Buradasınız

Önder SAATÇİ

SUPHİ SAATÇİ’NİN IRAK TÜRKMEN FOLKLOR ARAŞTIRMALARINA KATKILARI

Önder SAATÇİ SUPHİ SAATÇİ’NİN IRAK TÜRKMEN FOLKLOR ARAŞTIRMALARINA KATKILARI Halkın üretmiş olduğu maddi ve manevi ürünlerin hepsine birden folklor denir. Folklor kavramı geniş anlamda ele alındığında, bütün bir halk edebiyatını ve bununla birlikte gündelik hayatta kullanılan eşyadan halk inançlarına, giyim kuşamdan çocuk oyunlarına, çeşitli merasimlerden (nişan, düğün, cenaze, vb.) eğlence türlerine kadar ve daha sayamadığımız birçok halk kültürü ürününü içine alır. Folklor sayesinde milletlerin karakterleri bir cevher hâlinde nesilden nesle taşınır. Kişiler folklordaki inanışlar ve uygulamalarla büyür, yetişir ve böylece kendini belli bir toplumun ferdi olarak hisseder. Çünkü folklor insanların doğumundan ölümüne kadar geçen bütün hayat devrelerinde kişiyi saran, kucaklayan bir genişliğe sahiptir. Folklor araştırmaları Batı’da 19. yüzyılda başlamıştır. Türkiye’de ise Osmanlı’nın son dönemlerinde yavaş yavaş bu alana ilgi gösterilmiş; ancak Cumhuriyet devrinde folklor araştırmaları hız kazanmıştır. Irak Türkmenlerinin folklorunun araştırılması ve kayda geçirilmesi ise daha ziyade 1950’li yıllardan itibaren üzerinde durulan bir konudur. Bu yıllarda Molla Sabir’in “Kerkük Müntahap Hoyratları” (1951) ve Ata Terzibaşı’nın üç ciltlik “Kerkük Hoyratları ve Manileri” (1955-1957) bilhassa Kerkük hoyratlarının kayda geçirilmesi ile ilgili ilk derlemelerdir, Nermin Neftçi de çeşitli izlenimlerini aktardığı “Kerkük’te Bulduklarım” (1957) kitabında Kerkük’te gözlediği birçok halk kültürü (yağmur yağması için çeşitli uygulamalar, masal anlatma geleneği, giyim-kuşam, düğün âdetleri, vb) unsurunu kaydetmiştir. 50’li yılların sonlarında Kerkük’te yayınlanmış Beşir gazetesi de birçok folklor ürününün sergilenmesi için zemin oluşturmuştur. 60’lı yıllarda da Irak Türkmen folkloru yine araştırmacıların ilgi odağı olmuş; Şakir Sabir Zabit’in “Kerkük’te İçtimai Hayat” (1962) kitabı, ilmî disiplinden uzak olsa da Kerkük hoyratları dışındaki diğer folklor malzemesinin bir araya getirildiği önemli bir eserdir. 1961-1976 yılları arasında Bağdat’ta yayınlanmış Kardaşlık dergisinde de Mevlüt Taha Kayacı Irak Türkmenlerine ait pek çok folklor ürününü gün yüzüne çıkarmıştır. 70’li ve 80’li yıllardaysa Azerbaycanlı folklorist Gazanfer Paşayev Kerkük folkloruyla yakından ilgilenmiş ve birçok folklor unsurunu yazıya geçirerek alana ciddi bir katkıda bulunmuştur. “Kerkük Tapmacaları” (1984) ve “Irak Türkmen Folkloru” gösterilebilir (1992) . 80’li ve 90’lı yıllarda Ziyat Akkoyunlu da Irak Türkmen folkloruna dair çeşitli makaleler yayınlamış ve tebliğler sunmuştur. Bu yayınlara “Kerkük Türk Halk Müziği” (2009) çalışması ile Mahir Nakip’i de eklemek gerekir. Son yıllarda ise Necdet Yaşar Bayatlı Irak Türkmen folklorunu ele alan geniş kapsamlı araştırmalara imza atmıştır. Bayatlı’nın en önemli eserleri arasında “Irak Türkmenlerinin Halk Masalları” (2009), “Irak Türkmen Folklorunda Halk İnançları” (2012) ve “Irak Türkmen Folklorunda İyeler” (2017) sayılabilir. Irak Türkmen folkloruna 80’ler ve 90’lardan itibaren emek veren önemli bir isim de Suphi Saatçi’dir. O, bir yandan Kerkük’teki çocuk folklorunu kayda geçirirken diğer yandan kendi mesleği olan mimarlığı da bir çıkış noktası yaparak Kerkük’teki geleneksel Türk mimarisini çalışma konusu yapmıştır. Hatta, onun folklordaki ilgi alanının genişliği Kerkük’teki halk müziğine kadar uzanmıştır. Saatçi eserlerini hazırlarken sağlam belgelere dayanmış ve titiz bir üslupla ele aldığı konuyu bütün yönleriyle açıklamayı başarmıştır. Onun eserleri, Kerkük’ün ve Irak’taki diğer Türkmen bölgelerinin Türklüğünü tescil eder niteliktedir. Hele hele Ba’s rejiminin yıkmış olduğu Kerkük Kalesi’ndeki evlerin bir çalışma konusu yapılması ve Kerkük Kalesi’nde Türklüğü belgeleyen eserlerin fotoğraflarla, teknik çizimlerle de desteklenerek belgelendirilmesi hem Suphi Saatçi için mesleki bir başarı hem de Irak Türklüğü için ölmez bir yadigârdır. Bu yazıda elimizden geldiğince Suphi Saatçi’nin yalnızca kitap boyutundaki çalışmalarına büyüteç tutmaya çalışacak, Irak Türkmen folkloruyla ilgili makale ve bildirilerine yer vermeyeceğiz. Yazarın alanla ilgili başlıca kitapları şunlardır: 1. Kerkük Çocuk Folkloru:

