Buradasınız

Türkmeneli’nden Türk’ün dilinden VATAN MİLLET VE DEVLET Mahir Nakip mnakip@yahoo.com Kısa Tanımlar Milletlerin veya devletlerin tarihî seyri içerisinde vatan, millet ve devlet tanımları farklı olabilir. Her üçü de kutsal ve dokunulmazdır. En eski oluşu

Türkmeneli’nden Türk’ün dilinden VATAN MİLLET VE DEVLET Mahir Nakip mnakip@yahoo.com Kısa Tanımlar Milletlerin veya devletlerin tarihî seyri içerisinde vatan, millet ve devlet tanımları farklı olabilir. Her üçü de kutsal ve dokunulmazdır. En eski oluşum millettir; yani milli varlıktır. Milli varlığın temeli de milli kültürde saklıdır. Millet olmadan ne vatan ne de devlet olur. Başka bir ifadeyle, millet olunmadan ne devlet ne de bir vatana sahip olunabilir. ABD bunun belki ayrıcalıklı bir istisnası sayılabilir. Ama hemen hemen birçok devletin temel harcını bir millet kurmuştur. Demek ki esas olan millet olup onun yani millet şuurunun oluşumuyla da vatan belirlenir ve devlet de o vatan toprakları üzerine inşa edilir. Atatürk’ün dediği gibi ¨Mevzubahis vatansa gerisi teferruattır¨. Bir aile için ev ve bark neyse, bir millet için de vatan odur. Vatansız millet derbederdir, zevale mahkumdur. Devlet ise vatan mefhumunun ete ve kemiğe bürünmesidir; yani mananın maddeye, coğrafyanın tüzel varlığa dönüşmesidir. Biz burada vatanla devlet arasında bir Türkmen kimliği oluşturmaya çalışacağız. Vatan ve Devlet Vatanla devlet arasında çok sayıda felsefî ve siyasi bağ kurulabilir. Şöyle ki, vatanın yeri gönülde, devletin yeri ise akıldadır. Vatan bir coğrafyadır ama devlet siyasi sınırlardır. Vatan değişmez bir ülküdür, fakat devlet değişebildiği gibi gelişe de bilir. Vatan bakidir öte yandan devlet zail olabilir. Vatan bir Kızılelma, devletse erktir ve kızıl elmaya erişim vasıtasıdır. Özetlemek gerekirse, vatan toprak, devletse bayraktır. Devlet koruyucu, güvenliği sağlayıcı ve müesseseleri yönetme mekanizmasıdır. Devlet, bir milletin mirası olan milli kültürü de koruyup geliştirmekle mükelleftir. Devlet zayıflarsa milli kültür büzülür, daha da zayıflarsa vatan küçülebilir. Onun için Osmanlılar devleti, ebed-müddet olarak telakki etmişlerdir. Bir toprak uğruna mücadele edilmedikçe veya kan dökülmedikçe vatan olmaz, bir vatan toprağında yaşayan insanlar da hak etmedikçe devlet olamazlar. Biz Türkmenler, Irak devletinin toprakları içinde yaşayan bir Türk halkıyız. Ama Irak Devleti siyasi birlik ve beraberlik içinde temel taşlarını oluşturmadığından, bizim için vatan kavramı, devletin önüne geçmiş görünüyor. Yani Türkmen halkının temel görevi milli varlığını ve vatan edindikleri toprak ve şehirleri korumak ve geliştirmektir. Şüphesiz ki Irak devletinin vatandaşlarıyız, kanun ve düzenlemelerine harfiyen uyar, bölünmemesi için gayret sarf ederiz. Ancak devlet, âdil, insaflı, vicdanlı, hak ve hukuka riayetkâr olmadıkça Türkmenleri kucaklama ihtimali yoktur. Kaldı ki Irak devletinin ana unsuru olan Arapların bu topraklar için (mesela İngilizlere karşı) kan dökerek bir zafer kazanmışlıkları söz konusu değildir. Bu bakımdan (Onun için) Türkmenler için Irak devleti, Türkmeneli dediğimiz ve vatan kabul ettiğimiz coğrafyadan daha değerli değildir. Irak devleti hak ve hukukumuzu verdiği ve sağladığı sürece devletimizdir. Buna mukabil Irak devletinin yasalarına mutlak saygılıyız, temel ilke ve umdelerine bağlıyız. Irak Devletinin birlik ve beraberliğine halel getirecek bir eylemde bulunmamız asla söz konusu değildir, olmayacaktır. 21. Asırda Irak Gerçeği 21. Asır, 20. Asırdan daha huzurlu geçmiyor. Savaşlar, çatışmalar, ihtilaller, ihlaller, işgaller ve milletler arası çekişmeler bütün şiddetiyle devam ediyor. Ortadoğu’da ve bahusus Irak’ta bir devlet çatısı altında Türk olarak yaşamak ve milli kültürü koruyabilmek oldukça zordur; Irak’ta ise daha da zordur. Kimisi Türkmen’in coğrafyasını ve şehirlerini yutmak istiyor, kimisi de Türkmen’i mezhep bağlamında bölmek istiyor. Ama devlet olarak Irak adeta köpük veya pamuk tozu gibi uçuşup kaybolmaktadır. Devlet vasfını temsil eden bütün değerleri yağmalanıyor, tüketilmek ve tükenmek üzeredir. Yani Irak devletinden bahsetmek giderek zorlaşıyor. Düşünün 10 Ekim’de seçimler bitmiş ve sonuçlanmış ancak dokuz ay geçtiği halde ne cumhurbaşkanı seçilebilmiş ne de bir hükümet kurulabilmiştir. Tek kelimeyle maskaralık. Böyle bir devletin geleceğine, hukukuna, siyasetçisine ve hatta kurumlarına itimat etmek ya da güvenmek mümkün mü? Ez cümle Türkmen halkı veya Türkmen siyasetçisi çatırdayan Irak devletini tek başlarına kurtarabilecek bir durumları yoktur; olamaz. Hal böyle olunca, topyekûn Türkmenler öze dönüp kendi evlerinin içini tertiplemeleri gerekiyor. Siyasî ve bütün sivil kuruluşlar aktif bir şekilde kendini ıslah etmeli ve güçlendirmelidir. Toplumun fertleri arasında yardımlaşma ve dayanışma sürekli vurgulanmalı ve işlenmelidir. Irak’ta eğitim ne kadar kötü olursa olsun, Türkmen eğitimi kalitesini bozmamalı, bilakis mümkün mertebe dünya standardına yükselmesi için gayret etmelidir. Sivil kuruluşları canhıraş çalışmalıdır. Medyası zenginleştirilmeli ve güçlendirmelidir. Kabiliyetli insanları ticarete ve yatırıma teşvik edilmelidir. Her Türkmen dünyada olup bitenleri ve gelişmeleri yakından takip etmelidir. Mümkün mertebe dünya ile entegre olmaya çalışılmalıdır. İhtilaflar bir kenara bırakılmalı ve özellikle mezhepsel ayrışmaya tamamen son verilmelidir. Türkmen bölge ve şehirleri arasında güçlü bağlar kurulmalı ve iş birlikleri yapılmalıdır. Felaha, ancak öze dönüşle erişilebilir.

Yazar: 

Mahir Nakip