Buradasınız

Makale

Musul sorunu sırasında ve Lozan müzakereleri devam ettiği müddetçe İngilizler Kuzey Irak’ta istihbarat çalışmalarını sürdürüyür ve aşiretler üzerinde nüfuz tesis etmeye kalkışıyordu.Buna karşı Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti de karşı hareketler planlıyor ve Misak-ı Millî hudutlarında kabul ettiği bu bölgede hakimiyetini pekiştrmeye çalışıyordu



Reorganizasyon kelimesi dilimize İngilizceden girmiştir. Genelde işletmecilik biliminde kullanılır olup, ikinci Dünya Savaşı’ndan sonra sık sık bu alanda dile getirilmiştir. Türkçe tam karşılığı yeniden örgütlenmedir. Siyasi, ticari, sosyal, kültürel hatta dinî kurumlar bile zaman zaman kendisini gözden geçirerek yenilenmeye ihtiyaç duyar. 



Türkmenler, ABD’nin Irak’ı işgalinin ardından ülkede kurulan siyasi denklemde nüfus olarak üçüncü büyük etnik grup olmasına rağmen Şiiler, Sünniler ve Kürtlerden sonra dördüncü unsur gibi hareket etmektedir. Bir taraftan Irak’ta Türkmenlerin çoğunlukta olduğu bölgelerin ciddi anlamda demografik değişimle karşı karşıya kalması, diğer taraftan olası bir Arap-Kürt çatışması durumunda iki ateş arasında kalma ihtimalinin kuvvetli olması



Kerkük Irak Türklüğünün merkez şehridir. Irak’taki en büyük Türkmen nüfusu bu şehirde barınmaktadır. Irak’ta Osmanlı sonrasında krallık idaresinin kurulması ve 1958’den sonra gelen cumhuriyet idareleri Irak Türkmenlerine yönelik politikalarında Kerkük’ün bu özelliğini her zaman göz önünde bulundurmuş ve her dönemde bu Türkmen nüfusun ağırlığını ortadan kaldırmak üzere politikalar geliştirmiştir. Kerküklülerin Irak hükûmetlerince karşı karşıya kaldıkları



Ortadoğu coğrafyasında oluşturulan kan gölü giderek genişliyor.  Öteden beri söylenegelen “birileri bu coğrafyaya yeniden şekil verecek” senaryoları ve benzer ifadeler, gündemde yerini koruyor. Batı kökenli senaryoları uygulayan uluslararası aktörlerin bölgeyi demokratikleştirme (!) çalışmalarında sürecin sonuna gelinmediği için, tehlike henüz geçmiş değildir.



Irak’ta silahlı gücü olan herkes demokratik kazanımlar elde ederken, Türkmenler hâlâ hak ve hukuklarına kavuşmak için mücadele veriyorlar. İşgal sonrası durum düzelir diye beklerken, Irak her geçen gün daha büyük kaoslara sürüklenmektedir. Irkçı Baas yönetimi de Telafer’i, sürekli baskı altında tutmuştu.



Mensup bulunduğumuz Türk milleti, yazılı tarih belgelerine göre 2500 yıllık geçmişiyle, dünya tarihinde büyük bir rol oynamıştır. Yaşadıkları sert bozkır ikliminin koşullarına göre savaşçı ve atılgan bir yapıya sahip Türkler, atı çok iyi kullanmış, at üzerindeyken savaşmayı büyük bir sanat hâline getirmişlerdir. Bu sayede eski dünyanın en hızlı ulaşım aracı olan at, Türklere cihangirlik yolunu açan büyük bir rol oynamıştır. Topyekûn asker olan Türklere ordu-millet veya asker-millet denilmesi de, bir tesadüf eseri olmamıştır.   



Ali İhsan Paşa[1] yıllar sonra bu konuya ışık tutmak istese de gazetelere gönderdiği açıklama yayınlanmadı. O sıralarda Recep (Peker) Bey üniversitede İnkılâp Tarihi dersleri veriyor ve Cumhuriyet liderlerine aşırı bağlılığı nedeniyle Başvekil İsmet İnönü ile arası iyi olmayan Ali İhsan Paşa’ya çok sıcak bakmıyordu.



Bugün 500 bini Türkmen olmak üzere üç milyona yakın Iraklı yuvasını terk etmek zorunda kalmıştır. Telafer ve Beşir gibi hassas Türkmen şehirleri IŞİD’in hâlâ elindedir.



Matbaacılık, kitapçılık, gazetecilik, avukatlık, siyaset ve cemiyetçilik yapmış ve böylece olayları yakından takip etmiştir. Daha sonraları Baş Müfettişlik, Teftiş Kurulu Başkanlığı, Kültür Bakanlığı Müsteşarlığı, Türk Dünyası Koordinatörü Başbakan Başmüşavirliği gibi uzun yıllar Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerinin en üst düzeylerinde önemli görevler almıştır.



Sayfalar