Buradasınız

Enver Hasanoğlu Kerkük’te Başlayan Bir Başarı Hikâyesi

Kitaplar Arasında

Enver Hasanoğlu.. Kerkük’te Başlayan Bir Başarı Hikâyesi

Necat KEVSEROĞLU

 

Güneş Tıp Kitapevleri Ltd. Şti tarafından 2017'de yayımlanan Enver Hasanoğlu, bilim, yönetim, yükseköğretim:

Kerkük'ten Başlayan Bir Başarı Hikayesi adlı kitabı Prof. Dr. H. Hale Künüçen yazar biyografi kitap olarak hazırlamıştır, büyük boy, güzel cilitli, 538 sayfadan oluşan biyografi kitapta, Prof. Dr. Enver Hasanoğlu'nun anılarını ve hatıralarını kapsamaktadır.

Enver Hasanoğlu, 1 Haziran 1946'da Kerkük'ün Kifri eski adıyla "Salahiye" kazasında doğmuştur.

Kifri, Kerkük'ün en eski Türkmen kazalarından birisidir. Kifri'nin özelliklerinden biri tarih boyunca aydın ve devlet adamı yetiştirmesidir. Okumuş-yazarı çok olan, bu yönüyle de diğer Türkmen kazalarına oranla gelişmişlik düzeyi yüksek olan ayrıcalıklı bir kazadır.

Bu üstün özelliği, nedeniyle, Kifrililerin çok sayıda evlatları ve bireyleri, ülkenin değişik yerlerinde tayin olmuşlar ve o bölgelerde yerleşmişlerdir.

Son yıllarda bölgeye göz dikenler, çevresindeki Kürt köylerinden akın ederek, yerleşim için kentte çok baskılar yaparak, yıllar boyu Kifri'nin demografisinin değiştirilmesine sebep olmuştur. Tüm tarım yerleşim yerleri ve evleri yabancılar tarafından satın alınarak veya kiracı olarak günümüze kadar kullanılmaktadır bu bir gerçek.

Enver Hasanoğlu'nun, ailesinin kökeni olan Oğuzlar, Orta Asya'dan yapılan ilk göç ile Anadolu'ya geçmeden önce. Bütün Türkmenler ya da Irak Türkleri Orta Asya'dan çıktıktan sonra ilk önce Azerbaycan'da duraklamış, bir kısmı da kuzey Irak'a gelmişlerdir. Dedelerin soyu ise Oğuz Boyu Bayat Kabilesi'nden geldiği bilinmektedir. Bayatlılar tarih boyunca atılgan, kahraman, değerli atlara sahip, yiğit birer savaşçı olduklarından dolayı Bayat Türkleri bu şanlarıyla tanınırlarmış.

Enver Hasanoğlu da aile geçmişinden, cirit oynayan dedelerinden bahsederken Bayatların yiğitliklerini anlatan ve halk arasında söylenen şu dizeyi duyduğunu hatırlıyor:

Hesap etsen Bayat'ı

Her kuşu yıkar atı

Her gencine bakarsan

Arslan gibi heyeti

Babasının dedesi de büyük büyük babasının kökenleri de Kifri'ye dayanıyor. Babaannesi de Kifri'liler. Saydıklarımızın tümü Kifri'nin tanınan tek Babaşahsuvar mezarlığında gömülüdürler.

1951 yılında babasının ilkokul öğretmeni olarak, Kerkük'e bağlı Tuzhurmatu kasabasına tayininin çıkması sırasında Enver Hasanoğlu henüz 5 yaşında iken ilkokula ilk adımını Tuzhurmatu'da atmıştı. İlk öğrenimi, Latin harfleriyle hazırlanmış Türk alfabesi ile ilk karşılaşması bu kasaba ile ilgili hatıralarında ayrı ve özel bir önem taşıyor.

O zaman Tuzhurmatu daha nahiyeydi, daha sonra kaza merkezi oldu. Enver Hasanoğlu, ilk öğrenimini, Tazehurmatu, Karatepe ve Kifri ilkokullarında tamamladıktan sonra, 1961 yılında Kifri'de ortaokulu tamamladı.

