Buradasınız

NERMİN NEFTÇİ’NİN “KERKÜK’TE BULDUKLARIM” ESERİNDE KERKÜK AĞZI DİL MALZEMESİ

                             Irak Türkmenlerinin gözde şehri Kerkük Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra anavatan topraklarının dışında kaldı. Bu yöre o tarihten sonra derin bir uzlet devresine girdi. 1940’lara gelindiğinde Kerkük, Türkiye’de, ancak belli bir yaşın üzerindeki insanların hafızasında kalan eski Musul vilayetimizin bir sancağının adıydı. O yılların ekonomik, sosyal ve kültürel atmosferi içinde Türkiye’de apayrı bir toplum meydana gelmiş; dünyadaki değerler sistemi değişmiş ve Kerkük ancak oraya yolu düşenlerin dikkatini çeken bir şehir durumuna gelmişti.

                             İşte, o yıllarda Kerkük’e yolu düşenlerden biri de Nermin Neftçi’dir (1924-2003). Nermin Hanım, o devirde Türkiye’de ikamet eden Kerküklü Nizameddin Neftçi ile evlendikten sonra ilk defa 1947’de Kerkük’e gitmiş, bu şehri çok sevmiş, insanlarını yakından tanımış ve Kerkük’ün pek çok âdet ve geleneğini yakından izleme imkânına kavuşmuştur.  O derece ki Nermin Hanım, gözlediklerini âdeta bir folklorcu titizliğiyle kaydetmiş ve derin bir gözlem gücüyle nüfuz ettiği Kerkük’teki sosyal hayatı pek sade ama bir o kadar çekici ve akıcı bir üslupla yazıya aktarmıştır. Nermin Neftçi, Kerkük’teki gözlemlerini 1957’de “O Yakadan Bu Yakaya” adlı bir kitapla belgelemiş. İlkin bu adla yayınlanan kitap daha sonra Kerkük Vakfınca “Kerkük’te Bulduklarım”[1] adıyla yeniden basılmıştır.[2]

Nermin Neftçi’nin “Kerkük’te Bulduklarım” kitabı Kerkük’ün sosyal hayatına sinmiş birtakım folklor unsurlarına(evlenme âdetleri, mimari özellikleri, alışveriş usulleri, eğlenceler, bayramlar, vb.) ışık tuttuğu gibi Kerkük ağzına dair kayda değer miktarda dil malzemesini de barındırır. Bu malzeme sayıca çok olmasa da, hatta Nermin Hanım’ın Kerkük’e gidiş maksadı bir derleme çalışması olmasa da çok kıymetlidir. Çünkü o devirde Kerkük’te ve bütün Irak Türkmenleri arasında söz derleme çalışmaları henüz emekleme safhasındadır.  O yıllarda Irak Türkmen ağızlarının ne söz varlığı ortaya konmuş ne grameri üzerinde bir çalışma yapılmış ne de atasözleri ve deyimleri derlenmiştir. Bütün bu çalışmalar 1960 yılından sonra gerçekleşmiştir. Bu tarihten önce Irak Türkmenlerinin söz varlığına dair yayınlanmış tek ürün ise Ata Terzibaşı’nın “Kerkük Manilerinde: Bilinmiyen Türkçe Sözler” makalesidir. [3]  İşte, Nermin Neftçi’nin yazdıklarını değerli kılan bu çalışmalara ilk harcı koyanlardan biri olmasıdır. Neftçi bu kitabına almış olduğu dil malzemesinin dışında, Türk Dil Kurumunca 1952’de başlatılmış olan halk ağzından söz derleme çalışmalarına gönderdiği fişlerle de katılmıştır.  Ek-1 cildindeki dört kaynak kişiden biri kendisidir ve bu dört kişinin Kurum’a göndermiş olduğu 430 fişin bir kısmı ona aittir.[4]

Nermin Neftçi’nin Kerkük’ten derlediği dil malzemesine gelince bunlar arasında günlük hayata ve folklora ait çeşitli kelimeler, atasözleri, deyimler, tapmacalar (bilmece), yer adları, güzel kızın vasfında kullanılan Kerkük ağzına mahsus kalıp ifadeler, kalıp sözler, tekerlemeler, vb. söz varlığıdır. Bu yazımızda eserde geçen kelimelerin bir kısmının dökümünü yaparak, üzerinde bazı düşüncelerimizi belirtmeye çalışacağız. Ayrıca, kitaba alınmış olan kelimelerin Kerkük ağzına göre transkripsiyonlu (çeviri yazı) yazımını gösterip ileriki çalışmalara az da olsa bir katkı sunmaya çalışacağız:

