Buradasınız

TELAFER KİME TESLİM EDİLECEK?

yazar: 

Türkmeneli’nden

Türk’ün dilinden

TELAFER KİME TESLİM EDİLECEK?

 

Mahir Nakip

mnakip@yahoo.com

 

Telafer’e Yapılanlar

IŞİD Haziran 2014 tarihinde Musul’dan sonra Telafer’i işgal edince Türkmenler adeta savruldular. Tahminen 120 bini Kürt yönetiminin zorlaması ile apar-topar Necef ve Kerbela’ya gönderildiler. On binlercesi Kerkük ve civarı bölgelere göç etti. 50 bin Telaferli ise Suriye üzerinden şu anda Türkiye’nin farklı şehirlerinde hayata tutunmaya çalışmaktadır. On binlercesi de Irak’ın farklı yerlerine dağıldılar.

 

Ne Necef ve Kerbela’ya göçenlerle diğer bölgelere göçenler arasında ciddi bir diyalog var, ne de Türkmen siyasetçiler bu konuda bir görüş geliştirebiliyorlar. Sadece iki belirti dikkatimizi çekmektedir. Birincisi Necef ve Kerbela’daki Türkmenler’den 4000 civarında bir kütle Halk Ordusu’nun içinde silahlanırken, ikincisi Musul İl Meclis üyelerinin Irak ve Türk yetkilileri ile temaslarının şu ana kadar bir netice vermemiş olmasıdır. Bu da doğrusu bataktaki Telafer’i felaha erdirmiyor.

 

Güncel Gelişmeler

Hâlihazırdaki gelişmelere baktığımızda IŞİD’ın Irak’ta ciddi kayıplara uğradığını görmekteyiz. 2015 yılının ortalarına kadar Irak’ın %40’ına yakınını elinde tutan IŞİD, bugün sadece %20’sini muhafaza edebilmektedir. Büyük şehir olarak da sadece Musul ve Telafer IŞİD’ın elinde kalmıştır. Irak’tan gelen bilgilere göre Musul ve civarının IŞİD’tan temizleme operasyonu Mayıs ayından önce başlayacaktır. Bu operasyonda Mahmur’da konuşlanan Irak Ordusu, Musul’u Kuzey ve Doğudan kuşatan Peşmergeler ile ABD hava kuvvetleri yer alacaktır. İçinde Türkmenlerin de olduğu ve Şiilerden müteşekkil Halk Ordusu’nun bu işe karışmasını, başta Kürtler olmak üzere, Musul halkından oluşan Sünni Araplar da istememektedir. (Sünni) Telaferli Türkmenlerin silahlı güçleri olmadığı için de gelişmelere seyirci kalmaktadırlar. Bu konuda Musul İl Meclisi’nin Türkmen üyeleri çırpınıp durdukları halde bir çözüm bulamamaktadırlar. ITC’nin de elinden bir şey gelmemektedir.

 

Musul’u kurtarmak, Selahattin ve Anbar’ı kurtarmak kadar kolay olmayacaktır. Herkesin Musul ile ilgili bir planı ve beklentisi var. Bu konuda belki de en hazırlıklı kesim Kürt siyasi gruplarıdır. Bölgeden gelen bilgilere göre Musul kurtarılmaya başlar başlamaz PKK, PYD ve Yezidilerden oluşan silahlı güçler Telafer’e girmeye çalışacaklardır. Her ne kadar KDP bu gruplarla iyi ilişkiler içerisinde olmasa da, Telafer’e girmelerini hoş görecek ve silahlı (Şii) Türkmenlerin girmesini tercih edecektir. Ayrıca PKK ve PYD’nin bir taraftan KYB ile diğer taraftan da Başbakan İbadi ile temasta oldukları bilinmektedir. Hal böyle olunca IŞİD Telafer’den çıkınca Türkmenlerin tekrar şehirlerine dönmeleri zor görünmektedir.

 

Telafer, Türkiye’ye Daha Çok Lazım

Türkiye’nin, Kuzey Suriye’de PYD’nin Fırat’ın Batısına geçmesini kırmızı çizgi kabul etmesi doğru ve haklı bir tutumdur. Çünkü Carablus ve Azez PYD’nin denetimine geçerse, Kürt coğrafyası İran sınırından başlar ve Akdeniz’de biter. Böylece Türkiye, topyekun Arap alemi ile ya da Suriye ve Irak’taki Türkmenlerle karasal bir bağlantı kurmak isterse, Kürt yönetimlerinden izin alması gerekecektir. Onun için Suriye’de Carablus ve Azez Türkiye için ne kadar önemli ise, Irak’ta Telafer de o kadar hayatîdir. Türkiye, bu iki bölgeyi nefes alabileceği birer menfez mesabesinde görmeli ve değerlendirmelidir. Her iki bölge de Türkmenler kadar Türkiye için gereklidir. Bu iki menfez, milli güvenlik açısından önemli olduğu kadar ekonomik açıdan da ayrıcalıklı bir önem arz eder; kapandığı takdirde 21. Asırda Türkiye çok zor günler yaşayacak ve hareket alanı da bir hayli daralacaktır.  

  

   

 

Türkmenler bütün mücadelelerine rağmen ne Irak’ta ne Suriye’de ilerleme kaydedebiliyorlar. Çünkü silahsızdırlar ve onları eğitip silahlandıracak bir merci bulunmamaktadır. Telafer ve Türkmenleri aslında kullanılabilir bazı avantajlara sahiptir. Her şeyden önce Musul’dan başlayıp Sincar’a kadar uzanan şeritte takriben yarım milyona yakın Türkmen yaşamaktadır. Bugün bu kütlenin 300 bini yerini terk etmişse, 200 bini hâlâ bölgesinde yaşamaktadır. Türkmen adına hareket eden bir örgütlenme ya da eylem başlarsa kartopu gibi büyüyebileceği söz konusu olabilir. Unutmamak gerekir ki şu anda misafir olarak Türkiye’de bulunan 50 bin civarındaki Telaferli Türkmenler arasında Telafer için canını verebilecek binlerce şuurlu ve yetenekli genç bulunmaktadır. Esas bunları örgütleyebilecek bir merciinin harekete geçmesi gerekmektedir. Geç kalınmamışsa en azından zaman çok daralmıştır.

 

Türkiye’nin Telafer konusunda bir politikası olsaydı şu ana kadar belli olurdu. Varsa Türkmen yetkililerin haberi olmalıdır, yoksa Türkiye tavrını, politikasını ve niyetini behemehâl tespit etmelidir. Ya da Telaferliler başlarının çaresine bakmalıdırlar.

 

Telaferlilere Düşen Görev

Halk Ordusu dışında kalan Telaferli Türkmenler mutlaka bir araya gelip örgütlenme kararlarını vermelidirler. Özellikle Türkiye’de yaşayan on binlerce Telaferli Türkmen içinden 4000 binden az olmamak kaydıyla bir askeri kuvvet çıkarmalıdırlar. Bu kütle oluştuktan sonra bağımsız silahlanabilip mücadelelerini idame ettirebilirlerse ideal olur. Olmazsa, Musul’un kurtarılmasında rol alan bütün aktörlerle görüşerek birisine karar verip o çatının altında fakat Türkmen kimliği altına Telafer’i kurtarma operasyonunu gerçekleştirmelidir. Yoksa Telafer PKK, PYD ve Yezidilere kalacaktır.