Hasanoğlu, Ortaokul süresini anlatırken, o günkü rejimin Türkmen toplumuna, aydınlarına yaptığı baskılardan söz ederek: "o yıllarda Türkmen öğretmenlerini güney illerine sürgüne gönderiliyorlardı". Babası Hasan Efendi de bir Türkmen öğretmeni olarak Irak'ın güneyine sürgün edilmişti. Sürgün olan öğretmenlerin tek suçu yalnız Türkmen olmaktı, bu yüzden her türlü baskı ve sıkıntılarla karşı karşıya kalmışlardı.

Ortaokul öğreniminden sonra, 1961 ders yılında Kerkük'e gelecek, Kerkük Lisesinde fen koluna kaydını yaparak öğrenimine başladı. Fen kolunu seçme nedenide, Enver Hasan'ın aklında hep doktor olmak vardır, çünkü edebiyat kolunu okuyanlar Tıbbiyeye girebilmek hakkına sahip olamazdı.

Kerkük'te liseyi tamamlayan genç Enver Hasan çok kısa bir süre sonra "Hasret şehri güzel Kerkük'ten hatta memleketinden bütünüyle Irak topraklarından 1963 tarihinden ayrılarak ve ilerleyen yıllarda uzun zaman gelemeyeceğini hiç de tahmin bile etmeden ayrılacaktır...

Eylül 1963-Eylül 1969 tarihleri arsında, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde okudu ve mezun oldu. Bu sırada, Enver Hasan'ın hayatında ilk sürpriz kendisini şaşırmıştı, ömür öyküsüne yön vermişti ve başarılarına büyük neden olmuştur. O da Ankara ve Hecettepe Üniversitesinde ihtisas yapmak haberini alması üzere 1969 tarihinde pediatri yani çocuk hastalıklarıyla ilgili hekimlik dalında ihtisas almak için Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesinde asistanlığının ilk ayına Ekim 1969 da başladı, 1973 yılının Ekim ayında savunma sınavına girerek ihtisası tamamladı ve Uzman Doktor oldu. Bu Enver Hasan’ın başta gelen başarılarından sayılır. Aynı yılda yani 1973'te kendi iradesiyle karar vererek Türk vatandaşlığına geçti, artık Enver Hasan Kerküklü bir Türk vatandaşıdır, zaten doğup büyüdüğü Kifri-Kerkük'te eskiden Osmanlı toprağı olarak bir ana vatan idi, 1918'den sonra İngilizlerin yapmacık bir sınırı bu bölgeleri birbirinden ayrılmıştır.

Daha sonra, meslektaşı ve Pediatri Kliğinden arkadaşı Dr. Alev Bingöl ile 18 Şubat 1974 tarihinde evlenir, Ankara'da yeni bir aile düzeniyle başarılı hayatına devam etmeye başlar.

Ankara'da Hacettepe'de kalıp yükselebilmiş ve o fırsatı değerlendirmiştir. 1978 de başlayan beş yıllık doçentlik süresi 1983 de dolmuştu, sonradan Profesörlük payesini de almıştır.

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı görevine 6 Ekim 1988'de başladı. Bu görevi 1999 yılına kadar sürdü.  Daha sonra Gazi Üniversitesi Rektörlüğüne atandı.

Rektörlük döneminde (1992-2000) tarihleri arasında büyük başarılara imza atmıştı, bu sıralarda dünyaca tanınan devlet adamları, Cumhurbaşkanları liderler ve ilim adamları ile buluşmuştu, onlara Doktora payesi vermişti başta Azerbaycan Cumhurbaşkanı Ebul Fez Elçibey, Filistin Devlet Başkanı Yasser Arafat, ayrıca düzenlenen kongrelerde ve sempozyumlarda devlet ve liderlerle, görüşmüştü örneğin: Suudi Arabistan Emiri El Baha, Ürdün Sağlık Bakanı, KKTC eski Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Suriye Başbakanı Naci El Utri, Manastır Bitola ayrıca bunların yanında da, Kendi liderleri ve Türkiye Cumhurbaşkanlarıyla buluşmuştur, Başta Cumhurbaşkanı Kenan Evren "1988" Turgut Özel "1992", Erdal İnönü "1993", Prof. Dr. İhsan Doğramacı...

