Buradasınız

Makale

Türkiye, Fırat Kalkanı harekatı ile 21. Asır’da kendisine biçilen, dar siyasi alanı fark ederek, çemberi kırmış ve Ortadoğu’da varlığını korumuştur. Böylece Akdeniz’e açılmak istenen koridoru akim hale getirebilmiştir.  Aynı zamanda da Suriye’de giderek güçsüz hale düşen ve dağılma noktasına gelen Türkmenlere büyük moral kaynağı olmuş ve toparlanmalarına katkı sağlamıştır. Türkiye’ye sığınan Suriye Türkmenlerinin özellikle gençleri donatılarak kendi bölgelerini korumaya teşvik edilebilirse, Fırat Kalkanı’nın faydası daha da 



Türkmeneli, XX. yüzyılda yetiştirdiği en değerli evladı Ata Terzibaşı'nı 31 Mart 2016 tarihinde uğurladı. Çocukluğumdan beri namı ve çalışmalarını değişik mahfillerde duyduğum Ata Terzibaşı hayatımda tanışmak istediğim ender insanlardan biriydi. Türkmen kitaplığının en üst köşede yer alan yarlığanmış Terzibaşı'nın eserleri, diğer ilgi duyulanlar (tiryakileri) gibi benim de başucu kitaplarım oldu. Yoğun ve yorucu bir emeğinin mahsulü olan eserlerini, kendi deyimiyle Türkmanoloji sahasında araştırma yapanlar için her zaman istisnasız 

Nazım Terzioğlu

Şair Hızır Lûtfî’ye dâir, henüz kendisi hayatta iken 30.12.1958 tarihli yerli Beşīr gazetesinde yayımladığımız kısa bir biyografinin neşrinden önce herhangi bir yazı görülmemiştir. Bu kez şairin hayatı ve şiirleri hakkında yaptığımız etraflı ve geniş inceleme, onun vaktiyle anlattığı şahsi bilgilerle bazı yazma eserlerine dayanır.

                      Yarlığanmış ile uzun yıllar edebî görüşme, tartışma ve hasbihâllerde bulunmuşuzdur. Bu yüzden şair hakkında verdiğimiz bilgiler orijinaldir. Madde içerisinde söz konusu ettiğimiz öteki kaynaklar ise, derlediğimiz bilgileri tevsik etmeye yarayan yan kaynaklardır.



Yaşadıkları topraklara bin yıl önce gelip yerleşen Türkmenler, tarih boyunca çalışarak vatanlarına hizmet vermişler, emek verip çaba harcayarak şehir ve kasabalarını imar etmişlerdir. Yurtlarını yuvalarını, ekip biçtikleri topraklarını her türlü saldırıya karşı savunup korumuşlardır.



Irak Türküyüm diyen herkesin Ata Terzibaşı’ya minnet borcu vardır. Çünkü Terzibaşı bu mazlum milletin tarihini, kültürünü, örf, adetlerini ve edebiyatını başta Türk dünyası ve arkasından Arap dünyası ve tüm dünyaya tanıtabilen ilk mücahitlerden biriydi.



Vefat ve Başsağlığı Mesajı - Çok Büyük Acı Kaybımız: Avukat Ata Terzibaşı

Necat Kevseroğlu

Irak Türkmenleri her yüz yılda bir ulu çınar yetiştirir, büyüyen dal budakları çevrede yayılır ve geniş bir alanı kaplar. Yetişen ulu çınar altında, uzun yıllar boyu gölgesinde çok kişiler kültürel, siyasal, sosyal konularda olan fikirlerini konuşup onun gölgesi altında yetişirler.



Nisan ayının 1. günü dünyanın çeşitli ülkelerinde şaka günü olarak kabul edilir. Ata Terzibaşı’nın ölüm haberini de ben 1 Nisan’da okudum. Bunun 1 Nisan şakası olmasını çok istedim. Ne yazık ki, böyle değildi.



Cesaret, zalimin önünde beden titremeden dil sürçmeden idealin doğruluğuna inanarak sözü söylemektir. Cesaret adına Ata Terzibaşı’nın pek çok zamanlarda sergilemiş olduğu cesur duruşları yakın arkadaşları ve dava dostları hep dile getirmişlerdir. Ancak bendeniz 



Eski Türklerde üç kutlu şahsiyet göze çarpar: Han (Kağan), Şaman, Bilge. Han, devleti yönetir; şaman toplumun dinî ve ruhanî hayatını düzenler, bilge ise öğüt verir, yanlış yolda olanları uyarır ve çekinmeden eleştirir. Bilge, erdemli kişi olup hikmetle amel eder. Başta kağan olmak üzere, devlet ricalinden sıradan kişilere kadar bu bilgeden öğüt alır ve başı sıkıştığında ona baş vurur. Bilindiği üzere bilgelikle bilginlik farklı şeylerdir. Bilgin düpedüz âlim demektir. Yani toplumla ya da toplumsal olaylarla pek alakası olmayan salt bilimle uğraşan kişi demektir.



Osmanlı coğrafyasında tarikat erbabı tarafından inşa edilmiş zaviye, dergâh, hanekah veya tekke adı verilen mekânlar, cami ve mescitlerden sonra en çok uğranılan ibadet yeri olmuştur. Zikir halkaları düzenlenen ve ayinler icra edilen tekke ve dergâhlar aynı zamanda yolcu, kimsesiz ve miskinlerin karın doyurma ve barınma işlevi görmüştür. Ayrıca tekke ve 



Sayfalar