Buradasınız

86 KARDAŞLIK

Irak Ne Zaman Devlet Olabilir?

EDİTÖR'DEN Irak Ne Zaman Devlet Olabilir? Suphi SAATÇİ Birinci Dünya Savaşı’nın sonunda Osmanlı coğrafyasının bir parçası olan bugünkü Irak, İngiltere’nin uzun yıllara dayanan dış politikasının hedefinde bulunuyordu. Ticarî ve iktisadî menfaatleri açısından Irak, aslında dört yüzyıldan itibaren İngiltere’nin ana hedefi hâline gelmişti. İlk İngiliz ticaret gemisi 1635 yılında Basra limanına ulaşınca, İngiliz hükümeti bölgenin deniz yolu bakımından büyük bir ticarî potansiyele sahip olduğunu anlamıştı. Bundan dolayı İngiltere, ticarî ilişkileri ile menfaatlerini gözetmek üzere 1723 yılında ilk kez Basra limanında bir temsilcilik ofisi kurmuştu. Bu tarihten itibaren İngilizler ticarî aktivitelerini arttırarak genişlettiler. Sanayi devrimi ve Süveyş Kanalının açılmasından sonra İngiltere’nin ticaret hacmi ve ekonomik girdisi büyük çapta genişlemiş oldu. Irak’ın iç pazar olarak tüketimi yanında, bölge üzerinden İngiliz mallarının İran pazarını da ele geçirmesinde önemli rol oynuyordu. Özellikle 1911 ve 1912 yıllarında İngiltere’nin Basra ve Bağdat üzerinden elde ettiği ticaret geliri 3.100.000 pound sterlin hacmine ulaşmıştı. İngiltere Irak’tan buğday, hurma, mazı, deri ve yün ithal ediyordu. Bu tarihlerde Irak’tan Londra’ya yıllık değeri 30.000 Osmanlı lirası olan 11.000 ton pirinç ihraç ediliyordu. 19. yüzyılın sonlarında İngiltere ve Hindistan’a ihraç edilen hurmanın para değeri 277.000 sterline ulaşmıştı.

Özseverlik

Bize göre Özseverlik Erşat HÜRMÜZLÜ ehurmuzlu@gmail.com Bazen ayıplanacak bir huydan bahsedilir. Bunun bir çeşit psikolojik hastalık olduğu da kayıtlara geçer. O da Narsisizm diye anılan vakadır. Türk Dil Kurumu, Narsisizmi, Özseverlik olarak açıklar. Ve detayına bakarsanız, kişinin bedensel ve ruhsal benliğine karşı duyduğu hayranlık ve bağlılık, narsistlik veya narsisizm demektir. Bu huyları olan herkes, kendi tecrübesi üzerinden TEKBENCİ olur bu durumda. Yani gözlerini kapadığında dünyanın başkaları için de artık görünmez olduğunu sanma hastalığına kapılır. Bunun bilimsel ismi vardır, ben burada sizi fazla detaylara boğmak istemediğim için sadece belirtilerden bahsedeceğim. Buna kapılan insan, kendisi için bitmiş olan şeyi bütün dünyada bitmiş gibi görür. Allah korusun. Şimdi bakıyorsunuz ki her millette bu gibi insanlar dikkati çekebilir. Bizim milletimiz de bundan müstesna değildir. Bazen insanlar kendi hayallerine kapılarak, tarihin ve özel olarak siyasî tarihin ancak kendileriyle başladığına inanırlar veya başkalarını buna inandırmak isterler. Türkmen topluluğunda bu hisler doğrusu gençlerde daha az düzeydedir. Onlar genellikle daha yolun başında olduklarını ve öğrenmeleri gerektiğine inanırlar. Aksi takdirde maazallah okumak da istemezler, üniversiteye de müracaat etmezler ve yetişmek zaruretini algılamazlar. Daha çok ileri bir yaş grubunda olanlarda bu

Aydın ve İdealist Bir Kerkük Çobanı

Abdülhakim REJİOĞLU Kardeşlik/el-İha Dergisinden Aydın ve İdealist Bir Kerkük Çobanı -1Görelim Mevla neyler Neylerse güzel eyler 1959 yılı bir millet ve memleket olarak çok uğursuz ve çok tehlikeli oldu bizler için… Şimdi ben binbir keşmekeş içinde geçmiş bu buhranlı ve kara günlerin havasını, özelliklerini ve olayların akış silsilesini buraya geç[ir]mek niyetinde değilim. Burada sizlere yalnız efsanelerde, masallarda uydurulmuş esâtîrî kahramanlara benzer çok aydın, südü temiz bir Kerkük çobanıyla bu kara günlerde nasıl ve ne şekilde ona tesâdüf ettiğimi ve ondan neler işittiklerimi anlatmaktır. Bu olgun ve çok aydın memleket çocuğuyla geçirdiğim ânı, ben kendi hesabıma en değerli bir hâtıra olarak saklayacağım gibi… Ve bu güzel tesâdüfü yine kendim için unutulmaz bir tâli’1 eseri sayacağım… Şimdi bu gâyet enteresan olay olabilir. Taaccübünüzü mûcib olsun… Öyle değil mi… Olmasın sayın okurlarım. Çünkü…

RSS - 86 KARDAŞLIK beslemesine abone olun.