Buradasınız

Türkmeneli’nden Türk’ün dilinden Toz-Dumanın İçinde Kalan Türkmenler

yazar: 

Dağ Fare Doğurdu 12 Mayıs 2018’de yapılan seçimlerin daha sonuçları açıklanmadan, özellikle Kerkük’te ortaya çıkan sahtecilikler değil Irak’ta dünyada ayyuka çıktı. İtirazlar edildi, günlerce Irak TV kanalları bunları tartıştı, Seçim Kurulu üyeleri arasında itirafçılar ortaya çıktı, Kerkük’te Türkmenler 28 gün meydanda direnerek oyların elle sayılmasını istedi, Seçim Kurulu’nun bütün üyeleri işten el çektirildi, Kerkük Seçim Komiserinin işine son verildi, hâkimlerden oluşan 9 kişilik bir heyet kurularak seçim sonuçlarına yapılan itirazlar değerlendirildi. Pekiyi sonuç ne oldu? Dağ fare bile doğurmadı. Bu trajikomik durumu analiz etmek bile abestir. Çünkü belli ki birileri sonuçların değişmesini istemedi, hele bu değişimden yararlanacak olan daha çok Türkmenler olunca kimsenin işine gelmedi. Hiç bir şey olmamış gibi seçilenler parlamentoya girerken, Allah bilir kaç vekil sahte oylarla dört yıl sahte vekillik yapacaktır. Bu demokrasi piyesinde, zalimin mazlumu, zenginin fakiri, güçlünün güçsüzü ve haksızın haklıyı nasıl çiğnediğini gösteriyor. Bunun adı demokrasi değil elbet. Pusudaki Kurtlar Irak’ta seçimlerin üzerinden dört ay geçti, ne hükümet kuruldu, ne meclis ve cumhurbaşkanları seçildi. Siyasi pazarlıklar sürüp gidiyor. ABD’nin şekillendirdiği anayasa, Irak’ı ilelebet koalisyonlu hükümetlere mahkum etmiştir. Çünkü partiler kanunu etnik, dini ve hatta mezhebi esaslara göre parti kurmayı yasaklamamıştır. Dolayısıyla 31 siyasî liste seçime girerken her listede ortalama 3 siyasi parti bulunduğunu farz edersek, 100’e yakın siyasî partinin seçime girdiğini görebiliriz. Bunların içerisinden bir hükümet çıkarmanın seçeneklerini düşünmek bile insanı yorar. Aslında 329 sandalyeli meclise Şiiler beş ayrı listeyle girmişlerse de 188 sandalye kazanmışlar ki bu da meclisin %57’si yapar. Yani Şiiler tek başlarına rahatlıkla hükümeti kurabilirler. Sünni ve Şii Arapları toplarsak bu oran %80’e kadar çıkıyor. Demek ki bir araya gelebilseler hükümeti Araplar olarak da kurabilirler. Ama her ne hikmetse herkes mutlaka Erbil’i ziyarete gidiyor. Kürt partileri de farklı listelerle seçime girdiler ve şaibeli bir şekilde 58 sandalye elde ettiler. Aralarında ciddi ihtilafların olmasına rağmen her gelen Arap heyetine aynı şartları koştular. Bu şartların başında da Peşmerge ve Asayiş’in (Kürt İstihbaratı) tekrar Kerkük’e girmesi bulunmaktadır. Anlayacağınız şantaja yatma. Mevcut Başbakan İbadi hariç hiç bir Allah’ın Arap’ı çıkıp da Kürt siyasetçilerine “hükümet kurmakla Peşmerge ve Asayiş’in Kerkük’e dönmesi arasında ne ilişki var?” diye sorduğu yok. Bu arada hükümetin kurulmasında ABD ile İran ciddi bir mücadele ve rekabet içerisindedir. Zaten bütün mesele de bundan kaynaklanmaktadır. Türkmenlerin İzlediği Yol Türkmenler 9 milletvekili çıkarmalarına rağmen aralarında güçlü bir uyum kurulduğu söylenemez. Ancak birçok tarafı ITC’nin Türkmenlerin en güçlü temsilcisi olduğunu teslim etmektedir. Özellikle KYB’nin bütün dalaverelerine rağmen Kerkük’ten üç vekil çıkaran Türkmenler gür bir sesle Kerkük ve Tuzhurmatı’nın, hükümetin kurulmasında siyasi taraflar arasında pazarlık metaı olmamasını sürekli telaffuz etmeleri etkili olmaktadır. Ancak, bu siyasi keşmekeş içerisinde ne kadar kaale alındığını henüz göremedik. Gerçekten de en önemli konu bu iki şehre tekrar Kürt silahlı kuvvetlerinin dönmemesidir. Hatta Türkmenlere bir bakanlık verilmesinden de daha önemli olduğunu söylesek abartmış olmayız. İkinci mesele ise Türkmenlere bir bakanlık veya bunun da yanında bir başbakan yardımcılığı verilmesi meselesidir. Burada çok usturuplu bir siyaset gütmek lazım. Mesela bir kadını bakan yapmak daha kolay görünebilir. Bu meyanda Kerkük milletvekili Hatice Sarıkahya bir bakanlığa taşınabilirse, aynı Türkmen listesinden bir vekilin daha meclise girmesi sağlanacaktır. Bu da iki kuşun bir taşla vurulması demektir. Sonuç Parlamentoya giren 9 Türkmen vekilden sadece ITC Başkanı Erşat Salihi önceden vekillik yapmış tecrübeli bir siyasetçidir. Geri kalanların performansı hakkında bir şey söylemek için zaman henüz erken. Bunun yeni yüzlerin meclise girmesi gibi avantajları olduğu kadar dezavantajları da var. Mesela, bu yeni isimlerin mecliste ve Irak genelinde Türkmen davasına ne kadar sarılacaklarını tam kestiremiyoruz. Irak’ta hükümet kurulana kadar yapılacak daha önemli bir iş görünmüyor. Ama hükümet kurulur-kurulmaz umum Türkmenler olarak hal ve ahvalimizi masaya yatırmalıyız. Yıl sonunda yapılacak il meclis seçimleri için çalışmaya başlamak gerekiyor. Başta ITC olmak üzere bütün siyasi teşkilatlarımızı, sivil kuruluşlarımızı ve medya organlarımızı elden geçirmeliyiz. Kısacası kendimizi yenilemeliyiz. Yoksa en iyi ihtimal yerimizde sayacağız. Yerinde duran bir hareket, gerilemeye ve nihayetinde erimeye mahkumdur.