Buradasınız

Siyasî Ahlak ve Biz

Siyasî Ahlak ve Biz Mahir NAKİP Türkmeneli’nden Türk’ün dilinden mnakip@yahoo.com Önce Birkaç Tarif... Siyaset, en basit anlamıyla devleti idare etme sanatıdır. Demek ki siyaset olmadan devlet yönetilemez. Demek ki devleti var etmenin aracıdır siyaset. Onun için mücerret bir kavramdır. Fakat günümüzde siyasetten nefret eden, siyasetten kaçan siyaseti yerden yere vuran insanlar da vardır. Hitler, “Siyasetçiler halkın o anki desteğini alabilmek için gelecekle ilgili büyük projelerden bile vazgeçerler. Kendileri daima ülkeden daha önemlidir. Onların kuş beyinleri geleceğin önemini kavrayamaz” der. Onun için siyaset her ne kadar kirlenmiş bir mefhum olsa da gereklidir. Ahlak ise en dar anlamıyla neyin doğru veya yanlış sayıldığı (sayılması gerektiği) ile ilgilenir. Terim genellikle kültürel, dinî, seküler ve felsefî topluluklar tarafından, insanların çeşitli davranışlarının yanlış veya doğru oluşunu belirleyen bir yargı ve ilkeler sistemi kavramı ve/ veya inancı için kullanılır. Bir başka açıdan ahlak, yazılı olmayan davranış kurallar olarak da tarif edilebilir. Demek ki ahlak, bir toplumu erdemce yönetebilmek için değerler manzumesine veya bütününe verilen isimdir. Siyaset ahlakı aslında çok eski bir kavram olup Sokrates ve Eflatun tarafından ele alınmış bir kavramdır. Hatta siyaset ahlakının demokrasinin dışında da tartışılan bir olgudur. Bizde ise bilimsel olarak Ziya Gökalp tarafından başlatılabilir. Türk düşünürü Ziya Gökalp, ahlakı, ferdi ve içtimai ahlak olmak üzere ikiye ayırır. İçtimai ahlak insanların birlikte yaşamaktan elde ettiği normlar ve kurallar olarak tanımlanabilir. İşte siyaset ahlakını bu toplumsal ahlakın bir parçası veya alt kümesi olarak görebiliriz. Dolayısıyla siyaset ahlakı veya siyasî ahlak, siyasî sahada faaliyet gösterenlerin, uymaları beklenen normlar, kurallar ve vicdanî yükümlülüklerdir. Bir Karşılaştırma... Siyaset ahlakı 2003 öncesi Irak’ta ne resmen ne de fiilen söz konusu olmuştur. Ama erdemlik, Rahmetli Necdet Koçak gibi idealist Türkmen fikir adamlarının şahsiyetinde zaten tecelli etmiş bir kavram olduğu için Türkmen siyasî mücadelesinde her zaman var olmuştur. Necdet Koçak’ın şahsında siyaset ahlakı tek kelimeyle dürüstlük olarak tecelli eder. Dürüstlük demek, erdemliğin çekirdeği demektir. Kendini millete adamış bir kişinin olduğu gibi görünmesidir. Bu idealizm takriben Türkmen siyasetinin genel çadırı altında her zaman var olmuştur. 2003 yılından sonra Irak’ta aslen var olmayan siyasî ahlak, iki sebepten dolayı kök salamamıştır: 1. Saddam’ı deviren ABD, para musluklarını açarak zaten yoksun olarak insanları, haklı-haksız her şeyi para ile yapmaya teşvik etmiş ve alıştırmıştır. Kayıt dışı paralar özellikle siyasetçilere ulufe şeklinde dağıtılmıştır. Buna mukabil de ABD’ye karşı itaatleri satın alınmıştır. 2. Irak muhalefeti uzun yıllar İran’da, Suriye’de ve Avrupa’da zor şartlar altında ve mağduriyet içerisinde yaşamışlardır. Hele Kürt siyasi partileri her zaman kendilerini mahrumiyet içerisinde görmüşlerdir. Bu iki kesim hiç hayal edemedikleri cumhurbaşkanlığı, başbakanlık ve bakanlık gibi mevkilere geldiklerinde, Irak devletinin hazinesini soyma ve yağmalama hakları olduğuna inanmışlardır. Onun için fütursuzca yandaşlara dağıtılan ihalelerin istihkakları dağıtılmış ama projeler başlamamış bile. Yüzbinlerce insana Saddam’dan mağdur oldu diye maaşlar bağlanmıştır. Kısacası devletin malı deniz, yemeyen domuz misali devletin kasaları talan edilmiştir. Toplumu oluşturan basit insanlar, bir kademe terfi ettiğinde veya okulunu bitirip yeni tayin olmak isteyen bir genç bu güruhu görünce ya isyan edecek ya da bunlara ayak uyduracaktır. Böylece sosyal çürüme sadece başlarda iken, 10-15 sene içerisinde tabana doğru sirayet etmiştir. Bir asırdır Irak’ın çarkıfeleği içinde dönen Türkmen halkı nihayetinde Irak toplumunun bir parçasıdır. Kokuşmuş bu toplumdan mikrop kapmaması mümkün değildir. Ancak şunu da hemen kaydetmek gerekir, Türkmenlerde aile yapısı sağlam olduğundan bu tefessüh belirtileri herkeste aynı ölçüde görünmemiştir. Siyasetçimizin Ahlakı... Şu anda Irak’ın siyaset sathında doğrudan siyaset yapanlar ve dolaylı siyaset yapanlar vardır. Dolaylı siyaset yapan daha ziyade çeşitli sivil kuruluşlar, araştırma merkezleri, fikir kuruluşları ve dernekleri gibi müesseseleri kapsar. Siyasî ahlak gereği, iki kesimde de çalışanların Türk gurur ve şuurunu, İslam ahlak ve faziletini taşıması elzemdir. Bu lider ve köşe önderleri önce kendilerine karşı sonra da toplumlarına karşı dürüst olmaları beklenir. Irak’ta herkes gayri ahlakî davranıyor diye bir Türkmen siyasetçisi de aynısını yapamaz. Türkmen, değil Irak’ın servetini, hiç bir harama el uzatamaz hiç kimsenin hakkını yiyemez. Bu insan Türkmen’in en azılı düşmanı dahi olsa. Siyasetçimiz kendini seçen seçmenine karşı sadece sorumlu değildir, aynı zamanda dürüst olması gerekiyor. Toplumun sosyal dokusunu da korumak ve idame ettirmek onun görevidir. Siyasetçinin ahlakı gereği çok çalışması lazım ve geniş kitlelerle bilgileri paylaşması lazım. Siyasetçinin çok iyi bir teşkilatçı olması gerekir. Başında bulunduğu kurumu hakkıyla, demokratik ve çağdaş bir yönetim anlayışıyla yönetmesi lazım. Yani başında bulunduğu kurum ne kadar küçük veya ne kadar büyük olsa fark etmesi ama o kurum yoluyla topluma samimiyetle ve dürüstlükle hizmet etmesi lazım. Siyasî ahlak olmadan, ne siyasette başarılı olunur ne de topluma hizmet edilir.