Buradasınız

Türkmenlerin Demokratik Zaferi

Dünyanın bir çarpışma alanı olduğunu kabul etmek ve ona göre sürekli çarpışmaya hazır bulunmak, toplum için bir yaşama biçimi olabilir mi? Eski tarihlerde öyle olduğu düşünülürse de çağdaş dünyanın geldiği veya gelmesi gerektiği çizgide öyle olmamalıdır. Fakat anlaşılan dünya bir çarpışma alanıdır da bu çarpışmalar çok gizli ve sinsice planlar içinde yürütülmektedir. Ezenlerle ezilenler bir arada yaşayabilir mi? Ezenlerin sürekli ezen, ezilenlerin de sürekli ezilen olması bir kader midir? Ortadoğu’ya baktığımız zaman, doğrusu insanın bu sava inanası geliyor.

 

Bu soruya başka bir soru ile yanıt verelim: Böylesine acımasız ve adaletsiz bir dünya, ilelebet var olabilir mi? Kuşkusuz ki hayır. Bir düzen, küfür ve ilhat üzerine kurulmuş olsa bile, kendi içinde adil olduğu sürece ayakta kalabilir. Ancak bir düzen zulüm, haksızlık ve adaletsizlik üzerine var olamaz. Dünyamız bunun örnekleri ile doludur.

 

Sovyet Rusya’da komünist rejimin çökmesinin başlıca sebebi, kendi içinde adil olmayışı ve kendi doktrin ve prensiplerine aykırı hareket etmesi idi. Dünya kardeşiliği ile yola çıkan komünizm, millet ve ırkları eritecek iddiasını taşıyordu. Halbuki Sovyet Rusya’da polit büro üyelerinin tamamen Rus ırkından oluşması için, büyük titizlik gösteren Kremlin, çok iyi komünist olduğu ve Rus ırkına sadakat gösterdiği halde polit büro üyeliğine aday gösterilmesi, Rus ırkına mensup olmadığı için büyük tartışmalara yol açıyordu. Yetmişli yıllardan itibaren komünizm, artık saklanamaz biçimde Rus milliyetçiliğine dönüştüğü için, rejimin temelleri sarsılarak sistem 21. yüzyıla çıkamadı.

 

Irak’ta bin yıldan beri varlık gösteren Türkmen toplumu, dikta rejimi altında insanlık dışı baskılara maruz kalmıştı. Devletin maddî ve manevî bütün gücü ile 35 yıldır yüklendiği Türkmenler, gerçekten siyasî, kültürel ve ekonomik açıdan büyük sıkıntılar yaşamıştı. 2003’te yıkılan bu rejimin gücü bir anda sıfırlandı.

 

25 Eylül 2017 Referandumu   

Ülkede yeni bir dönem başlamış ve artık Türkmen toplumu da demokratik haklarına kavuşarak, ülke içinde varlığını serbestçe sürdürecekti. İşgalin başladığı 2003 yılından itibaren yeniden umutlanan Türkmen toplumu, böylece kısa süre içinde tekrar hayal kırıklığına dönüştü. ABD’nin ülkeyi yönetmekte adaletli ve hakkaniyetli olmadığı anlaşılınca, Irak’ta istikrar ve huzurun bir türlü sağlanmadı. Devlet kurumlarının çalışamadığı, ulusal güvenlik güçlerinin tesisinde başarılı olamayan hükümetlerin meşru bir güç olamadığı için de ülkede otorite sağlanmadı.

 

2003’ten 2017 yılının Eylül ayına kadar olan sürede durum giderek daha da kötüleşti. Geçmiş dönemde Türkmenlere karşı yapılan haksızlıkların giderilmesi beklenirken, bu sefer yeni haksızlıklarla karşılaşıldı. Türkmen kökenli vatandaşların gasp edilen arazileri geri alınmadı. Tersine yeni haksız işgaller başladı ve yapılan şikâyetler sonuç vermedi. Türkmenlerin yıllarca mahrum kaldıkları devlet memuriyeti tayinleri yapılmadı. Üniversitede kadro bekleyen Türkmen akademisyenlere tayin hakkı verilmedi. Öğretmen ve resmî kurumlarda boş bulunan memur kadroları Kürtler ve bir miktar Araplar arasında paylaşıldı.

