Buradasınız

Bize göre Gurnika ve Kerkük kalesi Erşat Hürmüzlü

Bize göre Gurnika ve Kerkük kalesi Erşat Hürmüzlü Bir çoğunuz hakkında olan yazı ve yorumları okumuşsunuzdur. Pablo Picasso’nun Guernika (Okunuşu Gurnika) tablosundan bahsediyorum. Picasso tarafından 1937 yılında yapılan bu tablo, İspanya iç savaşı sırasında Almanya’da Nazilerin 28 bombarduman uçağıyla 26 Nisan 1937’deİspanya’nın Guernica kasabasının bombalanması hikâyesini anlatıyor. Saldırı sırasında kasaba yerle bir edilmiş, yüzlerce kişi ölmüştü. 1937 yılında İspanya Hükümeti Paris şehrinde açılacak dünya fuarında İspanya bölümünde sergilenmek üzere Picasso’ya büyük bir duvar resmi sipariş etti. O sıralarda olan saldırıdan etkilenen ressam, saldırıdan sonra 15 gün içinde tabloyu tamamladı. Tablo bir dünya turu da görmüş ve şu anda Madrid Milli Müzesinde sergilenmekte olduğu gibi Birleşmiş milletler Güvenlik konseyi salonunun girişinde bir replika suretini görmüştüm. Feci bir manzarayı yansıtan ve koyu renklerle işlenen tablodan niçin bahsetmek icap etti? Çünkü Naziler, tablo, ün salıp artık her dilde dünyayıdolaşınca, günün birinde ressama gelip tabloyu neden bu kadar korkunç bir şekilde ve neden korku yaratacak kasvette yaptığını sorduklarında, hiç düşünmeden ve sakin bir şekilde cevap vermiş: - Gurnika’yı, ben resmetmedim. Siz elinizle resmettiniz. Siz benden önce oraya gidip, yapacaklarınızı yaptınız. İnsanlar, sizin yaptıklarınızı seyrediyor. Ben sadece önümde bulduklarımı çerçeve içine aldım. Bu şekilde sanat acı gerçeği yansıtmış oldu. Bana bu hikaye neyi hatırlatıyor biliyor musunuz? 1989 yılında Kerkük şehri benzer bir olay yaşadı. Daha sinsi, daha planlı ve hiç hava gücü kullanılmadan Kerkük’ün en eski semti, tarihiyle, eserleri ve tarihî binalarıyla Türklük şuurunu simgeleyen Kerkük Kalesinin yıkımına başladı eski Irak rejimi. Bunu yaptırmak için yüzlerce aile, net olarak 480 aile zorla Kale’den göç ettirildi ve sonradan bir tepe haline getirildi. Böylece koca bir semt, zengin bir tarih karanlıklara gömüldü. Değerli sanatçımız Mehmet Özbek’ten dinlemişsinizdir. Kerküklü şair Cumhur Kerküklü’nün dörtlüğünü terennüm etmiştir: Yıktılar Kalamızı Sürdüler balamızı Hele ruh boğazdayken Çektiler salamızı Evet, bizim Gurnika’mızı henüz dünyaya yansıtan olmadı belki. Ancak bu kara leke o rejimin alnından silinmedi ve silinmeyecektir. Bu faciayı dünyaya tanıtacak çalışmalar, bırakın ülkeleri, daha önce Irak şehirlerini turlayan sergiler olamaz mı? olması gerekir. Çünkü bu bir insanlık dramı idi ve oradan gözü yaşlı aileler, yaşlılar, kadınlar ve çocukların feryatları da bir değil, bir kaç tabloya yansıtılabilir. Bu gerçeğe, yani zulme karşı direnmiş olan, ancak ellerinden bir şey gelmediği için bu dramı Allah’a ve tarihe havale etmiş olan Kerkük Kalesi sakinlerinin feryadı susturulmamalıdır. Aslında bizim çağrımız bununla yetinmemektedir. Demek istediğimiz, artık bir kampanyanın başlatılması zamanı gelmiştir. Doğru ve bilimsel normlar içinde hazırlanan bir dosya ve görseller muhtevası olan raporlar, Uluslararası teşkilat ve mahfillere, dünya ülkelerine ve düşünürlere takdim edilip gereği yapılmalıdır. Gereği, Kerkük Kalesi binalarının rölöveleri çıkarılarak, eski görünümleri saklı kalmak kaydıyla daha modern ve yaşanabilir bir hale getirilmek üzere yeni bir çalışma başlatılmalı ve o acılı aileler veya mirasçıları kendi emellerine, dede yadigârına ve huzura kavuşmalıdır. Kerkük Kalesi dramını biz Guernika ile eşdeğerde görüyoruz. Bize niçin el uzatılmasın?

Yazar: 

Ersat Hurmuzlu