Buradasınız

İsmi Lazım Değil Acar Okan’ın Hatıraları Hakkında

 

 

 

Türkmen Dağarcığı

 

Türkiye’nin yakın siyasî tarihi hakkında çıkan kitapların sayısı giderek artıyor. Bunların çoğu değişik açılardan ve daha çok siyasî çekişmeler dengesine göre kaleme alınmış eserlerdir. Millî ve manevî açıdan bakan ve yakın tarihimizi objektif bir anlayışla ele alan eserler yok gibidir. Özellikle yeni kuşakların okuyup da doğru biçimde algılamalarına zemin hazırlayacak ve olayları ona göre analiz etmelerine yardımcı olacak eserler bulmak zordur.

 

Türkiye’nin yakın tarihinin olaylarını tarafsız ve milliyetçi bakışlarla ele alan birkaç yayına burada dikkat çekmek gerekir. Ötüken Neşriyattan son yıllarda çıkan ve yakın tarihe ışık tutan kitaplara işaret etmek yerinde olacaktır. Bu kitaplar yayım tarihlerine göre şöyle sıralanabilir:

 

* Hatıralar Yahut Bir Vatan Kurtarma Hikâyesi, (2008) (Bu kitabı Osman Çakır Nevzat Kösoğlu’ndan dinleyerek kaleme almıştır)

* Erol Kılınç, Damla Damla Yaşadıklarım, (2012)

* İdris Yamantürk, Türk Milletine Borcumuz Var, (2014)

* 60'lılardan Vatan Kurtarma Hikâyeleri, (2014) (Bu kitabı Nuri Gürgür, dava arkadaşlarını konuşturarak yayına hazırlamıştır. Kitapta Acar Okan, Ahmet İyioldu, Cezmi Bayram, Mustafa Kahramanyol, Namık Kemal Zeybek, Nuri Gürgür, Şerafettin Yılmaz ve Yücel Hacaloğlu’nun hatıraları yer almaktadır)

 

Ötüken Neşriyat’tan bu yıl çıkan son kitap Acar Okan’ın yazdığı “Hatırladıklarım - Kırk Ambar İsmi Lâzım Değil” (2015) başlığını taşıyor. Kitabın yazarı Harp Okulundan mezun olunca 27 Mayıs, 22 Şubat ve 21 Mayıs darbelerinin içinde yer aldığı için genç yaşlarda emekli subay olmuştur. Bir yandan hayata atılıp çalışmaya başlarken, diğer yandan Hukuk Fakültesini bitirmiştir. Matbaacılık, kitapçılık, gazetecilik, avukatlık, siyaset ve cemiyetçilik yapmış ve böylece olayları yakından takip etmiştir. Daha sonraları Baş Müfettişlik, Teftiş Kurulu Başkanlığı, Kültür Bakanlığı Müsteşarlığı, Türk Dünyası Koordinatörü Başbakan Başmüşavirliği gibi uzun yıllar Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerinin en üst düzeylerinde önemli görevler almıştır. Cemiyetçilik hayatında pek çok gencin yetişmesine katkı sağlamış, Türkiye’nin birçok ilinde konferanslar vermiştir. Çeşitli dergilerde makaleleri çıkmış ve bugüne kadar 5 kitabı yayımlanmıştır.

 

Acar Okan’ın Irak Türkmenlerini ilgilendiren bir diğer önemli yanı, baba tarafından Kerkük kökenli olmasıdır. Kendisi 20 Mart 1941’de (nüfus kâğıdında 29 Mayıs) Bilecik ilinin Bozüyük kazasında doğmuştur. Ancak babası Mehmet Okan 1910 Kerkük doğumludur. Mehmet Okan, Kerkük’te tanınmış soylu ailelerinden Salihi’lere mensuptur. Mehmet Okan’ın babası Mustafa Beğ, annesi Hanife Hanımdır.  Altı kardeşin en küçüğü olan Mehmet Okan’ın iki ağabeyi ve üç ablası var: Kasım, Şakir, Sabriye, Fatma ve Şükriye. Kasım Salihî ve kız kardeşleri Kerkük’te kalmışlar.

