Buradasınız

Editör’den Türkmeneli’nde Ramazan ve Bayram Coşkusu

Editör’den Türkmeneli’nde Ramazan ve Bayram Coşkusu İslam coğrafyasındaki dinî münasebetlerde halk, büyük bir huşu ve sevinç içinde günler yaşar. Özellikle Ramazan ve Bayram sevinci yanında, halkın dayanışma ve yardımlaşma çabaları da topluma birlik ruhu aşılar. Türkmeneli coğrafyasında idrak edilen Ramazan ve Bayram günlerinde degörülmeye değer coşkulu sahneler yaşanır. Öncelikle Ramazan ayını sevinçle karşılayan Türkmenler, bu mübarek günlerde yaşanan güzellikleri idrak etmenin coşkusunu tadarlar. Evlerde eksik olan öteberi ve erzak, un, yağ, pirinç, bulgur, şeker ve çay gibi gıda ve tüketim malzemeleri tedarik edilirdi. Ramazan ayının yaklaşması üzerine ihtiyaç sahibi olan kimi aileler de hesaba katılarak, onlara da kimsenin ruhu duymadan un, yağ, pirinç, peynir, şeker ve çay gibi erzak malzemeleri gönderilirdi. Herkesin hafızasında Ramazan hatıralarının önemli bir yer tuttuğu şüphesizdir. Biz de küçük yaşlarda iken ramazanın gelişiyle değişik günler içinde bulunduğumuzu hissederdik. Özellikle Türkmen kadınlarının ramazan için değişik yemek menüleri hazırladıklarını hepimiz hatırlar. İftar sofralarının daha bir zengin biçimde hazırlanması için evlerimizde büyük telaş yaşanırdı. Tatlıya düşkün olan çocukların ramazan günlerine özgü köpme ve cevizli burmalar evlerdeneksilmezdi. Ayrıca baklama ve üzüm şerbeti Ramazan günleri çarşıdan alınan sofraların vazgeçilmez süsleriydi. Ramazan günleri camileri ziyaret edip vaaz dinleyenlerin sayıları artardı. Her gün ayrı bir camide ibadet etmek ve bazı günler kutsal makamlara gidip ziyarette bulunmak da gerekirdi. Ramazan dolaşmaları, arkadaşlarla buluşup kucaklaşmak, küslerle barışmak, bu mübarek ayın yarattığı güzel vesilelerdi. Ramazan günlerinde iftar ve akşam namazının kılınmasından sonra yatsı ve teravih namazlarının eda edilmesi, Müslüman halkımıza büyük bir huzur verirdi. İbadetlerin ardından tadına doyum olmaz ramazan geceleri başlardı. Türkmenlerin yaşlısı genci, ihtiyarı çocuğu hepsi birden kahveleri doldururdu. Artık bütün Türkmeneli çayhane denilen kahvelerde her zaman büyük bir zevk ve heyecanla izlenen Ramazan günlerine özgü Sini-Zarf oyunları başlardı. Madeni bir tepsi ile pirinçten imal edilen 11 zarf adı verilen fincan ve bunların altına saklanan bir boncukile oynanan bu oyun, üçer kişiden oluşan iki takım arasında yapılırdı. Boncuğu bulan taraf, tepside yeniden boncuğu saklama hakkına sahip olurdu. Ramazan’da Sini-zarf oyunu bütün Türkmeneli bölgelerinde oynanır. Nitekim bazen Erbil’den Kerkük’e, Bazen Kerkük’ten Erbil’e veya Tuzhurmatu’ya giden oyuncu takımları ve hoyratçılar sahurdan sonra geri dönerlerdi. Bu oyunun en büyük zevki, boncuk bulunduğu zaman yaşanan heyecandı. Boncuğu bulan tarafca naralar ve sevinç çığlıkları atılırdı. Bu arada kahvede bulunan ses sanatçıları okudukları hoyrat ve türkülerle meclisi şenlendirirlerdi. Bunun şerefine de kaybeden taraf hesabına kahvede bulunanlara baklava veya lokum gibi tatlılar dağıtılırdı. Oyuncular dışında kahvede oyunu seyretmeyi sevenler ve bazen sırf tatlı yemek için toplanan çocuklar da bulunurdu. Oyun bittikten sonra yeni bir oyuna başlanır ve böylece kahvedeki sini-zarf şenliği sahura kadar devam ederdi. Bazen sahur davulcularının sesleri ile şehir çınlardı. Eskiden sahur davulcularla birlikte zurnacılar da dolaşırmış. Ancak günümüzde bu gelenek sadece davulcular tarafından icra ediliyor. Çocuklar sahur davulcularını duymak için geç saate kadar beklerlerdi. Hatta sokaklarda davul çalanların arkasında mahallenin çocukları da dolaşır, belirli bir süre onları takip ederlerdi. Türkmeneli