Kelimeler:

Bilindiği üzere Kerkük ağzı söz varlığının bir araya getirilmesi bugün dahi bütünüyle gerçekleşmiş değildir. Bu hususta en önemli iki eser Habib Hürmüzlü’nün Irak Türkmen Türkçesi Sözlüğü (2013)[5] ve Ata Terzibaşı’nın Kerkük Ağzı Türkmanca Sözlük (3 cilt)[6] (2011, 2013, 2015) başlıklı çalışmalarıdır. Bunlara 1979’da yayınlanan 12 ciltlik Derleme Sözlüğü’ndeki 1230 kelimelik söz varlığını da ekleyebiliriz. Oysa Nermin Neftçi daha 1957’de, Kerkük’teki hatıraları vasıtasıyla, Anadolu ağızlarında, hele yazı dilimizde, duymaya pek alışık olmadığımız şu kelimeleri bize aktarmış oluyordu:    adāḫlı “nişanlı”, boyama “bir çeşit bandana”, börk “bir çeşit başlık”, cahaz “çeyiz”, camadanı “sarık, poşu”, cíger çıḫardan “korkunç bir mahluk”, çemçele ḳız “korkuluk”, çerfelek (“çark-ı  felek”ten bozma)“dönme dolap”, çeti “dikenimsi bitki”, çeyḫana “kıraathane”, damdírēgí    “bir çeşit acur”, dilēkçi “kız istemeye giden  dünür”, dolama “atlı karınca”, ergen “bekâr genç erkek”, farmana “bir çeşit cepken”, gínorta (gün+orta) “öğle”, gínorta şaḳlāmı “öğlenin en sıcak zamanı”, imeci “imece”, istikan “çay bardağı”, kâġıtkuşu[7] “uçurtma”, kilavoġlı (kilav+oğlu), “geline öğüt veren kişi”, külçe “bir çeşit  kurabiye”, küreken “damat”, küreken küstí “bir düğün âdeti”, ḳanḳāvır “çıngırak”, ḳāvırġa “bir çeşit çerez”, ḳēyíş bāldır “korkunç bir mahluk”, ḳolbāġı “kola takılan bir çeşit bilezik”, letke “yemek adı”, meyter (“mehter”den bozma) “davul”, nārınc “turunç”, ocaḫlıḫ “mutfak”, sallanḳuç “salıncak”, salta “kısa cepken”, sıttara (“sitare”den bozma”) “dam korkuluğu”, sıḫma “kısa yelek”, sinízerf “oyun”, şerbe “testi”, yengíç “elbise kolunun ağzı”, vb.         

Atasözleri ve Deyimler:

Irak Türkmenlerinin atasözleri ve deyimleri pek zengin bir hazinedir. Bunların derlenmesi ve sözlüklerde bir araya getirilmesi çalışmaları[8] da Nermin Neftçi’nin Kerkük’te bulunduğu yıllarda henüz gerçekleşmemişti. Şakir Sabir Zabit’in Irak Türkmenleri Ağzında Atalarsözü 1961’de, Ata Terzibaşı’nın Kerkük Eskiler Sözü ise 1962’de yayınlanacaktır. İşte, bu iki önemli çalışma henüz gün yüzüne çıkmadan Türk okuyucusu Neftçi’nin hatıralarında Kerkük’ün aşağıdaki atasözlerini ve deyimlerini öğrenmiş oluyordu:

Atasözleri:

 

Aġācın ḳurtı ȫzínnen olmasa bin il yaşar.

Alıştıġ yāġlı dolmaya, bir gün gēlí olmıya.  

Çaḳal var baş ḳupārdı, ḳurtın ādı yamāndı.            

Dėveden[9] düşíp, hophoptan düşmíyíp.  

Gėçínín ḳōtırı bulaġ bāşınnan su içer.  

Ḫanadannan ḫata çıḫmaz. (Nişanlısı asil ama zengin olmayan kıza söylenen söz.).

Ḳaz ḳazdan, baz bazdan; keçel tāvıḫ keçel ḫōrızdan.

                             Kôrın istēdíġí kí göz; birí egrí, birí düz.

                             Kôr kôra diyer cırt gȫzíve; bulamac ėle sürt gȫzíve.  

                             Kôr gözden yaş, mılla ėvínnen aş.

                             Yėl ḳeyyenín nēsín apārı.   