 

Os­manlı ordusunda yedek subay olan Şakir, harp bitince İstanbul’a yerleşmiştir. Mehmet Okan da çok genç yaşta Kerkük’ten ayrılmış İstanbul’a kü­çük ağabeyi Şakir’in yanına gelmiştir. Acar Okan’ın baba sülalesi “Beğ”lerden oluştuğu için yedinci kuşak dedesi Kaytmaz Beğ olarak biliniyor. Türkiye’ye gelen amca çocukla­rı Kaytmaz, Kerkük’te kalanlar Salihî lakabı ile tanınmışlardır.

Acar Okan’ın Fatma halası aziz şehidimiz Nejdet Koçak’ın amcası Bahattin Koçak ile evlendiği için, aralarında sıhrî bir akrabalık doğmuştur. Okan’ın annesi Fevziye Hanımın babası da Mustafa adını taşıyor. Annesi Hanife Hanım, 1914 Karacabey doğumlu. Anne tarafı Karacabey eşrafına mensuptur. Evli ve iki erkek evlada sahip olan Okan, uzun hizmet yıllarından sonra emekli olmuş ve İstanbul’a yerleşmiştir.

 

Aslında bir dava adamı olan Acar Okan’ın kitabı, hatırlarını içermekle beraber, yakın tarihimizde cereyan eden olayları doğru bir anlatıma dayanmaktadır. Çünkü cereyan eden olayların birçoğunu bizzat yaşadığı için, bunları doğru biçimde analiz etmektedir. O dönemi yaşadığı, ancak içinde bulunmadığı olayları ise hatırlayabildiği kadarıyla değerlendirmektedir.

 

Kitapta nakledilen hatıraları, aslında iki bölümde görmek gerekir. Bunların bir kısmı yazarın şahsî hayatı ile ilgili olanlardır. Diğer kısımları ise, memleket meseleleri ve gerçekten her devirde tartışma konusu olan ve bir türlü netlik kazanmayan yakın tarihin olayları üzerinedir. Bunların içinde en büyük dönüm noktası olan 27 Mayıs İhtilâlidir ki 65 yıldır gündemden düşmemiştir. Bunun gibi, Türkiye’nin geleceğini etkileyen dış siyasetteki gelişmeler, gerçekten büyük merak konusu olmuştur. Özellikle bu olayların içinde rol almış veya yaşamış biri olarak Acar Okan’ın yorumunu büyük bir ilgi ile okumak isterim. Bu tarz yorumları zaman zaman ağabeylerimizin sohbetlerinde yarım yamalak dinledikse de, böylesine derli toplu ve sistematik bir düzen içinde okumak, genç kuşaklar için de büyük önem taşımaktadır.   

 

Yakın tarihteki olaylar zinciri içinde siyasî ve şahsî hatıralarını iç içe anlatmak, belki bazıları tarafından karışık olabilir veya Acar Okan’ı tanımayanlar tarafından yadırganabilir. Bu hususta belki şöyle bir görüş ileri sürülebilir: Keşke bu kitap iki ayrı bölüm olsaydı, biri yakın tarihin siyasî analizi, diğeri ise yazarın şahsî hayatı. Herkes her konuya aynı oranda ilgi duymayabilir. Fakat doğrusu ben kendi hesabıma insanların şahsî hatıralarını ve onların özel hayatlarını merak eder okurum. İnsanların hayatlarındaki küçük ayrıntılar, günlük yaşayışlarındaki hareket ve tavırlar, basit meseleler karşısında gösterdikleri tepkiler ve yaptıkları yorumlar, doğrusu benim ilgimi çeken şeylerdir. Bu bakımdan bu eseri yazar iki ayrı kitap haline getirebilir.

