri yayınlanınca eski asırların Arestotle ve Eflaton mertebesinde anılmaya başlandı. Dekartizme muhtaç olduğumuz bu coğrafyada ve bu zamanlarda bir de kendi kendimize soralım. Daha Dekart dünyaya gelmeden Türk-İslam medeniyetini şiar edinen desek daha iyi olur eski nesillerimiz bu öğretileri ortaya koymadı mı? Kur’an-ı Kerim’den feyz alan eski kuşaklarımız her şeye rağmen

Sayfalar

Kerkük Vakfı RSS beslemesine abone olun.