Buradasınız

Türkmeneli’nden Türk’ün dilinden Kardeşlik Ocağı Silkiniyor Mahir Nakip mnakip@yahoo.com Neden Ocak? Türkmen Kardeşlik Ocağı, Osmanlı’nın Irak topraklarını terk edişinden bu yana Türkmenlerin 1960 yılında resmî olarak kurdukları ilk ve en önemli kuruml

Türkmeneli’nden
Türk’ün dilinden
Kardeşlik Ocağı Silkiniyor

Mahir Nakip
mnakip@yahoo.com

Neden Ocak?
Türkmen Kardeşlik Ocağı, Osmanlı’nın Irak topraklarını terk edişinden bu yana Türkmenlerin 1960 yılında resmî olarak kurdukları ilk ve en önemli kurumlarıdır. Müessisleri, bu toparlayıcı ve birleştirici kuruluşa boşuna “ocak” dememişler. Ocak Türklerde kutsaldır; bir bakıma ocak aile veya yuva demektir. Bunun en güzel delilini de deyimlerimizde bulmak mümkündür. Ocağı sönmek (aile fertlerinin yok olması), ocağı kör olmak (ailenin çocuksuz kalması), ocağı tütmek (ailede hayatın devam etmesi), birinin ocağına düşmek (yalvarmak anlamında) gibi deyimler ocağın ehemmiyetini vurgular. Gerçekten de Türkmen Kardeşlik Ocağı tesis edilirken, Türkmenleri bir ailenin fertleri olarak görüp bir araya getirmek, ortak bir hedef ve mefkure etrafında toplamak, gençlerin milli çizgide yetişmelerini sağlamak, farklı bölgelerde yaşayan Türkmenleri bir yerde buluşturmak ve Irak’ta Türkmenlerin oluşturdukları bin yıllık milli kültürlerini korumak, yaşamak ve yaşatmak amacıyla kurulmuştur. 1977-2003 yılları arasındaki süreyi bir fetret dönemi olarak kabul edersek, öncesi ve sonrasında gerçek anlamda topyekûn Türkmenlerin en yetkin temsilcisi Türkmen Kardeşlik Ocağı olmuştur.

Ocağın Önemi
Türkmen Kardeşlik Ocağı ne 2003 yılından önce ne de sonra ideolojik bir kurum olmuştur. Eğer ideolojik bir kurum olsaydı ne 2003 yılından önce varlığını sürdürebilirdi, ne de sonrası bütün Türkmenleri kucaklama imkânı olurdu. Ama söz konusu dönem arasında bir mefkuresi, hedefi, vizyon ve misyonu olmuştur. Dörtlü bir sac ayağına benzeyen bu vazgeçilmez kavramlar bir siyasî partiden kat be kat daha kutsal, kalıcı ve daha kucaklayıcıdır. Çünkü Ocak rekabet, çekişme, çıkar ilişkisi, şan-şöhret, makam ve maaş gibi menfaat girdabından asude ve vareste bir kurumdur. Bu da normaldir çünkü, bir parti muhtemelen belli bir zümrenin veya belli bir ideolojide olan ekibin kurduğu bir teşekkül olabilir. Ama ocak, hiçbir zümrenin veya ideolojinin temsilcisi değil, kendisini Türkmen hissedenlerin ve Türkmen’i yaşatmak isteyen herkesin evidir. Ayrıca sıradan ve müstakil bir Türkmen siyasete, partilere veya herhangi bir ideolojiye angaje olmak istemeyebilir. Ama her insanımız kendisini Türkmen kabul ettikten sonra Türkmen Kardeşlik Ocağı’nda kendine bir yer ve tanım bulabilir.

Eğer Ocağın 2003 yılından önce bu milli hasletleri olmasaydı, bugün Irak siyasî sahasında ne esamimiz okunurdu ne de bizi temsil edebilecek doğru-dürüst bir Türkmen aydını ve siyasetçisi bulabilirdik. 2003 yılından önce Irak topraklarında siyasî parti kurma gibi bir imkânımız olmadığı için Ocak, biricik kurumumuz, kaynağımız ve her türlü faaliyetlerimizi içinde yürüttüğümüz ocağımız, yani evimiz olmuştur. Ama bugün çok sayıda partilerimiz olduğuna göre ocağımızın yeri bu partilerin üstünde olmalıdır. Yani Ocak’ın, bütün siyasî partilere eşit mesafede durması gerekmektedir. Ne bir partiyi kayırmalı ne de bir partiyi karşısına almalıdır. Yani bir Türkmen dergâhı mesabesinde olmalıdır. Dolayısıyla Türkmen Kardeşlik Ocağı’nın hedefi, vizyon ve misyonu değişmemekle beraber, önemi ve görevi artmıştır diyebiliriz.