 

Deyimler:

aġac yė-: dövülmek

                             aş as-: yemeği ocağa koymak, yemek hazırlamak

ay dolan-: bir aylık süre geçmek

bāşı beyüg ol-: gururlanmak

çölde çaḳal āzıydı, bı da geldi çulıydan. (topluluğa gelen istenmeyen kişi için söylenir.)

gün dolan-: bir günlük süre geçmek

ḳutı ḳurı-: 1. Soluğu kesilip yorulmak 2. Ansızın kötü bir duruma rastlayıp ürk-, donakalmak

öz bāşın baġlamaz, gider toyda el bāşı baġlar (Başkalarının işine karışan kimse için söylenir.)

perdeye gír-: gelin ve damdın gerdek odasına girmek

sıġır bāşı küpte ḳālıp:  işler çözümsüz kaldığında söylenen bir söz.

su ḳaldır-: sel basmak

yaddan çıḫ-: unutulmak (Eserde “ihmal etmek” anlamı da var.).

 

Kalıp Sözler (Dualar ve Beddualar):

 

Kalıp sözler Türk dilinin en zengin dağarcıklarındandır. Bu gibi sözler “dualar” ve “beddualar” şeklinde karşımıza çıkar. Günlük hayatta belirli durumlarda muhatabımıza, içinde bulunduğu duruma uygun, ama herkesin aynı kalıpla söylediği sözlerle hitap ederek iletişimin derinleşmesi ve güçlenmesi sağlanır. Bu gibi sözler için pek çok terim kullanılmışsa da, dilciler arasında üzerinde ittifak edilmiş bir terim yoktur. Bununla beraber “kalıp sözler” terimi bu gibi ifadeleri anlatmak için en sık kullanılan terimdir denebilir.[10]

 

Irak Türkmen folklorundaki kalıp sözlerin (dualar ve beddualar) hepsini bir araya getiren bir sözlük veya bir kılavuz henüz oluşturulabilmiş değildir. Bununla birlikte, Merhum Mehmet Bayat’ın Irak Türkmen Ağzında Kalıplaşmış Anlatımlar [11] bildirisi bu konuda en geniş ve en derli toplu çalışmadır, denebilir. Bayat bu bildirisinde 95 dua ve 101 bedduaya yer vermiştir. Bundan başka, Gazanfer Paşayev’in Kerkük Folklor Antologiyası[12] ve Irak Türkmen Folkloru eserlerinde çeşitli dua ve beddua örnekleri verilmiş, hatta sözü edilen eserlerinin ikincisinde Paşayev Irak Türkmen beddualarının konu tasnifini de yapmıştır.[13] Bunun yanı sıra, Suphi Saatçi Kerkük Çocuk Folkloru kitabında, bilhassa çocuklara söylenen dualardan 13, beddualardan da 24 tanesini kayıt altına almıştır.[14] Abdullatif Benderoğlu ise Irak Türkmen Folklorundan Örnekler[15] kitabında 19 dua, 46 beddua örneğini Irak Türkmenlerinin “v” ve “y” ağızlarındaki biçimleriyle vermiştir.[16] Ayrıca 1958-59 yılları arasında Kerkük’te çıkan Beşir gazetesinin ve 1961-1976 yılları arasında Bağdat’ta yayınlanan Kardaşlık dergisinin sayılarında çok sayıda dua ve beddua örneği “Folklor” ve “Folklor Araştırmaları” köşelerinde kayda geçirilmiştir. Ancak bu çalışmaların hepsinden önce Nermin Neftçi, yazımıza konu ettiğimiz kitabında Kerkük’te duyduğu bir kısım duaları kayda geçirmiştir.

 

Dualar:

 

Dua insan ruhunun en tabii ihtiyaçlarından biridir. Kişinin yaratıcısıyla olan bağı dualarla kurulur. Bu yüzden dualar insanın en samimi duygularını yansıtır. Kişi kendisi için dua edebileceği gibi başkalarına da duada bulunabilir. Bunlar daha çok “hayır dua”, “alkış” gibi terimlerle karşılanır. Kerkük ağzında da bu tür örnekler çok yaygındır. Duaların çıkış noktası İslam dini olabileceği gibi İslam öncesindeki bazı inançlarla veya uygulamalarla da ilgili olabilir. Nermin Neftçi’nin Kerkük ağzından aktardığı Ḳurbānıv olım, Bāşıva dolanım ve Ȫgívde ölím gibi dualar bu cümledendir.[17]

 

Neftçi bilhassa kadınların, “bir iş dileme” -alış veriş sırasında olsa gerek- şu hayır dualarını ağızlarından eksik etmediklerini tespit etmiştir:

 

                             Ḳurbānıv olım, bāşıva dolānım

                             Ȫgívde ȫlím

Gȫzíve ḥayran, bāşıva ḳurban    

Alla, saġ olasan

Dünye durdıḫça durasan  

                             Ḳadav alım

                             Ḳan ėttím, ḳāpıva düştim   

Beyügímsen   

Aġamsan

Bēgímsen  

Paşamsan[18]

                     

Yukarıdakilerden herhangi birini söyledikten sonra şu cümle söylenir.