Enver Hanasoğlu, Gazi Üniversitesi Rektörlüğü görevi bitirdikten sonra, (2000 -2006) yılları arasında Başkent Üniversitesi Hastaneler Koordintörlüğü, Sonra statatejik Araştırmalar Merkezi Müdürlüğü ve sağlık Bilimleri Enstitüsü Müdürlüğü görevlerini yürütür. Yapılan birçok işte Hocanın görüşleri alınır. Yükseköğretim kurulu "YÖK" üyeliğinde Hoca hep denge unsuru olmuştur. Sonradan Prof. Dr. İhsan Doğramacı Bilkent Erbil College yönetim kurulu üyeliği "2010" görevi var. Enver Hasanoğlu'nun İhsan Doğramacı hocasından aldığı en önemli miraslardan birisi de dernek, birlik ve vakıflarda kongre yapmak, organizasyonda devamlı yeni bir iş üretme çabası, planlı olması, fırsatları değerlendirmesini çok iyi bilmek, yıllardır bir çok kongre, sempozyum gibi ulusal ve uluslar arası bilimsel toplantının üstesinden gelmiştir. Bütün bu faaliyetlerin her birini vakıf, dernek ve birlikler adına yönetici ya da genel sekreterlik gibi aktif görevler üstlenerek yapmış ve büyük başarılara imza atarak ve halen yapmaya da devam etmektedir.

1 Haziran 2013 tarihinde yaş haddinden, Gazi Üniversitesinden resmen emekli olan Enver Hasanoğlu, biyografisini yayımladığı kitapta en sonunda şöyle diyor: "işte böyle sık sık hafızamda, yüreğimde yer etmiş bu hatıralarımı hayallerimde tekrar tekrar yaşattığım zamanlarda artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacağını, kavuşmayacağımı bile bile sevdamız hasretimiz memleketimiz, adına hasret yakışan Kerkük'ümüzü içimde hissederim, kokusunu havasını alırım ve sanki tekrar görmüş gibi şad olurum. Kerkük'ümüzü mahvettiler, yok olan güzel şehrimin yasını mı tutayım, yoksa hasretime mi yanayım hiç bilemiyorum...

İçimizde, ruhumuza işlemiş bu hasretin, bütün Türkmenler gibi ölüme kadar benim de kaderimde, zira biliyorum ki hayat biz başka şeyler planlarken başımıza gelendir..."

Prof. Dr. Enver Hasanoğlunun, hatıra kitabından değerli okuyucularımza hemşerimizi her yanıyla anlatmak amacıyla yukarıdaki bilgileri aktardım.

Bu güzel, enteresan biyografi kitapta sevgili Kerkük'ümüz ve toplumumuzla ilgi çok bilgiler geçmektedir. Hocamız Prof. Dr. Enver Hasanoğlu, Kerkük bir Türklük simgesi olduğunu çok güzelce vurguluyor kitabında, diyor ki:

"Kerkük Irak Türkmenlerinin bir simgesidir, yani Kerküklüyüm diyen birisi aslında Türkmenim demek istiyordur", bir dilekte bulunuyor:

Yad elinde

Öt Bülbül yad elinde

Bir diyar mezar olsun

Kalmasın yad elinde...

Sonradan kitabı hazırlayan Prof. Dr. Hale Könüçen'de "Türkmenler yaralı bir toplumun bireylerdir ve yaralı toplumun yarası en iyi şiirlerle sarılır, çünkü şiir ilaçtır.

