Buradasınız

AY YILDIZIN GÖLGESİNDE GEYLANİ TÜRBESİ

AY YILDIZIN GÖLGESİNDE GEYLANİ TÜRBESİ Yasin Cemal Galata Tarihi Bağdat şehrinde çeşitli medeniyetlerden kalan eserlerin bir kısmı günümüze kadar gelebilmiş, bir kısmı ise zaman içerisinde yok olup gitmiştir. Türklerin Irak’ı yurt edinmeye başladıkları tarihten itibaren, bilhassa Osmanlı döneminde, bölge ve mezhep farkı gözetmeksizin Irak baştan aşağı imar edilmiştir. Osmanlı devleti döneminde Bağdat’ta köprüler, demiryolları, hastane, su bentleri, barajlar, kışlalar, şehitlikler, idarehaneler, karakolhaneler, sanayi mektepleri, okullar, konaklar, su kanalları, camiler, türbeler, dergâhlar imar edilmiştir. Bağdat’a en büyük imar faaliyetleri Osmanlı döneminde olmuştur. Günümüze kadar gelebilen camiler ve türbeler o dönemde yapılmış ya da yenilenmiştir. Osmanlı’nın mimarı Mimar Sinan tarafından büyük bayındırlık faaliyetleriyle bütün kutsal mekanlar elden geçirilmiştir. Tarih boyunca önemli bir şehir olan Bağdat’ta Türk eserleri günümüzde halen ayaktadır. İslam medeniyetinin manevi önderlerinden Abdülkadir Geylani hazretlerinin türbesi şehrin güneyinde, Babüş-Şeyh mahallesinde yer alır. Selçuklu döneminden günümüze kadar büyük ilgi ve itibar gören türbe Türk mimarisini Irak'ta temsil eden önemli eserlerden biridir. Abdülkadir Geylani 1166 yılında vefat edince, medrese hücrelerinden birine gömülerek üzerine türbe yapılmıştır. Türbe, 1508 Safavi istilası ile zarar görmüş, kısmen harap olmuştur. Kanuni Sultan Süleyman, 1534 Irakeyn Seferi sırasında Abdülkadir Geylani hazretlerinin türbe ve imaretinin yeniden ihyasını emretmiştir. Mimar Sinan tarafından planlanan, cami, türbe, tekke ile imaretten oluşan bir külliye inşasına başlanmıştır. 1638’de Sultan IV. Murad tarafından esaslı bir şekilde tamir ettirilmiştir. Sonrasında 1674’te Bağdat valisi Silahtar Hüseyin Paşa, 1708’de Sultan III. Ahmet, 1865’te Sultan Abdülaziz ve Sultan II. Abdülhamid dönemlerinde çeşitli bakım ve onarımdan geçmiştir. Irak'taki mimari yapılar içinde en büyük kubbe Abdülkadir Geylani Camii'ne aittir. Etrafı yüksek duvarla çevrili, geniş bir avlu içinde yer alan külliye, cami, türbeler, medrese, tekke, namazgah ve imaretten oluşmaktadır. Külliyenin ve Saat kulesinin yapım, onarım kitabelerinde Osmanlı tuğraları ve Ay yıldız günümüze kadar gelebilmiştir. Osmanlıca kitabelerin günümüz Türkçesiyle tercümeleri şu şekildedir: "Gazilerin ve mücahitlerin sultanı, sultan oğlu sultan Murad Han’ın emri; Osmanlı saltanatında itibar kazanmış Silahtar Mustafa Paşa’nın Hakanının buyruğuna iletmesi ve Allah hayrını kolaylaştırsın ve bu işin gerçekleşmesini istemesi üzerine Yeniçeri Ocağı kethüdası Bektaş Ağa’nın gayretleriyle 1639 yılında tamir edildi.” “Bu mübarek imaretin yapımını Sultanlar sultanı Gazi Sultan Süleyman Han 1534 yılında emretti. Sonra Gazi Sultan Mehmet Han oğlu Gazi Sultan Ahmet Han tarafından 1708 yılında ikinci defa yenilendi.” “1903 yılında, velilerin büyüğü, sırları yüce Abdülkadir Geylani’nin torunu, kadiri tarikatı postnişini Seyyid Abdurrahman Hazretleri; Sultan Abdülmecid Han’ın oğlu, müminlerin emiri, Hz.Peygamberin halifesi, karaların sultanı, denizlerin hakanı ve Harameyn’in (Mekke ve Medine) hizmetçisi sultan II. Abdülhamit’in himayesinde güzel bir şekilde tamir etmeye çalıştı.” Abdülkadir Geylani’ye her zaman gönlünde önemli bir yer veren Türk milletinin duyduğu derin muhabbet, Yunus Emre’nin “Seyyâh olup şu âlemi arasan, Abdülkadir gibi bir er bulunmaz” sözlerinle ifadesini bulmuştur. Geylani Külliyesi kitabelerine işlenen ay yıldızlar Bağdat’ta Türk mimarisinin birer temsilcisi olarak varlıklarını sürdürecektir.

Yazar: 

حبيب الهرمزي