 

Mēní ēlí boş gönderme  

 

Ricası yerine gelen kadın, muhatabına aşağıdaki gibi dualarda bulunur:

 

Dırnāġıva daş degmēsín

Tuttıġıv āltun ōssın

Yeddí oġlan babāsı olasan

‘Ümrívden doyasan[19]    

 

Bunların dışında, Neftçi’nin kaydetmiş olduğu, herhangi bir afetten yüce Mevla’ya sığınmayı anlatan şu iki dua da kayda değerdir: Allah āfattan saḫlāsın ve Yā Sıttar.[20]

 

Bu arada, Mehmet Bayat’ın derlemiş olduğu dualar içinde Nermin Neftçi’nin derlediklerinden yalnızca şunlar bulunmaktadır: Dırnāġıya daş degmesín, Tuttıġıy torpaġ āltun ossın, Yeddí oġlan  babāsı olasan,… Üstelik, Bayat bunları “genel dualar” başlığı altında vermekteyken; Nermin Neftçi bu duaların yukarıda da söz edildiği gibi “iş dileme” sırasında kullanıldığını vurgulamaktadır. Bununla birlikte Mehmet Bayat, Nermin Neftçi’nin, Yeddí oġlan babāsı olasan şeklinde kaydettiği duanın düğünlerde hem erkeğe hem de kıza “Yeddi oġlan babası/nenesi olasan” şeklinde söylendiğini[21] Tuttıġıy torpaġ altun ossın duasının ise anaların çocuklarından razı olduklarını ifade etmede  kullanıldığını belirtir.[22]

 

Beddualar:

 

Beddualar Türk halk kültüründe çok yaygındır. Kişiler arasındaki çekişmelerde sıklıkla dile getirilen bu sözler her ne kadar kişilerin ruhen rahatlamasına vesile olursa da insan ilişkilerinde onulmaz yaralar açmaya da sebep olur. Ancak bütün bunlara rağmen beddualar dilcilik açısından çok değerli söz varlıklarıdır. Beddualar içinde bazen mahallî veya tarihî unsurlara da rastlanabilir. Bu yönleriyle de beddualar araştırmacıların dikkatini çeker. Mesela Neftçi’nin eserinde yer verdiği “Sēní Soġānçı Eḥmed’ín tükânı ögínde görrem, inşallah.” tamamen mahallî bir bedduadır. Bu bedduadaki “Soğancı Ahmet’in dükkânı”, Osmanlı döneminde, Kerkük’te idam cezalarının infaz edildiği Hassa Çay’ına bakan bir dükkân olduğu anlaşılıyor.[23] Saçıv kesíssín (kesilsin) ve Siyasat olasan bedduaları da çok eskiye dayanan tarihî ve folklorik unsurlardır. Bunlardan ilki, geçmişte zinakâr kadınların saçlarının kesilmesi âdetiyle ilgilidir.[24] Diğeri ise padişahların “siyaseten katl”[25] yetkisinden gelmedir. 

 

Nermin Neftçi’nin, eserinde bize sunduğu şu örnekler yukarıda sözü edilen çalışmaların hepsinden önce kayda geçirilmiş örnekler olma özelliğini taşımaktadır:

 

Analarının sözüne kulak veren kocalara, kadınların yönelttiği beddualar:

 

Bōynı yōġın

Ajdaha adam

Vücudıv ḳāḫsın   

  • ív[26] gēssin (gelsin)    
  • í aparan Tārı gērí göndermēsín   
  • ímí gök dügíne ḳoyıpsan  
  • ídesen gelmez olasan    

Allah’ın ḳelēmí ḳırılāydı mēní sene yazanda[27]   

 

Diğer beddualar:

 

 Sēní Soġānçı Eḥmed’ín tükânı ögínde görrem, inşallah.[28]

 Sāçıv eleg ossın

 Saçıv kesíssín (kesilsin)

 Siyasat olasan

                              Ḳuma gömílesen

                              Ḳārnıva ḳazandelen gírsín

                              Gözívín yerí ḳassın

 Ēlív ayaġ ossın, köskíve dayaġ ossın

 Ḳılġıv össín (ölsün)