 

Irak’ın Türkmen bölgelerine 14 yıl boyunca hiçbir ciddî yatırım yapılmadıktan başka, Kerkük başta olmak üzere devlete ve kamuya ait araziler Kürtler tarafından işgal edildi. Kerkük kentinin Erbil yolu üzerinde yer alan ve Şoraw adı verilen bölgede tapusu ve ruhsatı olmayan binlerce ev yaptırıldı. Bu evler Barzani ve Talabani partileri arasında bölüşüldü ve onların himayelerinde Kürt vatandaşlara satıldı. Bu semtler günümüzde Şoraw-ı Barzani ve Şoraw-ı YKT olarak bilinmektedir. Bütün bunlar KYB’ye bağlı Kerkük Valisi tarafından desteklenmiş, kanun ve yasalara aykırı olan bu uygulamalara göz yumulmuştur. Aynı vali Türkmenlerin arazilerine yapılan tecavüzlere de göz yummuş, yapılan şikâyetleri geri çevirmiştir. Kerkük bölgesine tahsis edilen bütçenin yarısından fazlası bizzat yine Kürt Vali tarafından çalınmıştır.

 

Kürt partilerinin kanunsuz ve anayasaya aykırı olarak Kerkük’e Kürdistan bayrağı çekmeleri ve Türkmen kenti Kerkük’ü Kürdistan topraklarına katmak için 25 Eylül 2017 tarihinde Kuzey Irak bölgesinde referandum yapma kararı almaları ise bardağı taşıran son damla oldu. Talabani yanlısı olan Kerkük Valisi de referandumu gündeme getiren Barzani’nin safına geçti. Karara karşı Türkmenler büyük tepki gösterdi. Bağdat’taki merkezî hükümetin uyarılarını da ciddiye almayan Barzani, Türkiye ve İran gibi komşu ülkelerin şiddetli itirazlarına karşı bu yanlış karardan geri adım atmadı. Batılı ülkelerin çoğu da karara karşı çıkmıştı. Bir bakıma hayırlı vesile olan referandum Barzani’nin sonunu getirdi.  Böylece 16 Ekim 2017 tarihinde Bağdat’a bağlı güçlerin bölgeye gelişi ile peşmerge güçleri işgal ettikleri Kerkük ve Tuzhurmatu bölgelerinden çekildi. Böylece Kerkük Kürt kıskacından kurtulmuş oldu.

 

12 Mayıs 2017 Seçimleri ve Mavi Direniş

Irak Parlamentosunun seçimleri için heyecan ve aşkla çalışan Türkmen toplumu, bu sefer baskı ve zorbalıkla seçimi kontrolleri altına almak isteyenlerin varlığına son verilmiş olduğunu hesaba katarak çok büyük bir şevkle seçimlere hazırlandılar. Türkmen siyasetçileri, sivil toplum kuruluşları, esnaf, memur, öğrenciler ve en önemlisi bu sefer yaşlı genç, küçük büyük ev hanımları da seçimler için kolları sıvadılar. Doğrusunu isterseniz bir davanın başarılı olması için o davaya kadınları inandırmalısınız. Kadınların sahip çıktığı bir davada başarıya ulaşmak kesindir.  

 

Böyle bir heyecan içinde Türkmen siyasetçileri de Sünni ve Şii ayırımı yapmadan, kardeşçe bir listede toplandılar. Türkmen toplumunun istediği de buydu zaten. Türkmenler böylece birlik ve beraberlik ruhu içinde seçime katıldılar. İşin güzel tarafı Kerkük’teki seçim bir bayram havası içinde geçti.

