Buradasınız

Bize Göre Süper Milliyetçi Yoktur

Bize Göre
Süper Milliyetçi Yoktur

Hayallerini gelecekte değil, geçmişte arayanlar vardır. Zamanımızda da buna benzer sunumlarla karşılaşıyoruz. Halbuki milliyetçiyim diyen bir kimse, milletin değerlerini yükseltmek için çalışın insan olmalı, geleceği düşünerek adımlarını atmalıdır.
Bazen aklınızda şüphe uyandıran bazı konularda bir doğru görüşü aramak, bir bilene sormak ihtiyacı geçer içinizden. Ancak asıl fetva veren kimse, bilmiyorum diyendir.
Her şeyi bilen, her konuda süper olduğunu sanan insanlarımız vardır elbette. Onlar kendilerini süper vatandaş kabul ederler. Halbuki süper vatandaş da yoktur. Süper Milliyetçi de yoktur.
Neden biliyor musunuz? Çünkü bir çiçekle bahar olmaz. Başkasının fikrinden faydalnmayan, en iyisini ben bilirim diyenlerden de korkmalıyız dostlar.
Bir İran atasözü vardır, oralarda çok söylenir: Sen istediğin şeyi ekebilirsin, serbestsin o konuda. Ancak sadece ektiğinin mahsulünü alabilirsin. Her şeyi hasatları içinde görmek isteyenlere ithaf olsun.
Zaman zaman bize de soruyorlar. Sizin çizginizde yelken açanlar kimdir, ne istiyorlar?
İşte söylüyoruz:
- Biz kimiz?
- Ne İstiyoruz?
- Nasıl hareket ediyoruz?
Biz bir davaya inandık. Bu dava için ve Türkmen Ülküsünü yaşatmak için toplumumuzla şu konuları paylaştık. Bu fikirlere inanan ve benimseyen insanlar dostumuzdur, yol arkadaşımızdır.
- Biz, yani bu fikre inananlar siyasî, bir teşekkül değiliz.Türkmen toplumunun bağrından çıkan hiç bir siyasî partinin de karşısında değiliz. Taraf değiliz. Tarafsızların tarafıyız. Mutlaka taraf tutmamız gerekirse sadece ve sadece doğruların tarafında oluruz.

- Siyasî parti ve teşekküller de mutlaka olmalıdır. Milletin kaderini çizmekte büyük rolleri olacaktır. Bizim dediğimiz, siyaset yapmak için değil, millî davaya hizmet yapmak için var olmaları kaçınılmazdır.

- Bu bağlamda milletimizin hayrı için her doğru adımı var gücümüzle destekler, Milletin ittifak içinde olarak yanlış olduğunu söylediği bir konuda da, hiç bir tarafa diyet borcumuz olmadığı için onun yanlış olduğunu ayan beyan açıklarız.

- Bizim gibi düşünenleri kucaklar ve beraber oluruz. Bu ülküye inananlar tabii dostlarımızdır. Bu yol kimilerine ağır gelip de kendi çıkarlarına bakmak isteyenlere de sitem etmedik. Hata, varsa belki bizim anlatamama hatamız olmuştur dedik her zaman.

- Biz çeşitli lisanlarda kitap ve dergi yayınlamakla tarihe not düştüğümüzü açıklıyoruz. Yayınladığımız onlarca kitap ve dergi hâlâ birçok kıtada ve ülkede dernek ve üniversitelerin kütüphanelerinde yerini almakta, hâlâ bizimle abonmanları devam etmektedir.Bu kitapları hiç okumayıp da ahkâm kesenlere dönüp bir cevap vermedik, vermeyeceğiz.

- Onlarca yıldır davamızın selameti için çağırıldığımız her yere gittik. Yurt içinde ve Amerika’da olsun, Avrupa’da olsun veya komşu ülkelerde olsun çoğumuz ne uçak bileti istedik, ne otel masrafı Kabul ettik. Teklif edilen yardımları da reddettik. Çünkü bizim ve dostlarımızın yaptıkları karşılıksız olur.

- Milletimizin konularının ortak akıl ile idare edilmesinden yanayız. Hiç bir kutuplaşmanın içinde olmadık, olmayacağız.

Ve son olarak tekrar diyoruz ki, millî davada karşılık ve bir bedel beklenmez. Bu söylemlerden rahatsız olanlar ve kendilerini süper milliyetçi olarak takdim edenler de mutlaka olacaktır. Onların da kendi doğruları vardır. İtiraz etmiyoruz, çünkü biz onay mercii değiliz, kimse de değildir.

Bir noktada birleşelim, çok sevdiğimiz milliyetçi projeler vardır şu anda. Yani içinde gerçekten milliyetçi insanlar vardır. Ancak gönül ister ki sadece milliyetçi projeler değil, milletin bağrından çıkan millî projelerle de yol alalım.

Aman dikkat, burada kimseyi kişisel olarak kastetmedik. Ancak bizim çizgiden rahatsız olanlar da olabilir. Bir özel cevap vermemizi bekleyenler de olabilir. Hiç beklemesinler, hiç cevap vermedik, vermeyeceğiz de.

Not
Duyar gibi oluyorum bazılarını: Bu millî davaya hizmet etmek isteyen, önce bu topraklara gelsin, burada mücadelesini versin.
Bu bağlamda iki başlık var: mücadele ve ülke toprakları.
Mücadele, bir ülküye inananların harcıdır. Her yerde ve her mevkide yapılır. Tabii ki ülke topraklarında yapılan en ulvisidir.
İkinci öğe, o topraklarda bulunmak. Ancak o topraklarda yaşamını sürdürüp suya sabuna dokunmayanlara, müşterek dava için hiç bir katkısı olmayanlara bir çift lafınız yok mu?
Sorun bakalım, hangisi hizmet odaklı, hangisi değildir?

Yazar: 

Erşat Hürmüzlü