IRAK TÜRKMEN BASININDA TÜRKÇENİN SON DURUMU

Her geçen gün yeni yeni Türkmen gazeteleri ve dergileriyle tanışıyoruz. Hele 2003 sonrasında Türkmen yayıncılığında bir patlama oldu, dersek yeridir. Ama ben bu yazıda yeni yayın organlarının adlarını vermekten ziyade, Irak Türkmen basınının dil problemi üzerinde durmak istiyorum. Ne de olsa dil basının en önemli iletişim aracı (malzemesi). Dergilerimizin,

Prof. Dr. Ali İhsan Öbek’le Divan Edebiyatı Sohbeti

Prof. Dr. Ali İhsan Öbek’le Divan Edebiyatı Sohbeti

1. Lütfen, kendinizi bize kısaca tanıtır mısınız?

Dilerseniz önce –hızınıza yetişemediğim için– sizden ve pek saygı ve sevgi duyduğum Suphi Hoca’mdan özür dileyerek başlamış olalım. Öyle ya… Soruları bir-bir buçuk yıl sonra cevaplayabilmek her babayiğide nasip olmaz çünkü!

Ebencet Urfalıyız. Doğduğum köyde başladığım ilkokul eğitimime üçüncü sınıf itibariyle Urfa merkezinde devam ettim. O zamanki siyasi ortam dolayısıyla ilkokul son sınıfı –daha emniyetli diye– yatılı okumuş oldum. Hulâsa, üniversiteye kadarki tahsil hayatım Urfa’da geçti. Sıra üniversite tercihine gelince –o zamanki düşünceme göre– uzak diyarlara göz diktim: İstanbul, Edirne vs. Üniversite eğitimi için Edirne’ye geldim. Geliş o geliş.

