Buradasınız

ATA TERZİBAŞI İNSANLIĞA MANEVİ SERVET BIRAKIP GİTTİ

Ali Şamil HÜSEYİNOĞLU*

Nisan ayının 1. günü dünyanın çeşitli ülkelerinde şaka günü olarak kabul edilir. Ata Terzibaşı’nın ölüm haberini de ben 1 Nisan’da okudum. Bunun 1 Nisan şakası olmasını çok istedim. Ne yazık ki, böyle değildi.

İnternet sitelerinde 91 yaşını geçmiş, şair, folklorcu, bilim adamı, avukat Ata Terzibaşı’nın 31 Mart 2016 tarihinde saat 21: 00’da Kerkük’te hakkın rahmetine kavuştuğu yazıyordu.

Irak’ta her gün bomba patlayışı ve savaş sonucu yüzlerce günahsız çocuk, kadın ve gencin ölüm haberi verilir. Sanki insanlar artık bu haberleri duymaya alıştıklarından bir nevi lakayıtlaşmışlardır. Avrupa’da, Amerika’da bir terör saldırısı olsa, dünya ayağa kalkar. Dünyanın en meşhur haber ajansları, radyo, televizyonlar, gazeteler durmadan bu konuyu işler. Suçluları İnterpol arar. Irak’ta onlarca insanın ölümüne yol açan bomba patlamalarından ise küçücük bir haber vermekle yetinirler. Saddam Hüseyin’i diktatör ilan edip de onu öldürenler Irak’ta demokrasiyi kuracaklarını vaat ettiler. ABD ve Avrupa’nın gelişmiş ülkeleri Irak’a öyle bir “demokrasi” getirmişler ki, bir ayda ölenlerin sayısı “diktatörlük” döneminde ölenlerin sayısından katbekat fazladır. Savaştan kaçıp Avrupa’ya, Amerika’ya gidenlerin ne kadarının yollarda öldüğünü de kimse bilmez.

Bir zamanlar Amerika ve Avrupa’nın gelişmiş devletleri silahlı askeri birlikler göndererek az gelişmiş ülkelerin servetini ellerinden alıp, insanlarını köle pazarlarında satarlardı. Silah zoru ile getirilen köleler ilk fırsatta kaçarlardı. Şimdi öylesine bir durum oluşmuş ki, savaşlardan kaçan insanlar Amerika’ya ve Avrupa’ya göç ediyorlar. Bu da kölelik yapısının günümüze uygulanışından başka bir şey değildir.

Dünya kültürünün özü olarak kabul edilen Irak’ı savaşlar harabeye çevirmiştir. Bugün burada insanlar yaşamak, günlük ihtiyaçlarını temin etmek uğruna savaşıyorlar. Ülkede gergin günlerin yaşanmasına, bazen insanların vefat etmiş yakınlarını defnetmeye imkân bulamamasına rağmen Ata Terzibaşı büyük bir saygı ile uğurlandı. Onun cenaze törenine gidenleri ne tören sırasındaki patlamalar ne gökten indirilebilecek bombalar korkutmadı. Çünkü insanların içindeki Ata Terzibaşı’na duydukları vefa borcu ölüm korkusunu yenmişti.

Azerbaycan’da da her zaman saygı ile anılan Ata Terzibaşı’nın ölümü 1 Nisan’da Karabağ’da alevlenen savaş ile aynı güne denk geldi. Karabağ savaşları bizler için her ne kadar önemli olsa da, Ata Terzibaşı’yı da unutmadık.

Ata Terzibaşı’nın adını ilk defa 1968 yılında Azerbaycan Devlet Üniversitesi birinci sınıfta okuduğum zaman duydum.

Bize "Azerbaycan şifahi halk edebiyatı" (Halkbilim) dersi veren Vagif Veliyev, Ata Terzibaşı’nın kitap ve makalelerinden bazılarının adını yazdırdı, okumayı tavsiye etti. Arkadaşlarımızın bazıları buna itiraz etti. Ata Terzibaşı’nın kitaplarını bulmanın zor olduğunu, eski alfabe ile yazılanları okuyamayacaklarını söylediler. Vagif Hoca da sabırla Ata Terzibaşı’nın eserlerinin mecburi olmadığını, arzu edenlerin okumasını söyledi. Vagif Hocanın bize serbest seçim hakkı vermesi ve o yıllarda Irak Türkmenleri konusunun Azerbaycan’da gündemde olması bizlerin bu konuya merakımızı uyandırdı. Resul Rıza’nın, Rüstem Aliyev’in, Gazenfer Paşayev’in, Gasım Gasımzade’nin vb. yazarların Irak Türkmenleri ile ilgili yazılarını okuduğum zaman Kerkük’te, Musul’da, Tuzhurmatı’da, Erbil’de ve başka bölgelerde yaşayan soydaşlarımız hakkında daha geniş bilgi elde etmek istiyorduk.

