Buradasınız

Büyük Oyunun İçindeki Küçük Yerimiz

yazar: 

Türkmeneli’inden

Türk’ün dilinden

mnakip@yahoo.com

Bir Yıllık Fotoğrafımız

IŞİD’ın başta Musul’u ve arkasından diğer bölgeleri işgal etmesinin üzerinden bir yıl geçti. ABD aylardır havadan bombalıyor, İran’ın önderliğinde Halk Yığınağı Irak’ın içlerine kadar ilerledi. Yığınak da bugün kurtardığı yeri yarın tekrar IŞİD’e kaptırabiliyor. Ama IŞİD’in hâkim olduğu topraklar hemen hemen değişmedi. Pekiyi kim ne kâr etti? ABD yeni silahlarını denedi, Kürtler denetledikleri toprakları bir misli kadar genişletti, Kerkük tamamen Kürt Yönetiminin eline geçti, İran iyice Irak’ın içlerine daldı, Sünni bölgelerin bir kısmı Şiilerin eline geçti. Pekiyi kim zararlı çıktı? İki milyonu aşkın göçmen Sünni Arap’la sahipsiz Türkmenler.

 

Bugün 500 bini Türkmen olmak üzere üç milyona yakın Iraklı yuvasını terk etmek zorunda kalmıştır. Telafer ve Beşir gibi hassas Türkmen şehirleri IŞİD’in hâlâ elindedir. Türkmen evi darmadağın. Irak’ın farklı yerlerine göç eden Telaferli Türkmenler perme perişan. Türkiye’ye iltica eden on binlercesi milliyetçi, hamiyetperver Türk insanının yardımlarıyla sokakta dilenmekten kurtarılmaktadır.

 

Yani olaylar büyüdükçe Türkmenler hem küçülüyor hem de (maalesef) bölünüyor. Rumadi’de IŞİD’e karşı 48 Telaferli Türkmen şehit düştü? Niçin Rumadi’de şehit düştü de Beşir’de ya da kendi memleketleri olan Telafer’de düşmedi; veya niçin bir Kürt Rumadi’de şehit düşmüyor da Türkmen düşüyor? Bilemiyoruz. Tuhaftır, Alman basınında olay yer alırken mesela ITC’nin resmi portelinde (!) yer bulamıyor. Buna mukabil Kuzey Irak’ta da başka bir çatı altında Türkmenlerin eğitildiklerini de duyuyoruz. Bu durumda artık Türkmenlerin, Türkmen ismi taşımayan iki ayrı çatı altında silahlandığını üzülerek görebilmekteyiz.

 

Merkezi Bağdat Hükümeti kemer sıkma bahanesiyle resmi Türkmen televizyonu olan El-Tukmaniye kanalını kapatmaya çalışıyor. Irak’ın Yüksek Öğretim Bakanlığının imzasıyla Kerkük Üniversitesi’ne Rektör tayin edilen Türkmen rektör, Kürt öğrenciler tarafından beğenilmediği (!) için makamından alınıyor. Yine tuhaftır ne Bağdat Hükümetinin, ne de Kerkük Türkmen İl Meclisi üyeleri dişe dokunur bir tepki koyabiliyor. Türkiye’nin haberi bile olmuyor! Hasılı kelam büyük Fuzuli’nin söylediği gibi...

 

Dost bî-pervâ felek bî-rahm ü devran bî-sükûn

Derd çok hem-derd yok düşmen kavî tâli' zebûn

 

Oyunun Büyüklüğü

Bir yıl içinde dört ülke bir terör örgütünün üstesinden gelemediyse, ya bu örgüt olağanüstü güçlüdür ya da karşısındakiler bu örgütle mücadelede samimi değillerdir. Bütün dünya IŞİD’i lanetliyor ama kimse hakkından gelemiyor. Yani işin içinde başka bir iş var demektir.  Belki her ikisi de doğrudur. Mesela yayımlanan haritalara bakılırsa örgütün ciddi sayıda petrol kuyularına hâkim olduğunu görebiliyoruz. Silah ve esrardan tutun, eski eser hatta kadın ticaretine kadar her alanda kaçakçılık yapmaktadırlar. Halktan topladıkları cizyeler de cabası. Şurası bir gerçek ki bu örgütün kuruluşu bir tuhaf, yayılışı ve mantar gibi büyümesi daha da tuhaf. Uydularla her şeyin kontrol edilebildiği küresel bu dünyada nasıl oluyor da IŞİD’in bu gibi kaynakları kurutulamıyor? Öyleyse gelin bölgedeki aktörleri bir bir incelemeye çalışalım.

