Buradasınız

Makale

Güney komşumuz Irak, 2003 yılı işgalinden sonra, ne yazık ki hâlâ istikrar ve barış ortamına kavuşamadı. Bir diğer güney komşumuz olan Suriye’de ise başlayan iç savaş 5 yıldan beri bir türlü durdurulamıyordu. Türkiye, Irak ve Suriye’de devam eden yangınlardan en çok etkilenen bir ülkedir.

 



Farslar, Ortadoğu’nun en eski medeniyetlerini kuran milletlerin başında gelir. Bölgede en azından 2500 yıllık bir tarihleri var. İslam’dan önce bugünkü Azerbaycan, Ermenistan, Türkmenistan, Özbekistan, Kırgızistan, Güney Kazakistan, Afganistan, Tacikistan, Pakistan, Kafkaslar, Irak, Suriye, Güney Türkiye ve Arabistan’ın bir kısmına hakim olmuşlardır. Bu coğrafya için Büyük İskender’le savaşmışlardır.



                             Irak Türkmenlerinin gözde şehri Kerkük Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra anavatan topraklarının dışında kaldı. Bu yöre o tarihten sonra derin bir uzlet devresine girdi. 1940’lara gelindiğinde Kerkük, Türkiye’de, ancak belli bir yaşın üzerindeki insanların hafızasında kalan eski Musul vilayetimizin bir sancağının adıydı. O yılların ekonomik, sosyal ve kültürel atmosferi içinde Türkiye’de apayrı bir toplum meydana gelmiş; dünyadaki değerler sistemi değişmiş ve Kerkük ancak oraya yolu düşenlerin dikkatini çeken bir şehir durumuna gelmişti



Prof. Dr. Abdulhalik BAKIR*

 

Giriş

 



Divan şiiri geleneği içinde zirveye çıkmış olan Fuzûlî ( ? - Kerbelâ, 1556), Türk edebiyatı tarihi içinde müstesna bir yere sahiptir. Türkçesinin güzelliği sayesinde dilden dile, elden ele dolaşan şiirleri, dönemin imparatorluk coğrafyasında büyük yankı bulmuştur. Yazma divanları en fazla çoğaltılan ve yayılan şairlerin başında gelmiştir. Geçen 20. yüzyıla kadar, Fuzûlî’nin divanını ezbere bilen ve onu bir hikmet kitabı sayan yüzlerce hayranı ve meraklısı görülmüştür. Bütün bu özelliklerinden dolayı Fuzûlî, bütün devirlerin içinde Türklüğün yetiştirdiği en büyük şairlerden biri kabul edilmiştir.



Kerkük’ten Azerbaycan’a

Sevgi akar kandan kana

Bağlıdır bu can o cana

Aslımız Türk soyumuz bir

        Acımız bir toyumuz bir



Türkiye, Fırat Kalkanı harekatı ile 21. Asır’da kendisine biçilen, dar siyasi alanı fark ederek, çemberi kırmış ve Ortadoğu’da varlığını korumuştur. Böylece Akdeniz’e açılmak istenen koridoru akim hale getirebilmiştir.  Aynı zamanda da Suriye’de giderek güçsüz hale düşen ve dağılma noktasına gelen Türkmenlere büyük moral kaynağı olmuş ve toparlanmalarına katkı sağlamıştır. Türkiye’ye sığınan Suriye Türkmenlerinin özellikle gençleri donatılarak kendi bölgelerini korumaya teşvik edilebilirse, Fırat Kalkanı’nın faydası daha da 



Türkmeneli, XX. yüzyılda yetiştirdiği en değerli evladı Ata Terzibaşı'nı 31 Mart 2016 tarihinde uğurladı. Çocukluğumdan beri namı ve çalışmalarını değişik mahfillerde duyduğum Ata Terzibaşı hayatımda tanışmak istediğim ender insanlardan biriydi. Türkmen kitaplığının en üst köşede yer alan yarlığanmış Terzibaşı'nın eserleri, diğer ilgi duyulanlar (tiryakileri) gibi benim de başucu kitaplarım oldu. Yoğun ve yorucu bir emeğinin mahsulü olan eserlerini, kendi deyimiyle Türkmanoloji sahasında araştırma yapanlar için her zaman istisnasız 

Nazım Terzioğlu

Şair Hızır Lûtfî’ye dâir, henüz kendisi hayatta iken 30.12.1958 tarihli yerli Beşīr gazetesinde yayımladığımız kısa bir biyografinin neşrinden önce herhangi bir yazı görülmemiştir. Bu kez şairin hayatı ve şiirleri hakkında yaptığımız etraflı ve geniş inceleme, onun vaktiyle anlattığı şahsi bilgilerle bazı yazma eserlerine dayanır.

                      Yarlığanmış ile uzun yıllar edebî görüşme, tartışma ve hasbihâllerde bulunmuşuzdur. Bu yüzden şair hakkında verdiğimiz bilgiler orijinaldir. Madde içerisinde söz konusu ettiğimiz öteki kaynaklar ise, derlediğimiz bilgileri tevsik etmeye yarayan yan kaynaklardır.



Yaşadıkları topraklara bin yıl önce gelip yerleşen Türkmenler, tarih boyunca çalışarak vatanlarına hizmet vermişler, emek verip çaba harcayarak şehir ve kasabalarını imar etmişlerdir. Yurtlarını yuvalarını, ekip biçtikleri topraklarını her türlü saldırıya karşı savunup korumuşlardır.



Sayfalar