Ata Terzibaşı’nın adını ilk kez duyduğum zamandan 47 yıl sonra o, Allah’ın rahmetine kavuştu. Geçen zaman içinde onun yazdıklarını okudum, makalelerimde kaynak gösterdim, hakkında makale yazdım, maalesef ki, kendisi ile görüşemedim.  Sovyetler döneminde Irak’a gitmek, Ata Terzibaşı’nı görmek benim gibiler için imkânsızdı. 1990 yılından itibaren Irak’a gidiş geliş kolaylaştı. Her sene yüzlerce Azerbaycanlı Kerbela ziyaretine, onlarca soydaşımız ise ticaret ve başka amaçlar için Irak’a giderler. Aslında ben de onlar ile birlikte gidebilirdim. Ata Terzibaşı ile görüşebilirdim. Ne yazık ki bunu yapmadım.

Milleti ve vatanı için verdiği hizmetlere saygı duyduğum Türkolog Ata Terzibaşı Kerkük’ün soylu bir ailesinin ferdi olarak dünyaya gözlerini açmıştır. Babası Hacı Ömer 14 Kasım 1924’te doğan oğluna, Ataulla (Azerbaycan’da onun adı Eta gibi de yazılır) adını verse de o, Ata Terzibaşı olarak bilinir.

İlk eğitimini Kerkük’teki Piryadı mahalle okulunda almış Ataulla orada Kuran-ı Kerim’i, Sadi Şirazi’nin "Gülistan" ve "Bostan"ını, Muhammed Fuzuli Bağdadi’nin eserlerini okumayı ve hesap yapmayı öğrenir. Ortaokulu ve liseyi de doğduğu şehirde bitirir. Öğrencilik yıllarında baskılara maruz kalır. Yaşadığı ülkede ana dilinde eğitim veren okulların olmadığını görür. Oysaki onun doğumundan 4 sene öncesine kadar bu topraklarda Osmanlı hâkim idi ve Osmanlı burada Arapça okul, gazete ve dergilerin yayınlanmasını yasaklamamıştı. Aksine Arapçanın ve Arap kültürünün gelişmesine yardım etmişti.

Osmanlı Devleti’nin 400 senelik hükümranlığından sonra bölünmüş, imparatorluktan geriye kalan Irak Krallığında Türkler baskılara maruz kalmıştır. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra emperyalist güçler petrol ile zengin Musul vilayetinin Türkiye Cumhuriyeti’ne dâhil olmasına da imkân vermemişlerdir. Vilayetin, Büyük Britanya’nın kurduğu oyuncak Irak Krallığına tabii edilmesi yetmemiş, burada yaşayan Türklerin Türkiye Cumhuriyeti ile ilişkileri de engellenmiştir. Baskılardan bıkan bazı Türkler yüzyıllar boyunca yaşadıkları toprakları terk etmek zorunda kalmışlardır. Hacı Ömer ise vatanına bağlı insanlardan idi. Baskılara rağmen kendi topraklarında yaşadı ve çocuklarını da millî ruh ile büyüttü.

Uluslararası anlaşmalar esasında Türklerin hukuku tanınsa da, buna pek uyulmaz. Ata Terzibaşı da milletinin hakkını hukuk çerçevesinde savunmak için 1946 yılında liseyi bitirince Bağdat Üniversitesi Hukuk Fakültesinde okur. Ara sıra şiir yazmakla da uğraşan Terzibaşı 1950 yılında ünversiteyi bitirir ve Kerkük’te avukatlık yapmaya başlar.

Avukatlık yaparken tek tek kişilerin hakkını savunmayla bir yere varamayacağını ve halkının aydınlanması gerektiğini anlar. Bunun için de basının gücünden faydalanır. İlk makaleleri Mısır’daki "El-Risale" isimli Arapça yayımlanan yüksek tirajlı dergide çıkar. Sonralar Ata Terzibaşı’nın imzası Beyrut, Halep, Bağdat, Kerkük, İstanbul gibi şehirlerde yayımlanan gazete ve dergilerde de görülür.

Ata Terzibaşı bir ara Kerkük’te neşredilen "Afak" gazetesinde editörlük yapar. "Kerkük", "Afak", "Beşir" gazetelerindeki Türklerin kültürü, edebiyatı, dili hakkında yazdığı makaleleri ile halkın sevgilisi olur. Onun halk tarafından sevilmesi, milletinin hakkını savunması hükümet yetkilileri tarafından iyi karşılanmaz. Onu üç aylık sürgüne gönderirler. Sürgün hayatı biter bitmez yeniden Kerkük’e dönerek avukatlık faaliyetlerini devam ettirir.

Ata Terzibaşı avukatlık yaptığı zaman soydaşlarının Arapça bilmemeleri ve cahillikleri yüzünden mahkemeleri kaybettiklerini görür. Arapların çoğu da Türklerin tarihinden, kültüründen habersiz oldukları için onları vahşi, acımasız olarak bilirler.  Bunun için de halkının tarihini, kültürünü, edebiyatını, halk bilimini anlatacak makaleler yazar. Makalelerin altına da  "A.T", "Ataulla Terzibaşı", "Mecid Türkekul", "Ömerzade Allahverdi" vb. imzalar koyar. Onun hem "El-Turasüş-Şabi" dergisinde Türkmen kültürü ve folkloru hakkında Arapça yazdığı makaleler hem de Ziya Gökalp, Ahmet Ağaoğlu ve Fuat Köprülü gibi sosyologlar hakkında yazdığı eserler bugün hâlâ okunmaktadır.