Bunun için Hocamız da kitabının son sayfalarında Kerküklü Şeyh Rıza'dan Irak'la ilgili "Ehl-i Irak" adı şiirin tam metnini kitaba aktarmıştır ve Kerküklü Hidayet Kemal Bayatlı'nın "Kifri'ye Sesleniş" şiiri tam da kendisi oradayken içinde bulunduğu hissiyatı anlatmış:

Dolaştım Kifri'yi bir gün âvâre

Derdini çeken yerlisi kalmamış,

Bir göz attım Babaşahsuvar'a,

Mezarlarından bile eser kalmamış!

Kitapta ayrıca, Kerkük'ün, zengin yemek kültüründen yer yer Hoca açıklama yapmıştır, etli dolma, içli köfte, etli kaysı ve anasının yaptığı güzel ve tatlı yemekleri hep özlemiştir.

Kerkük'te ve kazalarında 1950’lerde Latin harfleriyle ilkokulun birinci sınıfında Türkçe öğretim yapıldığının açıklamasını hocamız güzelce anlatmıştır.

Ana hasretinin ne olduğunu, rejimin zulmünü, uyguladığı vahşice yönetimi, baba ocağından uzaklaşan Hocaya babası her zaman yazıyor “gel oğlum” diyor. O günlerde ne Hoca onların duygusunu tam olarak anlayabiliyordu ne onlar onu. Çünkü gerçekten her iki taraf için de koşullar oldukça zordu, bu duygusal durumu Hoca Efendi etraflıca anlatıyor anılarında.

Irak'ın siyasi ortamı ve o günkü koşullar Kerkük Türklerinin, özellikle gençliğin geleceğe bakışına engel oluyordu. Gençler kendilerine bir gelecek hazırlamak istiyorlar, ama Irak'ın geri düşünceli o günkü rejim önlerinde dağ gibi bir engel olduğunu kitapta güzelce açıklıyordu. Hoca efendi gelip, İstanbul'dan hemen yurda dönmüş olsaydı, belki bu günlerde sıradan bir hekim olurdu. Ama güzelim Türkiye'de olan bizim Kerküklüler, Türkiye ve dünya çapında bir kültür, bilim adamı olarak çok sayıda hemşerimiz yetişmiştir, bizler onlarla kıvanç duyup, övünürüz, bu konuda çok isimler sıralayabiliriz.

Konu ettiğimiz "Kerkük'ten Başlayan Bir Başarı Hikayesi" adlı biyografik kitap, Türkmen kütüphanesinin bu konuda olan eksik bir yanını doldurmuştu.

Temennimiz, çok değerli hocamızdan bu kitaptan, Kerkük'e pek çok bir sayı göndersin, Türkmen okurları, o güzel anıları, Kerkük'ün o günkü durumuna vakıf olsun, başarılı kimselerimiz de tanınsın.

Bu kitap tanıtma yazıma son verirken, değerli Enver Hasanoğlu Hocadan beklentimiz, Kerkük'te Türkmen toplumu adına bir Üniversite yoktur, pek çok taraflar kendilerine hizmet veren "Ehli özel Üniversiteler, Fakülteler Kerkük'te kuruldu, Hoca Efendi de düşünürse Kerkük'te bir Üniversite kurmak veya projesini çizmek düşünülürse Kerkük'te başlayan başarılar, Kerkük'te de meyve versin ve meyve ağaçları şehri güzelleştirsin, zaten önerimizin projesini Kerküklü Hocalar Bilkent Üniversitesinde eskiden Rahmetli İhsan Doğramacı Hocamıza sunulmuştu, ne yazık ki günümüze değin gerçekleşmedi; o projeyi değerli Hocamız Enver Hasanoğlu yeniden bir göz atıp engelleri aşmak için, o büyük başarılarına daha büyüklerini de katar ve Kerkük'te başlayan başarılar, Kerkük'ün yükselişine kalkınmasına Türkmenine bir meyve ve kültür tarlası sunar.

Yazıma son verirken Değerli Hocam Prof. Dr. Enver Hasanoğluna üstün başarılar ve uzun sağlıklı ömürler dilerim.