Buradasınız

Türkmeneli'nin Bilgesi Göçtü

nazimterzioglu@gmail.com

 

Türkmeneli, XX. yüzyılda yetiştirdiği en değerli evladı Ata Terzibaşı'nı 31 Mart 2016 tarihinde uğurladı. Çocukluğumdan beri namı ve çalışmalarını değişik mahfillerde duyduğum Ata Terzibaşı hayatımda tanışmak istediğim ender insanlardan biriydi. Türkmen kitaplığının en üst köşede yer alan yarlığanmış Terzibaşı'nın eserleri, diğer ilgi duyulanlar (tiryakileri) gibi benim de başucu kitaplarım oldu. Yoğun ve yorucu bir emeğinin mahsulü olan eserlerini, kendi deyimiyle Türkmanoloji sahasında araştırma yapanlar için her zaman istisnasız birer başvuru kaynağı değerindedir. Aynı zamanda Irak Türkmen kültürünün belleği sayılan Terzibaşı, bu konuda kaynak kişi olarak danışmasına daima ihtiyaç duyulmuştur. Hemşerileri dışında Türkmen tarihi ve kültürü alanında çalışma yapan ve Kerkük'ü ziyarette bulunanlar mutlaka onun dergâhına uğramıştır. Daha önce avukatlık yazıhanesinde ziyaretçilerini kabul eden Terzibaşı, son yıllarında ise bu misafirperverliği kendi evinde vefatına değin sürdürdü. Yüksek lisans öğrenciliğim sırasında tez konusu gereği olarak ben de bu vesileyle tanışma fırsatını yakalayıp Suphi Saatçi ve Necat Kevseroğlu ağabeyler sayesinde kendisiyle tanışma şerefine nail oldum.

İsmini ne zaman hafızama kazdığımı, ilk defa hangisini elime aldığımı hatırlayamadığım eserlerin sahibi Terzibaşı ile göz gözeyiz, dünya gözüyle görme kıvancını yaşıyordum görüştüğüm an. Referanslarım sağlamdı, giderken elimde yazılmış mektup bile vardı fakat Terzibaşı'ya birini beğendirmek kolay değildi. Bakışları sert ama konuşması samimi ve içtendi. Edebiyat meraklısı ve Erbilli olduğumu bilince daha da yakından ilgilendi. Titiz, disiplinli ve yüzeysellikten kaçınan Terzibaşı, özgün araştırmaları kadar halk arasında vakur şahsiyeti, sağlam duruşu, dürüstlüğü ile de tanınırdı. Bu ciddiyeti böylece günlük hayatına da yansıtmıştı. O yüzden karşısındaki insanların da böyle olmasını arzu eder, eli kalem tutanları hep bu yönde teşvik ederdi. Hatta bazı şairleri pürüzsüz ve daha güzel ürünler vermek için edebiyat ve özellikle şiir bilgisi ile bilgilendirdiği bilinir.

Görüşmede Terzibaşı kültürel çalışmalara başladığı tarihlerde ilmi incelemelerin yokluğunu, çalışma sırasında karşılaştığı güçlükleri ve izlenimleri anlattı. Bu arada sahada akademik çalışmalar ve genç araştırmacıların eskiye göre sayılarının artması sevindirici ve bir bakıma ümitli olduğunu ilave etti. Bunca hizmete rağmen yaşlılık yüzünden çalışmalarının aksadığından şikâyet etmesi, insanın yaş evresine ilişkin "gençlik yaşlılıktan sonra gelmeliydi" diye espri yollu deyişini kimi zaman hatırlayınca, Terzibaşı’nın bir daha dünyaya gelme şansı olursa tereddütsüz aynı şekilde yorulmadan milletine hizmet edeceğinden eminim.    