 Ḳılıḫtan düşesen[29]

 

Lėşív gēssin ve Siyasat olasan bedduaları hem Neftçi’nin kitabında hem de Mehmet Bayat’ın bildirisinde verilmiş ortak örneklerdir. Bayat bunları beddualar başlığı altında verirken[30], Neftçi Lėşív gēssín bedduasının yukarıda da belirtildiği gibi karı koca arasındaki tartışmalarda kullanıldığını belirtir.[31]   

 

Çocuk oyunlarının adları:

 

Kerkük’te ve genel olarak Irak Türkmen çocukları arasında oynanan çeşitli oyunlar birkaç incelemeye konu olmuştur. En başta Şakir Sabir Zabit, 1964’te kaleme aldığı ünlü eseri Kerkük’te İçtimai Hayat’ta bunlara dair geniş bilgi verir. Zabit’in eserinde adı belirtilen oyun sayısı 30’dur.[32] Suphi Saatçi de “Kerkük’ten Derlenen Çocuk Oyunları” bildirisinde 13 çocuk oyunundan bahseder.[33] Biz de bir yazımızda Zabit’in eserindeki oyunların kendi çocukluk çağımızda nasıl oynandığını anlatmış, bir bakıma Kerkük çocuk oyunlarında zaman içinde gözlenen değişmeleri kaydetmeye çalışmıştık.[34]  Savaş M. Abdulmecit ise 2010 yılında tamamladığı yüksek lisans tezinde Irak Türkmenlerindeki çocuk oyunlarını enine boyuna işlemiştir.[35] Bu arada, elde edemediğimiz için inceleyemediğimiz bir eser de Mehmet Abdullah’a ait olup Türkmen Milli Çocuk Oyunları adını taşımaktadır.[36] Neftçi’nin kitabında bu tür oyunlardan ancak dördünün adı verilmiştir: bābıç ḳapma, danguz tepme, çelik çubıġ, gülle gülle.[37]

 

Bunlardan “gülle gülle” diye kaydedilen oyunu Zabit yukarıda anılan eserinde “gülle oyunu” adıyla vermiştir. Bizce Nermin Neftçi’nin kaydettiği ikilemeli şekil daha doğrudur. Çünkü Kerkük ağzında bazı oyunlar böylesi ikilemelerle söylenir: top top (futbol), ḳere ḳere, peş peş, uştı uştı, vb. “Çelik çubuk” diye verilen oyun ise Zabit’te[38] ve Savaş M. Abdülmecid’in çalışmasında “hellük Çubuḳ” ve “hellüg” [39] adıyla verilmiştir. Bu satırların yazarı çocukluk çağında bu oyunun adını “hellüg” ve “hellüg aġac” şekillerinde gözlemiştir.[40] “Danguz tepme” aynı adla Zabit’te ve Abdülmecid’de de görülürken[41] “babuç kapma” adıyla verilen oyuna diğer kaynaklarda rastlayamadık.[42]    

 

Alay, küçümseme ve aşağılama sözleri:

 

Dil her türlü iletimi yerine getirmek için tasarlanmış mükemmel bir araçtır. İnsan ilişkilerininse pek çok yönü vardır. Kişiler arası iletişim her zaman sağlıklı olmayabilir; ancak bu durumda bile, her dilde, belirli sözler veya söz kalıpları vasıtasıyla kişiler duygularını ifade etmeye çalışırlar. Alay, küçümseme ve aşağılama sözleri bazen iletişimin sağlıklı olduğu durumlarda da şaka yollu kullanılır. Bu tür sözleri beddualardan ayırmak yerinde olur. Çünkü beddualar genellikle muhatabın gelecekte kötü bir akıbete uğraması dileğini seslendirirken bu gibi sözler daha çok hitap edilen kişinin olumsuz bir sıfat taşıdığını veya bir meziyetten mahrum olduğunu anlatır.  Folklorun dile yansımaları olan bu sözlerin Nermin Neftçi tarafından, daha o yıllarda, kayda geçirilmiş olması Kerkük ağzının bu verimlerinin unutulmaması bakımından fevkalade önemlidir. Zira, bu tür sözler o güne kadar hiç kaydedilmemiştir.    