Lise fen şubesi mezunu olmama rağmen favori tercihim hukuktu. Birinci sınıfı okurken bir taraftan hukuka hazırlanmayı planlıyordum. Ama –saygı ve rahmetle andığım– hocalarımdan, üniversitede akademik yükselmenin mümkün olduğunu, yani –Urfa şivesiyle– perefesor dahi olabileceğimi öğrendim! Bunun üzerine rotamı çizdim, hedefimi belirledim.
Lisenin son iki senesini hâriç tutarsak pek sıradan geçen öğrencilik hayatım üniversitede ideal öğrenciliğe doğru evrildi; böylelikle ergen tembelliğimi erkence telâfi etmiş oldum diyebilirim. Mezun olduktan hemen sonra yüksek lisansa kabul olundum ve araştırma görevlisi olarak çalışmaya başladım. Lisans, yüksek lisans, doktora ve sonrasını hep Edirne’ye, Trakya Üniversitesine borçluyum. [Bu anlamda Edirneli de sayılırım]. Akademik tecrübe açısından bunun iyi tarafları olduğu gibi kötü yanları da vardır tabii.

HOCAM A. BİCAN ERCİLASUN’LA TÜRK DÜNYASI SOHBETİ

HOCAM A. BİCAN ERCİLASUN’LA TÜRK DÜNYASI SOHBETİ 1. Değerli Hocam, bize kendinizi kısaca tanıtır mısınız? 1943 İzmir doğumluyum. 1967’de İ.Ü. Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünü bitirdim.

HOCAM AHMET NAHMEDOV’LA AZERBAYCAN SOHBETİ

27.7.1957 Bakü doğumluyum. İlk ve orta eğitimimi 1974 yılında Bakü’de Türk (Azerbaycan) okulunda bitirdim. O yıllarda Rusya’nın en iyi üniversitelerinde diğer cumhuriyetler için kontenjanlar ayrılmıştı ve ben 1975 yılında Petersburg Üniversitesi (o zaman Leningrad Devlet Üniversitesi) Şarkiyat fakültesi Türk Filolojisi bölümünü kazandım. Rusça’m zayıftı. Aslında buna hiç yoktu diyebilirim. Okulda yabancı dil statüsünde bir Rusça görmüştüm. Bu yüzden ilk yılım çok zor geçti. Şarkiyat fakültesini zamanında Kazan Üniversitesinden getirtilen hocalar kurmuştu ve burada onların de öğrencileri olan tanınmış Türkologlar ders veriyordu. Ben de 

NERMİN NEFTÇİ’NİN “KERKÜK’TE BULDUKLARIM” ESERİNDE KERKÜK AĞZI DİL MALZEMESİ

                             Irak Türkmenlerinin gözde şehri Kerkük Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra anavatan topraklarının dışında kaldı. Bu yöre o tarihten sonra derin bir uzlet devresine girdi. 1940’lara gelindiğinde Kerkük, Türkiye’de, ancak belli bir yaşın üzerindeki insanların hafızasında kalan eski Musul vilayetimizin bir sancağının adıydı. O yılların ekonomik, sosyal ve kültürel atmosferi içinde Türkiye’de apayrı bir toplum meydana gelmiş; dünyadaki değerler sistemi değişmiş ve Kerkük ancak oraya yolu düşenlerin dikkatini çeken bir şehir durumuna gelmişti

KERKÜK HOYRAT ve MANİLERİNDE YURT SEVGİSİ-2

Kerkük Irak Türklüğünün merkez şehridir. Irak’taki en büyük Türkmen nüfusu bu şehirde barınmaktadır. Irak’ta Osmanlı sonrasında krallık idaresinin kurulması ve 1958’den sonra gelen cumhuriyet idareleri Irak Türkmenlerine yönelik politikalarında Kerkük’ün bu özelliğini her zaman göz önünde bulundurmuş ve her dönemde bu Türkmen nüfusun ağırlığını ortadan kaldırmak üzere politikalar geliştirmiştir. Kerküklülerin Irak hükûmetlerince karşı karşıya kaldıkları

RSS - Önder SAATÇİ beslemesine abone olun.