Yüksek lisans mezuniyetinin ardından son gidişimde artık samimiyetin sıcaklığını gözlerinden okuyabiliyordum. Kendisine ulaşan her kitabı özellikle Türkmen edebiyatıyla ilgili ise mutlaka gecikmeden okuduğu gibi zahmete katlanıp a'dan z'ye çalışmamı okuyup incelediğini ifade etti. Çalışmayla kendimi yorduğumu söyleyerek devamını getirmek için beni teşvik edip vazgeçmemem temennisinde bulundu. Terzibaşı'nın gözüne girmek hiç kolay olmamıştı. Son günlerini hasta yatağında bile okumadan vazgeçmiş değildi. Kardaşlık dergisinin 68. sayısını eline alıp okuduğu Kerküklü Seyit Merdan hakkındaki yazımın Terzibaşı'dan iltifat görmesi beni son derece mutlu etmiştir.       

Irak Türkmen kültürüne ilişkin Kerkük Hoyratları ve Manileri, Kerkük Havaları, Kerkük Eskiler Sözü, Kerkük Matbuat Tarihi, Arzı Kamber, Kerkük Ağzı Sözlüğü, Kerküklü Faiz, Kerküklü Şeyh Rıza, Kerküklü Kabil vb. gibi birbirinden değerli eserler veren Terzibaşı'nı gerçek manada tanımak isteyenler uzun yılların mahsulü şah eseri kabul edilen Kerkük Şairleri külliyatını okumalıdırlar. Kerkük'te eski harflerle 13 cilt halinde neşrolunan Kerkük Şairleri, Türkiye'de yeni harflere aktarılarak Ötüken Neşriyat tarafından basılmadan önce gözden kaçmış ufak tefek hataları düzeltmek niyetinde eseri irdeleyince Terzibaşı'nın başka bir portresi önümde çizilmişti. Kitabının her maddesine ayrı bir çaba sarf edilmiş, eserde adı geçen birçok şair için birinci el kaynaklar kullanılmıştır. Tek başına zor şartlar altında çalışarak, unutulan pek çok şairin ismini ve eserini ihya etmiştir. Kitabın referansında kullanılan elyazmaların tamamını ise şahsi teşebbüslerle ve bin bir güçlükle temin edilerek zayi olmaktan kurtarılmış eserlerdir.

Erbil'i Kerkük'ten hiçbir zaman ayrı tutmayan Terzibaşı, Kerkük Hoyratları ve Manileri ile Kerkük Havaları eserinde Erbil'e ait halk mahsulleri ve Erbil'de yetişen sanatçıları da zikretmiştir. Başta, aynı düşünceyle Erbil'de yetişen şairleri de ayrılmaksızın Kerkük Şairleri külliyatına alınmasını düşünür, ancak kendisi kitabının ön sözünde ifade ettiği gibi Erbil'de önemli temsilciler yetişmesi ve şairlerin sayısı hayli kabarık olduğunu, ayrıca Erbil, Türkmeneli'nin önemli ayaklarından biri haline geldiğini, bugünkü konumunu vurgulayarak müstakil bir çalışma olarak çıkarmaya karar verir. Böylece ölümsüz Kerkük Şairleri külliyatının yanında bir nadide Erbil Şairleri eseri de Türkmen kitaplığına kazandırdı. Bu şahane eser ilk defa eski harflerle Kerkük'ten üç cilt halinde yayımlanır, daha sonra Prof. Dr. Ali İhsan Öbek hocanın ve ekibi sayesinde Latin harflerine çevrilerek üç cilt tek kitap halinde Kerkük Vakfı (2007) tarafından yayımlandı. Erbilliler üstadın bu büyük emeğinin karşısında daima minnettar kalacaklardır.    

Suphi Saatçi'nin her zaman çalışmalarını beğenerek söz eden Terzibaşı, en çok Kerkük Evleri eserini takdir ederdi. Buna benzer bir çalışma da Erbil'in geleneksel mimarisi için yapılması gerektiğini sık sık dile getirirdi. Bu projenin bir an evvel hayata geçirilmesini temenni ederim. Böylece hem bir büyük boşluğu dolduracak hem de Terzibaşı'nın bu isteğin yerine getirmesiyle ruhu şad olacaktır. Türkmenlerin aziz Ata'sı nur içinde yatsın.

Nazım Terzioğlu