 

                             Nermin Neftçi, Kerkük’ün her iki yakasında oturanların karşıdakilere sıġır ėti yenner (yiyenler) yakıştırmasında bulunduklarını yazar.[43] Bu yakıştırmanın ardında Kerkük’te koyun etinin daha makbul olması yatmaktadır. Neftçi ayrıca, her iki yakanın birbirlerini küçümsemeye yönelik şu mizahi tekerlemelerini de nakleder:

 

 

 

Koryalılardan O yakalılara:

 

Āltunı yez, atlāsı bėz O yeḫēliler

Sıġır ėtí yen O yeḫēliler      

 

O yaka semtinin bir parçasını teşkil eden Kale Mahallesi sakinlerini de Koryalıların şu tekerlemeyle küçümsediklerini ve alaya aldıklarını anlatır: Ḳuyı suyı içen Ḳel’eliler.

 

O yakalılardan Koryalılara:

 

Yėngící bayaz, sābını borçtan Ḳoryalılar  

Merzíbí (oluğu) sıġır kürēgínnen Ḳoryalılar[44]     

 

                             Neftçi, ayrıca Kerküklülerin; safdil olanlara ocuşlu, ukala kimselere ise ’Avvad Ḳoca dediklerini aktarır.[45] Bunlardan “Ocuşlu”  Kerkük’ün merkezi ile Tirkâlan ve Tokmaklı köylerinde yaşayan bir sülalenin adıdır.[46] Bu sülalenin fertlerinin çok saf olmasından dolayı bu gibi insanlara zamanla ocuşlu denmiştir. Terim çeşitli kaynaklarda farklı imlalarla karşımıza çıkmaktadır. Nermin Neftçi’nin yukarıda kaydettiği şekle karşılık Terzibaşı bu terimi Ocıclı” (اوججلى) ve “Ocışlı”[47], Faruk Faik Köprülü de “Oçuşlu” (اوچوشلو)[48] şekillerinde kaydetmişlerdir. Suphi Saatçi ise bu sülalenin adını bir yandan Neftçi gibi “Ocuşlu” diğer yandan “Oduşlu” biçiminde tespit etmiştir.[49] Anlaşılan o ki bütün bu şekiller farklı ağızlardaki telaffuzların sonucudur. Ancak dikkat çekici olan durum şudur ki bu kelime, Ata Terzibaşı’nın Kerkük Ağzı Türkmanca Sözlük’ünde yalnızca bir özel ad olduğu belirtilmiş[50]; Neftçi’nin verdiği “safdil” vb. bir anlama söz konusu sözlükte yer verilmemiştir. Kelimeye Habib Hürmüzlü’nün Irak Türkmen Türkçesi Sözlüğü’nde ise rastlamamaktayız.

                            

Kerkük ağzında bu kapsamda ele alınabilecek sözlerden biri de ajdaha (< Frs. ejderhā) kelimesidir. Nermin Neftçi bu kelimeyi, eserinde yer verdiği gelin kaynana çekişmesi sırasında söylenen karşılıklı sözleri sıralarken ajdaha adam ibaresiyle vermiştir. Bizce bu tamlamada “ajdaha” tek başına aşağılama işlevini yerine getirirken adam değişken bir unsurdur. Nitekim, Hürmüzlü’nün sözlüğünde bu kelime tek başına madde başı yapılarak, “Bir insana boyu bosu, yapmış olduğu çirkin işle bağdaşmadığını ima etmek ve onu küçümsemek maksadıyla söylenir.” dendikten sonra, “ajdaha ḳız”, “ajdaha oġlan” örnekleri verilmiştir.[51]

 

Aile içi tartışmalarda kadınların, kocalarına yönelttiği bōynı yōġın ve Günümí gök dügíne  ḳōyıpsan; erkeklerinse hanımlarına söylediği pis pintí, arvadlar ḳeḥēdí, ifadeleri de ilk defa Nermin Neftçi’nin eserinde kaydedilmiş yöreye mahsus alay, küçümseme ve aşağılama sözleridir.[52] Bunlardan yalnızca “pis pintí”  Hürmüzlü’nün sözlüğünde yer almaktadır.    

 

                            

 

Yer adları:

 

Yer adları belli bir coğrafi bölgede yaşayan bir milletin en önemli tapu kayıtlarıdır. Zira insanlar yaşadıkları yerlere bir ad verirler ve bu adlandırmayı ana dilleriyle yaparlar. İşte, Irak topraklarında da pek çok yer adının bugün dahi Türkçe olduğunu görüyoruz. Geçmiş Irak yönetimi Türkmenlerin yaşadıkları birçok yer adını Arapçayla değiştirmiş, böylece bölgenin Türklüğünü gizlemeye çalışmıştır.    