 

Mavi Direniş (13 Mayıs 2018)

Elektronik cihazlarla elde edilen seçim sonuçlarının ilan edilmesi ile birlikte bütün Türkmen halkı, büyük oyunlar oynandığını ve oy sayımında tezviratlar yapıldığını anlayarak tepki gösterdi. Gösterilen tepkiler dalga dalga yayılmağa başladı. Kerkük merkezindeki Bağdat yolu semtinde toplanan binlerce Türkmen, sandıktaki iradeleri olan oy pusulalarının elle sayılmasını istedi. Oyların elle sayılmasını isteyen Türkmenler, bu taleplerinde ısrarcı olduklarını haykırdılar.

Türkmeneli siyasetçilerinin Yüksek Seçim Komiserliğine yaptıkları itirazlar ve sundukları belgeler, ne yazık ki sonuçsuz kalınca, tepkilerin şiddeti daha da arttı.  Türkmen milletvekilleri ile milletvekili adaylarının medya organlarında yaptıkları açıklamalarda seçimlere hile karıştırıldığını, buna rağmen hükümetin herhangi bir tepki vermemesini eleştirdiler.

 

Mavi Meydanda toplanan Türkmen göstericilerinin sayışa on binlere ulaştı. Gösterileri gece gündüz demeden yayım yapan Türkmeneli TV’si, bu tepkiyi bütün dünyaya duyurdu. Türkmenler gösterilerin sürdüğü günler boyunca iftarlarını meydanda açtılar. Türkmenlerin bu demokratik direnişine Araplar ve hatta muhalefet eden Kürtler de destek vermeğe başladı. Türkmenlerin şahlanışı giderek büyüdü ve günlerce devam etti.

Türkmenlerin itirazlarını kabul etmeyen Yüksek Seçim Komiserliği ile hükümet, işi oldu-bittiye getirmek istedi. Türkmenler Irak’ın tamamında oy pusulalarının elle sayılması için tüm yasal ve hukuki yolları denemekten vazgeçmeyeceklerini; yasama, yargı ve yürütmeden herhangi bir olumlu yanıt gelmediği takdirde Türkmenlerin gösterilerini Bağdat’ta yapacaklarını dile getirdiler. Konu Irak Parlamentosuna intikal etti. Birkaç kez çoğunluk sağlanmayan mecliste nihayet çoğunluk sağlandı ve meclis tarihî bir karar alarak, seçim sonuçlarını iptal etti ve oyların elle sayılmasını onayladı.
 

Türkmenlerin Tarihî Zaferi
Türkmenlerin kazandıkları zafer bize şunu ispatlamış oldu: Seçkin, kültürlü ve gelenekçi yapıları ile Türkmenlerin Irak’taki varlığını artık hiçbir güç göz ardı edemeyecektir. Sünnisi ve Şiisi ile Türkmen toplumu Irak’taki birlik ve beraberlik ruhunu sergileyerek, haksızlığa ve adaletsizliğe karşı koymasını bilmiştir. Tuzhurmatı’da kahramanca direnen Türkmen kardeşlerimiz, Kerkük’te de şahlanmışlardır. Türkmenlere tahakkum etmeğe çalışan ve yeni Saddamlar olmağa özenenlerin Irak’ın yeniden yapılanmasına gölge düşürme gayretleri sonuç vermeyecektir.  

 

Haksızlık, hukuka saygısızlık ve adaletsizlik ile hiçbir sistem var olmamıştır ve olamaz da. Bütün Irak halkı ile birlikte kardeşçe direnen Türkmenlerin, insanca yaşama hakkı kimsenin insafına terk edilemez. Irak halkının birliğini ve beraberliğini bozmak isteyenlerin maskeleri düşmüş ve bütün Irak halkı bu oyuna gelmeyecek kadar bilinçlenmiştir artık.

 

Türkmenlerin bu demokratik zaferi hayırlı ve mübarek olsun…