 

IŞİD davranış olarak selefi bir duruş sergiliyor. Mezarlar patlatıyor ve bin yıllık tarihi heykelleri yıkıyor. Kadınları kara çarşaflara büründürüp militanlarına peşkeş çekiyor. Sanırım  bu davranışlar bize Suudi Arabistan’daki uygulamaları hatırlatıyor. Bölgenin kuşkusuz en bariz ve belirleyici aktör olan İran da sadece Irak’ta değil, Ortadoğu’da kendini hissettiriyor. Lübnan’da Hizbullah ve Yemen’de Huthiler İran’dan destek görürken, Esed’in yaşadığı Şam’ı da 7000 İranlı askerin koruduğu söylenmektedir. 12 yıl zarfında ordusunu her ne hikmetse kuramayan Irak, IŞİD’e karşı Halk Yığınağı ile mücadele vermeyi tercih etmektedir. Bu yığınak tamamen Şiilerden oluşurken İran tarafından da destek gördüğü açıktır. Yani IŞİD zehir ise İran da onun panzehri olmaktadır.   

 

Irak’ın içinde IŞİD’in varlığından en çok müstefit olan kesim şüphesiz ki Kürtlerdir. Aşağıdaki harita bunu açıkça göstermektedir. Ama bir gün IŞİD Irak’tan atılırsa Şii Araplarla Kürtlerin karşı karşıya gelebileceğini şimdiden tahmin etmek mümkündür. Kürtler IŞİD’in yayılmasından sadece Irak’ta faydalanmıyor. Haritada da görüldüğü gibi Suriye’de de Rojova adını verdikleri bölgeyi kontrol altına almışlar ve Irak Kürdistan’ı (!) ile birleştirmişlerdir. Bu birleşmede ABD’nin rolünü kimse inkâr edemez. Her iki ülkede de Kürtlerin ve/veya IŞİD’in ele geçirdiği yerler Türkmen topraklarıdır. Kürtlerin hâmisi ABD olduğuna göre bu yayılma kimsenin gözüne batmamaktadır.

 

 

 

 

ABD, IŞİD’le mücadelenin baştan uzun süreceğini söyledi. Bir ülke bir devletle ya da bir terör örgütü ile savaşmaya daha başlamadan uzun süreceğini söylerse bu tuhaf değil mi; sormazlar mı neden; gücün mü yetmiyor yoksa başka bir planın mı var? ABD yetkilileri IŞİD’le savaşın 3-5 sene süreceğini peşinen söylüyorlar. Pekiyi Suriye’de iki ve Irak’ta bir yıldır IŞİD alan büyüklüğü olarak hiç de küçülmediği; bilakis giderek büyüdüğü acaba tesadüf mü yoksa ABD’lilerin söyledikleri sözlerin kandırmaca olduğunu mu gösteriyor? Daha iki gün önce (30.05.2015) IŞİD, Suriye’de Halep civarındaki Türkmen köylerinden Soran, İğde, Barakatı ve Yel Baba’yı işgal etti ve yakaladığı Türkmenleri kesti, kaçabilenler de Türkiye sınırına doğru yöneldi.

 

O zaman bütün bu tespitleri alt alta yazsak ve neticede ¨bu çalkantıdan Himrin dağlarından başlayıp (belki Kerkük’ü de içine alan) ve Musul’un az kuzeyinden geçerek Suriye topraklarına uzanarak Rojova’yı da içine alan bir Kürdistan; bugün IŞİD’in Irak ve Suriye’de işgal ettiği bölgeleri de Sünni Arap bölgesi doğabilir. Bu bölgenin içinde elbette Telafer olacaktır. Ama Türkmen Telafer halkının herhalde sadece Sünni’sinin burada yaşama hakkı olacaktır. Buna mukabil Himrin dağlarından Basra’ya kadar da Şii bir Arap bölgesi kendiliğinden doğacaktır. Şu anda Türkmen Tuzhurmatu’da Halk Yığınağı hakim olduğuna göre belki de Diyala’ya kadarki Türkmen yerleşim bölgeleri bu oluşumun içinde kabul edilecektir.¨ desek güçlü devletlerden hangisi itiraz eder? Bir yıllık trend sanki bizi bu noktaya doğru götürüyor. Bu gerçekleşirse, belki de IŞİD kendiliğinden sönüverir. Bu senaryo büyük bir oyunun ayak sesleri olabilir mi dersiniz?