 

Irak’taki Türkçe yer adlarıyla ilgili en önemli çalışma Necat Kevseroğlu’nun kaleme aldığı Irak’ta Türkçe Yer Adları Kılavuzu (2012)’dur.[53] Kılavuzda bazı adların nereden kaynaklandığına dair bilgiler de bulunmaktadır. Ayrıca Muhammed Hurşit Dakuklu’nun Türkmen Halk Edebiyatında İşlenmiş Özel Adlar Kılavuzu (1985 ) eseri de bazı yer adlarını içeren diğer bir kaynaktır. Nermin Neftçi’nin Kerkük’te Bulduklarım kitabında geçen şu yer adları her iki eserden de önce kayda geçirilmiş örneklerdir: ‘Arafa, Bāba Ġurġur, Bulaḫ, Ḫaṣṣa Çāyı, Ḫezneteppe, İmam Ḳēsím, Ḳel’e, Ḳēríler Bazārı, Ḳorya[54], Kȫprí Bāşı, Mılla ‘Abdılla Teppesí, Nėft Deresí, O yeḫe Bazārı, Sārıkehye, Şātırlı, Te’limteppe, Yeddí Ḳızlar, …  Yer adı olmasa da eserde, “Daşköpri, Kaṣṣapḫana, Nāḳışlı Mināra, vb.” köprü, kurum, cami, vb. özel isimler de yer almaktadır.  

 

Nermin Neftçi’nin yıllar önce büyük bir dikkatle kaydettiği bütün bu dil malzemesi bundan sonra bölgeyle ilgili yapılacak dilcilik çalışmalarında mutlaka dikkate alınmalıdır.   

 

İŞARETLER :

 

ā                    :    uzun   a

ˆ                    : inceltme işareti         

ē                  :     uzun   e

ė                   : kapalı e (e-i arası ses)

ġ                   :  art damak g’si  (غ) (gayın)

ḥ                  :      ha      ح

ḫ                   :     hırıltılı  h  ﺥ 

í                    :     ı – i  arası  ses

ḳ                   :     art  damak  k’si 

ō                   :     uzun o

ū                   :     uzun u

‘                   :      ayın    ع

 

 

KISALTMALAR:

 

agb                      : adı geçen bildiri

age                         : adı geçen eser

agm                        : adı geçen makale

Bkz., bkz.              :    Bakınız.

C                            :   Cilt

S                            :    sayı

s.                           :    sayfa

TDK                       :   Türk Dil Kurumu

 

 

[1] Nermin Neftçi, Kerkük’te Bulduklarım, Kerkük Vakfı yayınları, 2. baskı, İstanbul 2003.

[2] Suphi Saatçi’nin verdiği bilgiye göre, bu isim değişikliği fikri merhum İzzettin Kerkük’ten gelmiş. Zaten kitabın başında da “Kerkük’te Bulduklarım” başlığını taşıyan, Nermin Hanım’a ait bir şiir de bulunduğundan, Kendisi de bu fikre sıcak bakmış; böylece kitap ikinci baskısında bu adla yayınlanmıştır.

[3] Ataullah Terzibaşı, “Kerkük Manilerinde: Bilinmiyen Türkçe Sözler”, Türk Dili, Nisan 1955, C: 4, S: 43, s. 434-436.

[4] TDK, Derleme Sözlüğü, Ankara 2009, C: Ek-1, s. XIV.

[5] Habib Hürmüzlü, Irak Türkmen Türkçesi Sözlüğü, Fuzuli Matbaası, Kerkük 2013.

[6] Ata Terzibaşı, Kerkük Ağzı Türkmanca Sözlük (3 cilt), Endülüs Basımevi, Kerkük (2011, 2013, 2015).

[7] İlk hecedeki a ünlüsü uzun söylenir.

[8] Bu hususta geniş bilgi için bkz. Önder Saatçi, “Irak Türkmenlerinin Atasözleri ve Deyimleri Hakkında Yazılanlar”, Türkmeneli, S: 103 (Ağustos 2016), s. 12-17. 

[9] Kerkük ağzında “dėve” kelimesinin ilk hecesindeki ünlü uzun okunur.

[10] Kalıp Sözlerle ilgili geniş bilgi için bkz.: Hürriyet Gökdayı, “Türkçede Kalıp Sözler”, Bilig, Kış 2008, Sayı: 44, s. 89-110; Halil Ersoylu, Türk Dilince Dualar Beddualar Sözlüğü, Ötüken Neşriyat, İstanbul 2012.    

[11] Mehmet Bayat, “Irak Türkmen Ağzında Kalıplaşmış Anlatımlar”, VI. Uluslararası Türk Dili Kurultayı Bildirileri, TDK yayınları, tarihsiz, s. 685-694.