Yeni Ocak Yönetimi
2003 yılından başlayarak geçtiğimiz aylara kadar Ocağımız, İhsan Şefik, Aydın Halit, Prof. Dr. Mehmet Ömer Kazancı ve Prof. Dr. Necdet Bayatlı kardeşlerimizin başkanlıklarında dört yönetim dönemi gördü. Hepsi de başarılı olmuşlar, canhıraş çalışmışlar ve ciddi bir gayret göstermişlerdir. En önemlisi partiler üstündeki konumunu muhafaza ederek bütün siyasî partilerimize eşit mesafede durmasını başarabilmişlerdir. Türkmen halkı olarak her ikisine ve maiyetlerindeki yönetim kurulu üyelerine minnettardır. Özellikle Kazancı’nın, viraneye dönmüş, varlığı tarumar edilmiş, üstüne kül elenmiş ve âtıl kalmış ocağı ihya etmesi ve Kardeşlik Dergisini tekrar hayata geçirmesi mükemmel bir hizmet olarak kaydedilmelidir.

Değerli dava adamı Dr. Faruk Peri’nin başkanlığında yeni bir yönetimin başa gelmesi yerinde bir gelişme ve isabetli bir karar olmuştur. Bu kararı milli mutabakat kararı olarak görmekte yarar vardır. Gerçekten de bunun meyvelerini kısa sürede alabildik diyebiliriz. Nitekim genel kurul tarihi olan 27.11.2021’i esas alırsak henüz üç ayını bile doldurmadan yeni yönetimin bir dizi faaliyetlere imza attığını görebiliyoruz. Elbette bol miktarda farklı düzeylerde tebrik için gelen heyetler olmuştur. Tebrik eden heyetler arasında Türkiye ve Azerbaycan Büyükelçileri, Türkiye Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları ve Maarif Vakfı Temsilcilerinin bulunması kardeş Türkiye ve Azerbaycan’ın Ocağı ne kadar önemsediklerinin delilidir. Hemen akabinde şehitleri anma törenlerinin yapılması ve Ocak’ın önemli başkanlarından şehit lider Abdullah Aburrahman’ı mezarı başında ziyaret edilmesi takdire şayan bir faaliyettir. Ayrıca yine kısa bir süre içerisinde Irak İnsan Hakları Komisyonunun katılımıyla Türkmen hakları ile bir sempozyumun düzenlenmesi önemli ve emek isteyen bir faaliyet olmuştur. Ocağın sosyal medyayı da aktif kullanmasını görmek sevindiricidir. Kısacası yeni ocak idaresi iki buçuk ay gibi kısa bir zaman zarfından elliden fazla faaliyete imza atması alkışlanacak bir durumdur.

Yeni yönetimin elbette yeni ve uzun vadeli proje ve faaliyet programları olacaktır. Bu programların çok daha ses getirici ve iz bırakıcı olması gerekmektedir. Mesela Kerkük, Musul ve Erbil Şubeleri ile koordineli çalışmak ve ortak faaliyetler düzenlemek gerekmektedir. Ayrıca Ocak sadece Türkmenleri bir araya getirme mekânı olmamalıdır. Aynı zamanda Irak’ın diğer siyasi ve sivil kuruluşlarının Ocağa davet edilmesi ve Türkmenler hakkında onlara rapor ve bilgi verilmesi müstesna sonuçlar getirecektir. Ayrıca Bağdat’ta, Erbil’de ve Kerkük’te faaliyet gösteren birkaç önemli uluslararası kuruluş bulunmaktadır. Bu kuruluşlarla dirsek teması içerisinde olmakta da zaruret vardır.

Türkmen Kardeşlik Ocağı’nın temelinde gönüllülük esası vardır. İdeal yönetildiği dönemlerde hiç kimse vermiş olduğu hizmetten bir kuruş para almamış veya bilumum maddi çıkar elde etmemiştir. Çünkü burada hizmet gönüllülük esasına dayanmaktadır. Mesela yapılan toplantıların yemekli olması gerekmez. Belki Türkmen olmayan heyetlere, ziyaretçilere, yabancı misyon sahiplerine ve özel misafirlere yemek verilebilir ama her toplantının yemekli olması lüks kabilinden olup, Ocağın nezahetine ve idealizmine gölge düşürmektedir.

Yeni yönetimin, sonraki yönetimlere kalıcı ve iyi bir örnek olacağından kuşkumuz yoktur. Bu bir silkiniştir ve bir diriliştir. Çok sayıda siyasi partimiz olabilir ama tek bir ocağımız var o da Türkmen Kardeşlik Ocağı’dır; payidar olsun.

Yazar: 

Mahir Nakip