bölgesinde sini-zarf oyunu eskiden her kahvede bir takım veya iki takım olarak oynanırdı. Ancak günümüzde kahvelerde bazen 10-15 takım birden oynanıyor. Giderek daha da yaygınlaşan ve sevilen bu oyun yüzünden Kerkük ve Erbil’deki kahveler sabaha kadar dolup taşmaktadır. Böylece büyük bir heyecan, sevgi ve bereket ile Türkmen halkı güzel vakit geçirmektedir. Bayram Coşkusu Ramazan’ın sonunda bayram yaklaşırken Türkmenlerde bu sefer yeni bir telaş ve heyecan yaşanırdı. Bayrama birkaç gün kala Türkmen kadınları yöreye özgü külçe adı verilen kurabiyeler, tatlılar hazırlanır, kuruyemiş veçekirdekler kavrulurdu. Külçelercevizli, hurmalı ve dırnaklı (tırnaklı) denilen sade olarak üç çeşit yapılırdı. Çocukluk günlerimizde ekmekler ve külçeler ev tandırlarında pişirilirdi. Daha sonra çarşıda fırınlar açılınca külçeler fırınlarda pişirilmeye başlandı. Böylece evlerde hazırlanan külçeler tepsilere dizilir ve fırınlara gönderilirdi. Bu bakımdan bayram yaklaştığında ve özellikle arife günleri fırınların kapısında kuyruklar oluşurdu. Bayram sevincini en çok yaşayan hiç şüphesiz çocuklardı. Çünkü çocuklar için yeni giysiler, yeni çorap ve ayakkabılar alınırdı. Bu bakımdan bayram öncesi çarşılar cıvıl cıvıl olurdu. Her aile çocukları için bayrak alışverişi yapar, eksik bir şey olmasın diye günlerce çarşı pazar dolaşılırdı. Yeni elbiselerimizi arife gününün akşamı yatarken, yanı başımıza, hatta yastığımızın yanına koyduğumuzu bugün gibi hatırlıyorum. Ertesi gün Bayram namazından sonra camiden eve dönülür ve bayramlaşma başlar. Ardında bayram yemeğine oturulurdu. Çocuklar bayramgezmesine çıkmadan önce büyüklerden muhakkak bayramlık alırlardı.Evden çıkan çocuklar, yanlarına külçe ve kuru yemişler alırlar, arkadaşları ile buluşup bayram yerine giderler. Bayram yeri denilen alanda adına Çerfelek (çarkıfelek) denilen dönme dolaplara, atlı karıncaya binerlerdi. Bazen de fayton kiralayıp türküler söyleyerek şehir içinde dolaşılırdı. Erbil Kalesinde Tarihî Tören Geçirdiğimiz Ramazan ayı münasebetiyle Türkmeneli’nde yaşanan güzelliklerden biri de 19 Nisan 2022 tarihinde Erbil’de Türkmen soydaşlarımızın gerçekleştirdikleri Mevlut töreni idi. Erbil’in tarihî kalesinde yapılan bu güzel Mevlit töreninin anlamı gerçekten büyüktür. Özellikle Türkmen tarihinin en güçlü lideri Erbil Atabeyi Muzaffereddin Gökbörü’nün ilk kez bu şehirde başlatmış olduğu ve buradan dünyaya yaydığı Mevlut ayinlerinin yine bu kaleden yankılanmış olması, bize büyük bir gurur ve heyecan yaşatmıştır. Irak Türklüğünün çatısı ilk kez Erbil’de kurulduğu için, bu törenin Erbil’de gerçekleştirilmiş olması bize tarihimizi yeniden yaşatmıştır. Bu münasebetle töreni gerçekleştiren ve kısa adı TEBAolan Türkmen Basın Ajansı’na kocaman bir teşekkür borçlu olduğumuzu bildirmek isterim. Ayrıca bu güzel töreni ihya eden Kerkük Mevlit takımına, töreneşeref veren bütün siyaset ve devlet bürokratlarına, Erbil’deki her türlü etnik ve dini kesimleri temsil eden sivil toplum kuruluşlarının liderlerine ve en çok da katılımları iletöreni şenlendiren Erbil’in soylu Türkmen halkına teşekkür etmek her şeyin üstündedir. Türkmen toplumunun böylesine birlik ve beraberlik içinde güzel işler başarmaları doğrusu milletimize de moral ve umut vermektedir. Güzel Erbil’imizin güzel insanlarına sevgi, muhabbet ve dua gönderirken,kalbimizin kendileriyle beraber attığını bilmelerini isteriz. Bu güzel birlik ve beraberlik tablosunun Türkmeneli’nin her tarafında görülmesini yüce Allah’tan diliyoruz. Birlikte felah ve hayat, ayrılıkta ise memat vardır. Yüce Allah Türkmen toplumuna birlik, felah ve hayat nasip eylesin…

Yazar: 

Suphi Saatci