[12] Gazanfer Paşayev (der.), Kerkük Folklor Antologiyası, Azerneşir, Bakü 1987.

[13] Gazanfer Paşayev, Irak Türkmen Folkloru, Kerkük Vakfı yayınları, İstanbul 1998, s. 60.

[14] Suphi Saatçi, Kerkük Çocuk Folkloru, Ötüken yayınları, İstanbul 2008, s. 17-24.

[15] Abdullatif Benderoğlu, Irak Türkmen Folklorundan Örnekler, Irak Kültür ve Tanıtma Bakanlığı yayınları, Bağdat 1993.   

[16] Irak Türkmen ağızlarında, eski Türkçeden beri süregelen teklik ve çokluk 2. şahıslardaki geniz n’si bazı ağızlarda v, bazılarındaysa y biçiminde söylenir. Bkz.: Abdullatif Benderoğlu, age, s. 84-89.

[17] Gazanfer Paşayev, age, s. 56-58.

[18] Neftçi, age, s. 32.

[19] Neftçi, age, s. 32.

[20] Neftçi, age, s. 27.

[21] Mehmet Bayat, agb, s. 687.

[22] Mehmet Bayat, agb, s. 690.

[23] Gazanfer Paşayev, age, s. 60. 

[24] İbrahim Dakuki, Irak Türkmenleri Dilleri, Tarihleri ve Edebiyatları, Güven yayınları, Tarihsiz, s. 147.

[25] İsmail Katgı, “Osmanlı Devletinde Siyaseten Katl (Hukuki Mahiyeti, Sebepleri, Usulü, İnfazı ve Sonuçları)”, Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, Cilt: 6 Sayı: 24, Kış 2013, s.180-211.

[26] İlk hecenin ünlüsü uzun okunur.

[27] Neftçi, age, s. 49.

[28] Neftçi, age, s. 13.

[29] Neftçi, age, s. 32.

[30] Bayat, agb, s. 691.

[31] Neftçi, age, s. 49.

[32] Şakir Sabir Zabit, Kerkük’te İçtimai Hayat, Bağdat 1964, s. 31-38.

[33] Suphi Saatçi, “Kerkük’ten Derlenen Çocuk Oyunları”, IV. Milletlerarası Türk Halk Kültürü Bildirileri, 3. Cilt, TC Kültür Bakanlığı yayınları, Ankara 1992, s. 261-265. 

[34] Önder Saatçi, “Kerkük Çocuk Oyunları”, Kardaşlık, S: 45(Ocak-Mart 2010), s. 46-49.

[35] Savaş M. Abdülmecit, Irak Türkmenlerinde Çocuk Oyunları, Kerkük Vakfı yayınları, İstanbul 2011.

[36] Mehmet Abdullah, Türkmen Millî Çocuk Oyunları; Irak Türkmen Cephesi, Kültür Müdürlüğü Yayınları Erbil 2004.

[37] Nermin Neftçi, age, s. 52.

[38] Şakir Sabir Zabit, age, s. 35. 

[39] Savaş M. Abdülmecit, age, 77, 105.

[40] Önder Saatçi, agm, s. 47.

[41] Şakir Sabir Zabit, age., s. 34.

[42] Mehmet Abdullah’ın eserini inceleyemediğimiz için bu hükmü ihtiyatla vermekteyiz. Ancak Savaş M. Abdülmecit’in, çalışmasında Abdullah’ın eserini kaynakları arasında göstermiş olması bu adla anılan bir oyunun Abdullah’ın eserinde de bulunamayabileceğini düşündürmektedir.

[43] Nermin Neftçi, age, s. 15.

[44] Nermin Neftçi, age, s. 15.

[45] Nermin Neftçi, age, s. 36.

[46] Suphi Saatçi, Irak Türkmen Boyları, Oymakları ve Yerleşme Bölgeleri, Kerkük Vakfı yayınları, İstanbul 2009, s. 60, 63.     

[47] Ata Terzibaşı, age, s. 194.    

[48] Faruk Faik Köprülü, Hikâyeli Halk Meselleri, Kerkük 2006, s. 66.

[49] Suphi Saatçi, age, s. 63.

[50] Ata Terzibaşı, age, s. 194.     

[51] Habib Hürmüzlü, age, s. 59.

[52] Nermin Neftçi, age, s. 49.

[53] Necat Kevseroğlu, Irak’ta Türkçe Yer Adları Kılavuzu, Fuzuli Matbaası, Kerkük 2012.

[54] “Ḳoyra” şeklinde de söylenir.