Buradasınız

Kısa Hikâye Kemal Beyatlı Akrep

Kısa Hikâye
Kemal Beyatlı
Akrep

Bilenler bilir, bilmeyenlere hatırlatmak fena fikir sayılmaz, derim bir akrep olarak. Yeryüzünde bütün yaratıklar bizim hem yapımızdan hem de huyumuzdan tiksinir. Hele zehrimizden maazallah diyerek kırk fersah uzağa kaçarlar. Ne yapalım yani, bizim de yapımız bu! Dış dünyamız gibi iç dünyamız da böyle! Değiştirilmesi kolay mı? Şimdi biz buyuz, aynen iki çarpı iki dört eder gibi değiştirecek de halimiz yok. İyilik diye bir şey bizim kitapta yazmaz. Ne kadar çırpınsanız da sözlüklerde bize ait iyilik, insaf, utanma kelimeleri bulamazsınız. Bazı medikal araştırmacılar akrebin zehrinde ilaç veya bir umut olduğuna sizleri inandırmaya çalıştıklarına pek inandığınızı sanmıyorum. Çünkü akrep durup dururken zehrini bir Allah’ın kuluna vermez, bağışlamaz, yardıma yeltenmez. Bütün canlıya iğnesini sokmadan zehirlemeden boşuna emek vermez. O araştırmacılar, bin bir vesileyle ter dökerek ancak bir akrebi sıkıştırarak, keçe kullanarak veya laboratuvardaki aletlerle zehir keselerindeki zehri boşaltırlar. Hele o doktor veya hemşire eli kayar da akrebin kıskacına hedef olursa alimallah dünyaya geldiğine bin pişman olur.

İşte biz buyuz. İnkâr da etmiyoruz. Bizdeki bu özellik Allah’ın yeryüzündeki hikmeti olsa gerek.

Bizdeki huyu Nasrettin Hoca bir fıkrayla ne güzel anlatmıştı hani... Hoca, bindiği dalı kestiği anda küt, diye yere yuvarlanmıştı. Biz de öyleyiz kimse bize güvenmemeli. Yani güvendiğin yani bindiğin dal yani umutlandığın şey neyse seni alaşağı eder, hayatını zindana çevirir. İşte kulağınıza küpe olsun diye söylüyorum.

Ancak bu kadar korkutucu, iğrenç yapımıza insanoğlu niye özenir, ona şaşar dururum. Bazı insanlar yüzmeyi bilmedikleri için yalvara yakara suyun karşı yakasına geçmek ister. Bazen de el etek öper karşıya geçmek için. Suyun bu tarafında bir odun ile farkı olmayan insanlar genelde bu yolu denerler. Belki suyun karşı tarafından odun değil bir yaratık olduğu görülür ve adam yerine koyarlar onu. Öyle bir canhıraş çırpıntıda olur o kimseler.

Güngörmüş bilge kişiler, kıyametin kopmamasının nedeni yeryüzünde hâlâ iyi insanların olduğuna bağlarlar. İşte yeryüzünde o iyi insanlar karşıya geçmek isteyenleri sırtlarına alır ve suyun durgun yerinden ziyade en azgın dalgalı yerlerinde bile sırtlarındakileri dalgaya bırakmazlar.

O iyi insanlar kurbağanın yaptığını yapmazlar.

Akrep verdiği sözü bozup artık sözümde duramayacağım seni sokacağım dediğinde, kurbağa hemen suyun derinlerine dalar ve akrep kardeş yüzmek bilmediği için suyun azgın dalgalarında kayıp olur gider.

Bütün akreplerin huyu aynıdır, değişmez. Huyumuz batsın…

İyi insanlar asla fazilet yoksunu olmazlar. Sırtlarındakini mutlaka karşı kıyıya sapasağlam götürürler. Suyun karşı kıyısına ulaşanlar yeni güne başlar başlamaz, ilk sözü o sırtına alıp suyu geçiren iyi insana laf atmakla başlar.

“Suyu geçerken çizmelerim ıslandı. Onun yüzünden oldu.”

“Suyu geçerken çok korkmuştum. Sert kulaç atıyordu. Her attığı kulaç suyu dalgalandırıyordu. Dalgalarda boğulup öleceğimi sandım! Onun yüzünden bu korkuyu yaşadım.”

“Artık kimseyi ona suyu atlatmasına müsaade etmeyeceğim.”

Suyun karşı tarafında odun kafalı adam suyun bu tarafında bilge kesiliyor. Ne garip! Suyu geçip kurtulanların akıllarını çelmeye çalışıyor. Onların da bir vesileyle sırtına binmek hevesinde olurlar. Çünkü nehirden kurtuldu. Bütün zorluklar bitti sandı. Oysa hâlâ yolun devamında okyanusun olduğunun farkında değil.

Keşke o odun kafalılardan biri bana denk gelse ve bir gün beni sırtına alsa, sırtında taşıdığından ilk iğnemi ona sokup zehirlesem onu. Senin yükünü taşıyana hıyanet etmenin ne demek olduğunu gösterebilsem ona.
Biliyorum huyumuzdan hal hareketlerimizden hiçbir canlı bizi sevmez. Onun için yalnız yaşamayı seçmişiz. Yeryüzünde altı yüzün üzerinde çeşidimiz olsa da huyumuz aynıdır. Sevilen yaratık değiliz, olamayız da. Peşimizden gelmeyin. Bize uyanlar hep yalnız kalır ve hiç de sevilmezler.

Bizim de size hatırlatmamız gereken önemli bir konu var: Siz siz olun sırtladığınız kimseyi iyi tanıyın. Çünkü her insanın bir yerinde gizliden gizliye akrep huyu saklı durur. Nerede ne zaman o huy kendini gösterir bilinmez.

Yazar: 

kemal Bayatlı