Irak Türklerinin medeniyet tarihinde özel yeri olan "Gardaşlıg" dergisinde Türkçe ve Arapça edebiyat, folklor, dil hakkında değerli makaleleri yayımlanan Ata Terzibaşı sıkca bilimsel sempozyumlara da katılır, dünyanın ünlü Türkologları ile fikir alışverişinde bulunurdu. Ansiklopedilere genellikle Türkmenlerin kültürü, edebiyatı, tarihi ile ilgili makaleleri, maddeleri ona yazdırmışlardır.

Onun "Yazı dili, konuşma dili" makalesi dilcilik hakkında teorik bakışları ihtiva eden en değerli kaynaktır. Bu yazıda Ata Terzibaşı Türkçenin konuşma diliyle yazı dili arasındaki farkın diğer dillerdeki gibi derin olmadığını ispatlamak için Arap dilleri ile kıyaslamalar yapmıştır.

Ata Terzibaşı makale ve sunumlarında dilin gelişmesine, orta yüzyıllarda Türkçeye yüklenmiş Arapça, Farsça ifadelerden temizlenmesine özellikle dikkat etmiştir. "Irak Türkleri ve dil özleştirmesi" eserinde meseleyi geniş bir şekilde analiz etmiş ve dilin temizlenmesi, geliştirilmesinin sert ve devrim ile değil yavaş yavaş yapılması gerektiğini belirtmiştir. Ayrıca bu temizleme ve yenileşmenin Türk halkları arasındaki bağlılığa zarar vermemesi gerektiğini aksine bu bağı daha da yakınlaştırması fikrini ileri sürmüştür.

Bölgenin halk edebiyatının derlenmesinde ve yayımlanmasında büyük hizmetleri olan Ata Terzibaşı dilin temizlenmesinde ve yenileştirilmesinde halk konuşmasına önem verilmesini defalarca vurgular. Sebebini de bugün bir Türk halkının edebi dilinde kullanmayan eskimiş veya şiveye dönüşmüş sözlerin başka Türk halklarının edebi dilinde işlevselliğini koruması olarak açıklamıştır. Ve eğer ki, politikacılar, memurlar, yazarlar, şairler, gazeteciler bu sözleri sıkça kullanırlarsa bu sözler de halkın diline kazandırılmış olur.

Ata Terzibaşı, kitapları tekrar tekrar yayınlanan nadir yazarlardandır. Onun "Kerkük Şairleri" kitabı 1963-2012 yıllarında on üç kez, "Arzu-Kamber masalı" orijinalinde olduğu gibi Kerkük, Bağdat, İstanbul ve Bakü’de beş kez (Hatta Fransızcaya çevrilerek 2000 yılında Cenevre’de de yayınlanmıştır.), "Kerkük hoyratları ve manileri" üç kez yayımlanmıştır. Onun kitaplarının yayımlanma coğrafyası da geniştir. Bu coğrafyaya Kerkük’ün yanı sıra Bağdat, İstanbul, Ankara, Bakü, Cenevre vb. şehirler de dâhildir.

Ömrünü Türkmen edebiyatının, dilinin, folklorunun ve basın yayın tarihinin öğrenilmesine adamış Ata Terzibaşı bir ara Bağdat’ta günlük "El-Cihad" gazetesini de yayınlatır.

1964 yılı Mayıs ayında Türk Dil Kurumuna "yardımcı üye", 1996 yılı Haziran ayında ise "şeref üyesi" seçilen Ata Terzibaşı’nın 300 kadar makalesi, 30’a yakın kitabı yayımlanmıştır.

Ata Terzibaşı Azerbaycan’ın milletsever aydınları içinde her zaman saygı ile anılan bilim adamıdır. Aydınlarımızın Ata Terzibaşı’na büyük sevgisinin sonucudur ki, Azerbaycan Yazıcılar Birliği Irak-Türkmen edebiyatının aksakalı Ata Terzibaşı’nı Birliğin fahri üyesi seçmiştir.

2001 yılında geçirdiği kaza sonucu yürüyemeyen bilim adamının art arda üç ciltlik "Türkmen Sözlüğü", üç ciltlik "Türkmen Keşkülü" eserleri yayımlanır. Onun son yayımlanan eseri 2015 yılında "Fuzuli Hakkında Yazılar" kitabıdır.

Ata Terzibaşı’nın ilmi eserleri Türk halklarının değil, Orta Doğu’nun en zengin kütüphanelerinin kıymetli servetine eklenmiştir. Türkiye’deki gerginlik, Karabağ’da başlayan savaşlar Ata Terzibaşı’nın ölümüne dikkati azaltmıştır. Zaman geçtikçe Ata Terzibaşı hakkında daha değerli eserler yazılacaktır.

 

* Azerbaycan Milli Bilimler Akademisi Folklor Enstitüsü Başkanının Uluslararası İlişkiler Danışmanı