Buradasınız

REORGANİZASYON

yazar: 

Türkmeneli’nden

Türk’ün dilinden

REORGANİZASYON

Mnakip@yahoo.com

 

Niçin Reorganizasyon?

Reorganizasyon kelimesi dilimize İngilizceden girmiştir. Genelde işletmecilik biliminde kullanılır olup, ikinci Dünya Savaşı’ndan sonra sık sık bu alanda dile getirilmiştir. Türkçe tam karşılığı yeniden örgütlenmedir. Siyasi, ticari, sosyal, kültürel hatta dinî kurumlar bile zaman zaman kendisini gözden geçirerek yenilenmeye ihtiyaç duyar. Bu yenileşme ya bir hukukî zaruretten ya da bir örgütün kendi alanındaki gelişmelerin gerisinde kalmasından dolayı söz konusu olur. Yeniden örgütlenmeye eskiden mesela on yılda bir ihtiyaç duyulurken günümüzde daha kısa sürelerde ihtiyaç duyulmaktadır. Yenilikçi ve genç yönetici tarafından  hoş, gelenekçi ve yaşlı yöneticiler tarafından ise nahoş karşılanır.

 

ITC Başkanı Sayın Erşat SALİHİ’nin çağrısı üzerine, başta Yürütme Kurulu üyeleri olmak üzere, ITC kurucuları, bir eski başkanı, ITC’nin temsilcileri,  eski ve yeni milletvekilleri ve güzide bir Türkmen aydınlar grubu 6 Eylül 2015 günü ITC’nin Birinci Genişletilmiş Toplantısına katılmışlardır. Toplantı Kerkük’te bulunan ITC’nin toplantı salonunda gerçekleşmiştir. Toplantının amacı 1) Irak Parlamentosundan yeni çıkar Partiler Kanunu ışığından ITC’nin yeniden örgütlenmesini tartışmak, 2) ITC’yi daha aktif ve etkin kılmak, 3) daha kucaklayıcı olmasını ve bütün Türkmen halkıyla bütünleşmesini temin etmek ve 4) ITC’ye bir yol haritası çizebilmek şeklinde belirlenmiştir.

 

Nasıl Bir Reorganizasyon?

Irak ve özellikle Türkmenler gerçekten mihnetli, zor ve çetin günlerden geçmektedirler. Şartlar her gün biraz daha Türkmenlerin aleyhine gelişmektedir. Irak’taki olaylar değil ITC’nin, bütün Türkmenlerin boyunu aşmaktadır. Kısacası ¨düşman kavi, talih zebun¨, ama boyumuzu aşan dalgalar karşısında gemimizi gerçekten güçlendirmemiz ve dimdik durmamız gerekmektedir. Elbette ki en önemli husus öncelikle zaruretten hasıl yeniden örgütlenmedir. Çünkü artık siyasi kuruluşların nasıl örgütleneceği, en az kaç üye sahibi olmaları, kongrelerini nasıl yapacakları ve hangi kurullara sahip olmaları gerektiği kanun yoluyla düzenlenmiştir. Değil sadece ITC, diğer Türkmen partilerimiz de kendilerini ciddi manada gözden geçirmeleri gerekmektedir.

 

ITC’nin yeniden örgütlenmesini ihtiyaç haline getiren husus, gelişen ağır şartlar ve Türkmenler için giderek artan tehlikelerdir. Gerçekten de artık ITC hata yapma gibi bir lüksü, dağınık ve çok başlı olma gibi bir hakkı yoktur. Yürütme Kurulu’ndaki değerli siyasetçilerimiz canhıraşane çalışmaktadırlar. Bundan şüphe yok. Dürüstlüklerinden ve samimiyetlerinden de şikayetimiz yok. Ama Türkmenlerin ¨en meşru temsilcisi¨ kabul ettiğimiz ITC’nin bütün sorumluluğunu sadece yürütme kuruluna yüklemek ne doğrudur ne de mümkündür. Birçok hayatî hususu başka kurulları ile de tartışabilmeli, görüş almalı ve en önemlisi sorumluluğu paylaşmalıdır. Onun için her siyasi kuruluş gibi ITC’nin de MKYK’sı ve hatta Genel Kurulu var ve aktif olmalıdır. Ancak bildiğimiz kadarıyla bu kurulların hiç birisi mevcut değildir. Dolayısıyla kurultay düzenlemesi de mümkün olmamaktadır. O zaman ITC, mevcut tüzüğe göre sözünü ettiğimiz genel kurul üyelerini en kısa sürede belirlemeli ve kolları sıvamalıdır.

 

Başka Neler Yapılmalı

Yukarıda zikrettiğimiz kurullar acil ve elzemdir. Ancak, kadın kolları ve gençlik teşkilatlarını da gözden geçirmenin vakti gelmiştir. Onlar toplumsal ve siyasal varlığımızın olmazsa olmazıdır. Ama maalesef aktif ve ITC Yönetimi ile uyumlu oldukları söylenemez. Bu da yetmez, çeşitli alt komisyonlar kurularak herkes bu taşın altına elini bir nebze koymalıdır. Mesela bir eğitim komisyonu, göçmenler komisyonu, medya ve sivil kuruluşlar komisyonu önemli danışma kurullarından olup, acilen oluşturulmalıdır. Bunları kimsenin yetkisini paylaşmaz, bilakis, yetkisi olmaz ama sorumlulukları olur.   

 

Bu da yetmez. En önemli husus bence milli mali kaynağın oluşturulmasıdır. Dünyanın dört bir yanında çalışan ve hatta Yaser Arafat’ı hiç sevmeyen Komünist Filistinlilerin bile her ay gelirlerinin bir kısmını Fetih Örgütü’ne yolladıklarının canlı şahidiyim. Biz acaba niye hep siyasi kuruluşlarımızdan mali destek görenlerimiz oluyor da, bu kuruluşlara mali yardımımız olmuyor? Bence bu hastalığı derhal tedavi etmek lazım. Herkes gelirinin cüzi bir kısmını davaya tahsis edebiliyorsa o zaman milliyetçidir veya en azından Türkmen’dir. Bir dava kendi öz ve milli kaynağından beslenmiyorsa, başkasının etkisi altına girmeye mahkumdur.

 

Sonuç

Yukarıda dile getirdiğimiz yeniden örgütlenme aslında bir yeniden uyanıştır, yeniden benliğe yani sine-i millete dönmedir. Bu da öncelikle ITC’nin mevcut tek icra kurlu olan Yürütme Kurulundaki arkadaşların meseleyi idrak edişlerine bağlıdır. Bazen insanlar bir inat uğruna bütün basireti köreltir, olaylara tek köşeden bakar ve bedeli ne olursa olsun geri adım atmaz. İşte bu, o teşkilatın ölümü demek olur. Bazen de insanlar bir davanın selameti için erdemlik göstererek hoşgörü duygularını ön plana çıkarır, uzlaşıcı olur, sorunun değil, çözümün bir parçası olur ve her şey olduğundan daha kolay bitiverir.

 

Bu kurulların oluşturulması gerçekleşirse, herkes gönüllülük esasına göre bu kurullarda çalışmalıdır. Eğer bu davanın yeniden canlanması ve başarıya ulaşmasını istiyorsak, asla vereceğimiz hizmet karşılığında bir ücrete tenezzül etmemeliyiz; bilakis gerekirse herkes cebinden harcama yapmasını öğrenmelidir.

 

Arife tarif gerekmez. Elçiye de zeval olmaz. İşte hendek işte deve...