 

Acar Okan’a beni ilk kez götüren rahmetli büyüğümüz ve şehidimiz Nejdet Koçak’tı. 45 yıl önce tanıdığım Acar Ağabey, benim de yetişmemde emeği geçmiş bir büyüğümdü. 60’lı yılların başlarında, Üniversiteliler Kültür Derneğinin çatısı altında bir araya gelmiş, kader birliği etmiş, yaşları birbirine yakın bir camia idiler. Buluştukları ortak paydaları Türk milliyetçiliğiydi. Aynı fikirleri ve duyguları paylaşıyorlar, benzer rüyalar görüyorlardı. Ülkemize ve milletimize hizmet heyecanı taşıyorlar, bunun mücadelesini vermek istiyorlardı. Fakültelerini bitirip hayata atıldıktan sonra üniversiteden siyasete, bürokrasiden ticarete ve sivil toplum kuruluşlarına kadar değişik yerlerde, makamlarda bulundular; önemli görevler, sorumluluklar üstlendiler. Aradan geçen yarım yüzyıl boyunca fikri çizgilerini, hizmet heyecanlarını ve dostluklarını korudular. Türk milliyetçiliği ülküsüne hizmet etmenin onurunu, hazzını duydular. Hikâyeleri bir bakıma siyasi, sosyal ve ideolojik önemli olayların yaşandığı Türkiye’nin son yarım asrının aynasıdır.

Acar Okan’ın kitabı yeni kuşaklar için yol gösterici ve irşat edici bir özelliğe sahiptir. Dış politika alanında büyük bir uzak görüşlülüğü ve isabetli tahlilleri vardır. Özellikle Türkiye’nin Orta Doğu politikası ve Türk dünyası hakkındaki öngörüleri ve yaklaşımları, millî menfaatler doğrultusunda olmuştur.

 

Geçmişini bilmeyen bir toplumun, geleceğini inşa etmesi mümkün değildir. Acar Okan da bunun farkında olduğu için kitabının “Girişi”nde şöyle diyor: “Gençler; CHP iktidarlarını, İsmet Paşa’yı, DP iktidarını, Menderes’i ve Celal Bayar’ı, Türkiye’nin yaşadığı ihtilâl ve bir o kadar da darbe teşebbüsünü doğru dürüst bilmiyorlar; hattâ 12 Ey­lül’ü bile hatırlamıyorlar; çünkü o tarihlerde doğmamışlardı; sonradan da okuyup öğrenmediler. Okuma özürlü bir toplum haline geldik. İçinde bulunduğumuz siyasî buhranın, “yakın tarihimizi hiç bilmemekten” kaynaklandığı gün gibi ortada. Bâzı devlet adamlarımızın ve siyasîlerimizin bile tarihimizi bilmedikleri görünüyor. Son imparatorluğumuzun nasıl par­çalandığını unutmuşlar. Pek çok konferansımda şahit oldum; anlattıklarımı masal dinler gibi dinliyorlardı.”

 

Anlatımı, üslubu, dili ve yorumlarındaki isabetli analizleri ile Acar Okan’ın kitabı didaktik (öğretici) bir özelliğe de sahiptir. Fikri bakımdan Okan, siyasetine içine girmek zorunda kalmış olmasına ve siyasetin ayak oyunlarına rağmen, pusulasını şaşırmamıştır. Olaylara her zaman bir dava adamı olarak bakmış, Türkiye’nin ve Türklüğün meselelerine olan millî bakışından asla taviz vermemiştir. Son derece faydalı olan bu eseri, öncelikle okumak gerekir. O zaman bana hak vereceksiniz.

 

İsteme Adresi:

ÖTÜKEN NEŞRİYAT A.Ş.

İstiklâl Cad. Ankara Han 65/3 • 34433 Beyoğlu-İstanbul

Tel: (0212) 251 03 50 • (0212) 293 88 71 - Faks: (0212) 251 00 12

İnternet: www.otuken.com.tr

E-posta: otuken@otuken.com.tr