 

Türkmenler ve Türkiye

Suriye’nin Halep bölgesinde Türkmenler, IŞİD eliyle bitirilme noktasına getirildiler. Az bir miktar Bayır-Bucak Türk’ü Lazkiye bölgesinde ayakta durabiliyor. Telafer Türkmenlerinin Şii olanı Necef ve Kerbela’ya, Sünni olanlarının da önemli bir kısmı Türkiye’ye göç etmiştir. Ama Türkiye’ye göç edenlerin bir kısmı tekrar Telafer’e dönmeye başlarken, Telafer IŞİD’ın elinde olduğu sürece Necef’e ve Irak’ın diğer bölgelerine göç etmişlerin dönme şansı olmayacaktır.

 

Diğer taraftan sadece Tuzhurmatu’da Türkmenlerden oluşan Halk Yığınağı IŞİD’a karşı korunabilmektedir. Bu şehir IŞİD’ten önce yine Kürtler tarafından kontrol ediliyordu. Yani her halde Kerkük’te, Erbil’de, Telafer’de, Tuzhurmatu’da Halep bölgesinde azar sayıda Türkmen’in yaşaması yukarıdaki senaryonun gerçekleşmesine engel değildir. Demek ki bu yolla artık Suriye ve Irak’ta Türkmenler tehlike olmayacak bir küçüklüğe indirgenebilmiştir.

 

Türkiye, Kürtlerin Irak’ta bir devlet olmalarının Irak’ın iç meselesi olduğunu resmi ağızdan söyledi. Kürt yönetimi de bunu memnuniyetle karşıladı. Ama Türkiye bu görüşü dile getirirken, Kerkük’ü hesaba kattı mı katmadı mı bilemiyoruz. Fakat şimdiki duruma bakılırsa Kerkük fiilen Kürtlerin yönetimindedir. Esed gitmeyecekse ve Türkiye’nin güneyinde kargaşa uzun süre devam edecekse, bu bölgede Sünni bir yönetimin kurulmasını Türkiye’nin de tasvip etmemesi için bir sebep görünmüyor. Bu tespitlerden sonra, Türkiye’nin dış politikasında Irak ve Suriye Türkmenlerinin yeri, artık denklemin son sıralarında yer almaktadır denilebilir galiba.

 

Sonuç

21. Asır en azından Ortadoğu’da büyük olaylara gebedir. Ortadoğu’daki bu çalkantılar (herhalde) herhangi iki devleti birleştirmeyeceğine göre, olsa olsa bölecektir. Şimdilik bölünmeye en müsait gözüken iki ülke Suriye ve Irak’tır.

 

Biz ister Irak ister Suriye Türkmen’i olalım, realistten çok idealist düşünürüz. Sanırım 2011 yılından bu yana yaşadığımız olaylar, geleceğimizin bundan daha iyi olmayacağını gösteriyor. Onun için yeni, realist ve pratik çözümler üretemezsek, az sayıdaki nüfusumuzu da bu asrı kapatmadan kaybedebiliriz. Yani bu gidişle artık bir Türkmeneli bölgesinden bahsetmek zor; Kürt, Sünni ve Şii Arap bölgelerinden yaşayan Türkmenler olacaktır.

 

 Kardaşlık dergimizin birkaç sayı öncesinde ¨Yeni Irak’ta IŞİD ve Türkmenlerin Geleceği¨ başlıklı bir yazı kaleme almıştım. Orada üç seçenek üzerinde durmuştum. Bazı dostlar tarafından eleştiri almıştı. Sanırım bu yazı da eleştiri alacaktır. Ama belki 5-10 yıl sonra bunları bile yazmaya hacet kalmayacaktır. Basra harap olduktan sonra...